Avm ve Çiş meselesi!

11 / 01 / 2017

Yeşil Komünist atalarımız, geçmişte ne güzel demişti:

“Kapitalizm, küçük suyu 500 kuruşa satıp 1000 kuruşa çiş etmesidir.”

Tabi bu ülkemizde ki kapitalizmin tarifi…

Bir de gavur ellerinde ki tarif var o da şöyle:

“Kapitalizm küçük suyu 1 Euor’ya satıp beleş işetmesidir…”

Şimdi biye;

“Allahisen, sen siye ne deyisen…” diyebilirsiz!

Şimdi AVM’leri bilirsiniz!

He iyi biliriz.

AVM’ler; eski ve yeni mahalle de ki, bakkal dükkânlarımızın,  üstüne kibrit suyu döküp bir nevi tarihe karışmasına sebep olar yerlerin topluca adıdır.

Bir başka deyişle;

Gözü dönmüş sermaye Trollerinin,

Para hırsıyla yanıp tutuşan

kartanoz kartellerinin,

 “Paranın dini imanı yok…” anlayışının tezahürüdür.

“Kâr edim de… Nasıl ediyemse edim…” anlayışının dışa vurumudur.

Günümüz dünyasının ihtiyaçlarının getirdiği koşullar içersinde;

Euoro/Dolar paritesi eşliğinde, 

İnsanoğluna armağan ettiği yerlerin adıdır AVM’ler...

Marka olmuş kolhozlarının kümelendiği

İnsanların alışveriş yaparken

Güle oynaya eğlendiği

Para harcama hırsı ile bilendiği yerlerin adıdır AVM’ler

Sosyete olmanın;

Avam takılmanın,

Caka atmanın,

Fiyaka parlatmanın adıdır AVM’ler.

Urfa’mızda son birkaç yılda açılan AVM’ler oldu ama en görkemlisi ve en büyüğü Piazza AVM.

Her ne kadar ismi Pizza’yı çağrıştırsa da, Hem Pizza hem Piazza yani her ikisi de İtalyano Sikilaçi dilinden dünyaya yayılmıştır.

Piazza; Latince de “Meydan “anlamına geliyormuş.

Şimdi içinizden bir kısmı;

“Yav yeter yeter! Bizi deli etti, divane etti… E di ha de derdi neyse aynat çişimiz geldi…” diyordur.

Yaw arkadaşlar durun hele ecele etmeyin… 

Heci emmi ecele işi sevmez aynadacağım,

Bi lokma relakş olun…

Hele birez rehetleyin arkadaşlar…

Bahse konu olan bu Piazza,

Değil Urfa’nın, bölgenin en büyük alışveriş merkezlerinden biri sayılır.

Hafta sonları; “İnne atsanız yere düşmez…” kabilinde bir kalabalık var.

İçeri girdiğinizde;

Herkes bir şeyini kaybetmişçesine

Sonra bulmuşçasına,

Bulduktan sonra

Beleş alacakmışçasına

Malların üzerine yumulmuşçasına

Yumulduğu malı

Kimseler kaptırmak istemezmişçesine,

Talandan mal kaçırmışçasına

Bir alışveriş çılgınlığı içersindedir!

Sizi bilmem ama ben; İçeriye daha ilk adımımı attığım andan itibaren üzerime bir ağırlık, bir yorgunluk hâsıl oluyor.

Manyetik bir çekim alanına girmişçesine,

Baz istasyonun yaydığı zararlı bir ışının sonucunda

Şok dalgası yemişçesine bir durumla karşılaşıyorum.

Hele o yerlere döşenen mermerler…

Aman Allah’ım! Sanki bu mermerler, size patinaj yaptırmak için döşenmiş.

Rahat yürümenizi nasılda engelliyor, sizi nasılda yoruyor, yürürken sizi frenliyor ama ne yazık ki alışveriş yapmanızı frenleyemiyor.

Yorulunca, oturacak bir yer bulmada, bir hayli zorlanıyorsunuz.

Niye?

E niye olacak; kapitalist arkadaş, oturmanıza kolay kolay izin vermiyor da ondan!

Adam istiyor ki, AVM’nin içersinde, madara beygiri gibi dolanasın!

O dükkândan senin bu dükkân benim, dolaşıp durasın!

Dükkân kiraları; Euoro/Dolar üzerinden alınıyor.

Yani kiracılar gavur parası ile sömürülüyor hal böyle olunca da, kiracı arkadaşlar,  Müslüman arkadaşları bir şekilde sömürüyor, indirim varmış gibi sizi içeri çekiyor, biri beşe veriyor, böylece bir sömürü düzeni kuruluyor.

