A Buraları Bi Yıksalar Pasaj Yapsalar!

15 / 02 / 2017

Memleketin problemleri saymakla bitmez.

Neresine el atarsanız atın muhakkak elinizde kalır.

Geçmişten gelip günümüzde üst üste binen,

biriken problemler ne yazık ki artık kronikleşmiş durumdadır.

Kadim bir şehir olan bu şehir,

bu kadimlik üzerinden yola çıkarak neleri heba etmiş!

Nelerini hala da heba etmeye çalışıyor anlamaya çalışıyoruz; çünkü şehir bizim şehrimiz.

Daha önce ki belediye başkanımız yani henüz büyümeden önceki belediyemizin başkanı

şehrin girişlerine yabancılar görsün diye şöyle bir slogan astırmıştı:

“12 bin yıllık dünyanın en eski şehrine hoş geldiniz…“

Ben de sloganı okuyunca

şöyle bir afalladım.

Kahveye bakıp falandım,

aldandım, yaldandım.

Kendi kendime dedim ki,

‘Şu slogana acep şöyle baksak,

özeleştiri mi olur, yoksa eleştiri mi olur!’

Sonra seeeet kımın kurdum cümleyi:

“Dünyanın en eski kafalı şehrine hoş geldiniz…” desem…

Durun… Ele hemen tiziklenmeyin, biraz durun düşünün… Sonra bağırıp çağırın!

Kadim bir tarihe sahip olan bu şehir,

ne yazık ki zaman içinde kendi tarihine sahip çıkmamış/çıkamamış.

Sürekli yakıp, yıkmış bilakis kendi tarihine kendi düşmanı olmuş.

Şehri çepeçevre çevreleyen şehir surunun taşlarını

ağızdan diş söker gibi,

söke söke bitirmiş.

Talan etmiş.

Sura üflemiş.

Yalan etmiş!

Zaman zaman eski şehrin sokaklarında gezerken talan edilen,

sonra da yalan, dolan edilen mekânlarını gördükçe hayıflanıyorsunuz.

Ama ne yazık ki, elinizden de pek bir şey gelmiyor çünkü güç bizde değil Himen!

Gelişmişlikte Antep-i örnek veren bu şehrimizin insanları,

son 10-15 yıldır da, tarihe, tarihi değerlere sahip çıkmada Mardin-i örnek vermektedir.

Ama kendi tarihine sahip çıkmayı, korumayı akıl edememektedir.

Geçenlerde yine sihirli makine mi alıp ucuzluk pazarının arka taraflarında geziyorum.

Burada bulunan Sultan Hamamını ve Keçeci Hamamının fotoğraflarını çekiyorum beni gören bir esnaf cüngüme yanaşıp:

-Ağey bunarı niye çekisen?

-Heççç ben biye çekiyem

-Nasıl sen siye çekisen… Yani bi işiye yarami mı?

-Yoğ maksat arşivimde kalsın onun için çekiyem

Hamamı göstererek;

-A bıraları bi yıksalar var yaaa…ooo… Çok iyi olur

-Nasıl yani?

-Buri bele dümdüz edecağsan… Bura bi pasaj tikecağsan… Esnafa tükken çıkaracaksan… Vay vay vay…

-Niye… Yazık değil mi, bu tarihi eseri dümdüz etmağ?

-Lo ne yazığıııı… Babaya rehmet… Baksana haraba olmuş… Ele orta da duri.

-Ama burası, en az 300-400 yıllık tarihi bir yapı, bunu yıkmak hoş bi şe mi?

-Ağey ele deyisen de… Bura da, tüken kiraları ne kadar, bili sen mi… bak a ben bu, g…. kadar tükene, a ha bu kadar kira veriyem, çoğu zaman da kirayı çıkartamiyam kurbani olım!

-İyi de… Burası yıkılsa siye ne faydası olacak tükken kirasından başka?

-Olur mu? Tüken kirası ucuzlar, burada ki tüken mülkleri ucuzlar…Bura çarşı olur şenlenir…

-Yok… Yanlış düşünsen… Ben siye katılmiyam!

-Bi kaç sene önce Öztiker istemiş, pasaj yapmak için, sehepleri bir kaç kardaş anlaşamamışlar onun için de vermemişler… Cimriler… Para için öliler, bilimisen?

-Yok, bilmiyem tanımiyam seheplerini…

-Ben biye deyiyem ki;

“La oğlum yimağını bilmiseyiz, verin biye parayı, bak nasıl çatır çatır yiyiem… Sizin de heyifiyizi alıyam o nammıssız paradan!