Ha diyeceksiniz ki;

“Alan razı, veren razı, nasıl tutmasın, kaçan tavşanı, bu tazı…” 

Bu tarz yatırımcı arkadaşlar, insanların para harcama dürtülerini gıdıklamayı çok iyi biliyorlar onun içindir ki, sizi alışveriş yapmak için sürekli teşvik ediyorlar, teşvik ederken de sizin mutlu olmanızı, kendilerinin mutlu olmalarını sağlıyorlar.

Adam orayı canlı tutmak için çekilişler düzenliyor, sanatçılar getirtiyor.

Alışverişlerde, belli bir harcama miktarı koyup, onun üzerine çıkmaya sizi teşvik ediyor, size özel olduğunuzu his ettirip bir başka şansa yönlendiriyor tutup oraya 4X4 bir jeap koyuyor bir çekiliş kampanyası düzenliyor.

 “Ne kadar alışveriş o kadar Jipp…” diyor!

Teşhir ürünü olan Jippin ya da Mercedes’in yanından geçerken hafif gülümsüyorsunuz uzaktan uzağa:

 “Bekle beni 4X4, yakında siye binecağam…” diyorsunuz…

Sonra arabanın eksozundan size doğru garip bir ses geliyormuş hissine kapılıyorsunuz;

“ Cızzıttt…Eaovvv…” Sesini duyuyorsunuz...

Haydi, bütüüüün bunların hepsine anladım amenna… Kabulüm…

Şimdi birileri bana;

Sana “zorla mı gel diyorlar…” da geliyorsun… Diyebilir.

Ona da amenna… O da kabulüm…

Bana o kadar da haksızlık etmeyin bence… Bilişim çağının arifesinde, reklam uşaklığının kuvvetli nefesinde,  bizim, çoluk çocuğumuzun beynine bunu işleyerek, bizleri oraya çekmeyi, bu şekilde, bir şekilde başarıyor bu kapitalist arkadaşlar yani düzeneği kurmuş bize/bizlere; “Geh bili bili…” diyorlar.

Canı cehenneme bu düzenin ve düzeneğin!

Benim zoruma giden ne şimdi onu anlatayım.

Bu AVM’lerin;

Abdesthaneleri, yüz numaraları, Yani WC’leri , Yani helâları, yani Layd & Men’leri…Yani kenefeleri, yani toualetleri, yani tuvaletleri…daha sayayım mı?

Özellikle de, hafta sonları binlerce insanın girip-çıktığı, gezip dolaştığı, yediği, içtiği, s……. bu yerin yetersiz sayıda tuvaletin olması zoruma gidiyor.

5-10 dakika sırada beklemek zoruma gidiyor.

Evet. Kapitalist arkadaş sağ olsun pisuar da yapmış ve “istersen burada da çişin yapabilirsin…” diyor ama Müslüman bir toplumda pisuarı olayı yok gibi çünkü ayakta hacetinle def etmen günah, aynı zamanda kabir azabıdır!

E ehli insaf yahu…

Mekânın ortalarını, gezi alanlarını bile kiraya vermişsin, boş yer yok ama iş tuvalete gelince mi?

Bu abdesthane orada çalışan personelin ihtiyacını karşılayacak durumda bile değil.

Aslında suçun yarısı siz de ise, diğer yarısı da, buraya ruhsat veren, projesini inceleyen, kabul eden, denetleyen arkadaşlar da olmalı diye düşünüyorum.

Layn hiç mi bu arkadaşlara;

 “Yav bu kadar sayıda ki abdesthane, kime, neye yetecek!” dememiş.

Ma bu çiştir ha…

Ele altyapı da, kendi mecrasında, rögara akmıyor ki arkadaşım!

Gidip lawabonun önünde 5-10 dk. Beklemek de neyin nesi oluyor insanın asabı bozuluyor.

Bunu çoluğu var

Bunun çocuğu var

Bunun kadını var

Bunun kızı var

Bunun ihtiyarı var

Bunun prostatı olanı var…

Beni AVM’n de dolaştıracaksın, koşuşturacaksın, daha fazla para harcatacaksın ama iş, çişe gelince… Diyeceksin ki…

“ Git işineeee, pardon çişine… Beni uğraştırma!”

Ben ve bütün arkadaşlar, hacetini senin helâna defederken, oranın yeterli olmasını istiyoruz çünkü bu zaruri bir ihtiyaçtır öyle yapacağımız alışveriş gibi lüks bir şey de değildir.

Bize; “git çişini evde yap alışverişini burada yap…” diyemesin arkadaşım diyemesin!