-Pari siye versinler… Sen de çatır çatır yiyesen… Onların yerine… Ele mi?

-He… Niye olmaz mı?

-Olur, olur… Seni kımın birini bulmuşlar, vermeyecaklar da, kime verecaklar canım(!)

Evet.

Arkadaşla muhabbetimiz bu…

Sultan Hamamını,

Keçeci Hamamını yıkacaksız,

Dümdüz edecaksız

Buraya pasaj yapacaksız!

Mantık bu

Totik bu…

Şehrin tarihine sahip çıkma anlayış bu.

Fikri bu

Görüşü bu…

Şimdi Sultan Hamamından biraz bahsedeyim sizlere;

Efendim hamam, Ucuzluk Pazarı ile Kazancı Pazarı arasında bir yerdedir.

Hamam üzerinde bulunan kitabe çok silik olduğundan dolayı kitabe tam olarak okunamamıştır. Bundan kelli, hamamın kimin tarafından inşa edildiği de tam olarak bilinmemektedir.

Halk anlatılarına göre;

Sultan IV. Murat Revan seferine giderken Urfa’ya uğramış, Urfa’da kalmış ve bu hamamda çimmiş, rivayet odur ki, bundan dolayı Ruha halkı, o günden sonra bu hamama Sultan Hamamı demiş.
Keçeci Hamamı da; bu hamamın kuzey cephesinde yer alır.

Kitabesi bulunmadığından dolayıdır ki, yapım tarihi, tıpkı Sultan Hamamın da olduğu üzere,  yapım tarihi tam olarak bilinmemektedir.

Geçmişten gelen ve hayvancılığın bolca yapıldığı bir yöre olmasından dolayı, keçecilik merkezi olan Urfa’da, Keçeci esnafına hizmet etmek amacıyla özellikle de keçe pişirmesi amacı ile yaptırıldığı tahmin edilmektedir.

Büyük olasılıkla da XVI.-XVII yüzyılda yaptırıldığı kuvvetle muhtemeldir.

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Urfa kısmında bu hamamdan söz etmektedir.

Daha birkaç yıl öncesine kadar da; Urfa’mızdaki keçeci esnafı tarafında kullanılmakta idi.

Keçecilik mesleğinin revaçta olduğu dönemler de keçeci esnafı buraya belirli günlerde gelir sırası ile atölyede hazırladığı keçeleri büyük bir meşakkatle göğüsleri ile pişirir sonrada yıkanıp çekip giderlermiş.

TRT’nin çekmiş olduğu gelmiş -geçmiş en iyi belgeseller arasında gösterilen;

“Keçenin Teri “ adlı belgeselin bir kısmı da bu hamamda çekilmiştir.

Günümüzde hem Sultan Hamamı,

hem de Keçeci Hamamı

bakımsızlıktan kaderine terk edilmiş!

Hamamın etrafı pislikten geçilmiyor.

Hamamın; sağını, solunu, duvarını, kapısını kısacası her yerini işgal etmiş olan esnaf da, çerini çöpünü kapının önüne, duvarın dibine bırakarak, burada kirli bir görüntüye neden olmaktadır.

Bu Tarihi Hamamlar o makûs talihlerini ve tarihlerini değiştirmek için bilinci kapalı iştahı açık müteahhitlere göz kırpmaktadırlar.

Yeni yetme Özdikerlere gel gel etmektedirler.

E nasılsa halkta kendi tarihine sahip çıkmayıp dümdüz etmenin peşinde!

Yöneticilere gelince;

Onlarda kendi düşünde,

Yapacakları reklamın/ reklamların peşinde,

Kimselerin kullanmadığı, kaderine terk edilen böylesi metruk hamamlarda ne diye terlesinler ki!

Onlar popülaritesi daha yüksek yerlerde keslenemek, ter atmak, limon soda içip rahatlamak istiyorlar.

Ne diye tarihe şehrin değerlerine sahip çıksınlar ki…

Hele ki kendilerine bir getirisi de yoksa…

Memleketi tarihi kimliğinden çıkartıp

Taziye evi ve pasajlar şehrine çevirenler selam olsun!

Selam olsun

Saray gibi Urfa evlerini yerle bir edip;

Mekke, Medine, Halep çarşılarını inşa edenlere,

Memleketi tikenlere, tükenlere sonrada tükenenlere selam olsun (!)