İNŞALLAH URFA’DA BUNU YAPABİLECEK ADAM ÇIKAR!

19 / 01 / 2018

Ne demek şimdi bu?

Bu, şu demek… Şu bu demek:

‘Adana’da Arapça tabelalar söküldü…’ diye…

Ulusal basında yer alan bu vb. haberlere bakarak, Urfa’daki bir arkadaş ve bunun gibi birkaç daha arkadaş… Ha bu arkadaş/arkadaşlar öyle sıradan arkadaş/arkadaşlar değiller onu da belirteyim.

Entelektüel, yazar, yorumcu, fotoğrafçı, çerçi, aktivist, arkeolog, sosyolog, humanist…

Yani say saya bildiğin kadar.

İsminin önüne, eşek yüküyle unvan koyan arkadaşlar, bunlar.

Basından bu haberi alıp, sosyal medyada paylaşmışlar.

Üzerine de şöyle bir not düşmüşler:

‘İnşallah Urfa’da bunu yapabilecek adam çıkar!’

Bu arkadaş;

Adam olana,

Adam olmak isteyene/isteyenlere,

Henüz adamlılığının farkında olmayanlara,

Bir şekilde, bu şekilde mesaj veriyor.

Bu mesajla, kahramanlıklarını test edip yiğitlik libidolarını harekete geçiriyor.

İşte bakın,

Adana bunu bunu yapmış da, siz de gerekeni yapın haa…Demeye getiriyor/getiriyorlar.

Peki; bu arkadaş/arkadaşlar başkaca ne diyor?

Yine arkadaşın kendi paylaşımından aktarayım:

‘Arapçayi ve araplari korkak vatanini sevmez vatanini birakip kaçan her türlü pis fiileti işleyenlerden arapça alfabeyi kurtarmaktirunutulmamalikikurani ketim arapçadirvelajinyalnizaraplarındegildir işte bu alfabeyle layik olmayan bu insanlardan Arapçayikurtarmaktirzirra bunlar elifbaya layik değiller…’

Düşünün… Bir ulusu, bir ırkı, bir kabileyi, bir aşireti, korkaklıkla, vatanını bırakıp kaçmakla, her türlü pis fiiliyatı işlemekle suçluyorsun bunu da güya onlara, iyilikte bulunarak yapıyorsun,hem de Arapça alfabeyi de farkında olmadan aşağılamak suretiyle, onların elinden almak, kurtarmak suretiyle yapıyorsun.

‘Unutulmamalı ki Kurani ketim Arapçadır...’diyor… Ki ben burada ne demek istediğini pek anlayamış değilim gelin bunu da cahilliğime verin.

Devam ediyor arkadaş:

‘velajin yalnız arapların değildir!’

Ee…

Ne ee…

Adam bu alfabeye layık olmayan Arapçayı, bu insanlardan kurtarmanın derdinde kurtarmanın peşinde.

Niye?

Niye olacak, bunlar bu alfabeye layık değiller de ondan.

Binaenaleyh şurada ki derin çelişkiye,

anlam kaymalarına,

fakr-u zaruret içersin de kalma durumlarına bakar mısınız?

Hem Arapçaya ve Arapça yazılan tabelalara tahammülün etmeyeceksin hem, kaldırılmasını isteyeceksin, bir an önce bertaraf edilmesini yetkililerden talep edeceksin, yapmaları halinde alkış tutacaksın... Öte yandan da bu alfabeyi bu vatan hainlerinin elinden kurtaracaksın, ele mi?

Şu tutarsız ağıza bakar mısınız?

Şu ne dediğini anlamamazlığına bakar mısınız?

Hem faşizm zihniyetine sahip olacaksın, hem de yetkililerden komünist uygulamalar isteyeceksin!

Bu en hafif tabirle ne demek biliyor musun?

 ‘Gavurca’nın altına yatıp, Arapçanın üzerinde tepinmek!’tir bu işverkarlık.

Paylaşımın altına gelen yorumlardan olsa gerek, bu sefer de kıvırmaya başlayacaksın;

‘Konu bence arapça lisani ile değil, konu şerefsizlik konusu!’ Diyeceksin!

Arkadaş haklı çünkü bu şerefi bu halka bahşeden kendisi…

Ondandan bu ağız ve bu bağnaz bakış açısı.

Yine kendi paylaşımından devamla;

‘Ülkelerini birakip şerefsizce kaçıp hiç birşeyolmamiş gibi burada urfada veya Turkiyenin herhangi bir ilindeki suriywlilerdir konu odaurlevhalarrinida indirsinler def edip memlekettende kovsunlar!’

Evet.

‘Ülkelerini şerefsizce bırakıp…def edip memlekettende kovsunlar!’

Memleket babasının malı ya…

Geçmiş yüzyılın başında yaşanan savaşta, acı ve tragedya da, kendi şehrinden Haleb’e gidip orada pis işler yapmak zorunda kalan, dilenen hemşerilerini unutmuşa benziyor bu arkadaşımız.

Merak ediyorum da…

Acaba diyorum…

Kendisinin başına veya yaşadığı ülkenin, şehrinin, kasabanın, köyünün başına;

Böyle bir felaket,

Böyle bir musibet,

Böyle bir bela gelseydi…

Yine böylesine ucuz kahramanlık yapıp,

Sosyal medyada, orada-burada böylesine atıp tutar mıydı?

Hani derler ya;

‘Bekara karı boşamak kolay!’

Bir ulusun yok olduğu ve yedi yıldır devam eden bir iç savaşta;

‘kimin elinin kimin cebinde’ belli olmadığı bir ortamda

Böyle bir yargıya varıyor olması akıllara ziyan!

Paylaşımının altına yazdığım yorumu da cevap veriyor:

‘Bunun sebebini anlamak için masa başisilahşörlüğübirakip halkla iç içe olunca mesele anlaşılır

savaşı görseydin, yaşasaydın böyle konuşmazdın...’

Bende kendisine:

Savaşın şerefini şerefsizliğini tartışma konusu yapacağına, bu beladan kaçanları böylesine pervasızca suçlamana bir anlam veremiyorum, bunlar çok çirkin suçlamalar.

Tekrar dönüp bana:

‘Sen suriyeyegittinmi hiç...?

Bu serefsizlerinTurklereyaptiginigordunmu..oturdugun yerden ahkam kesme .

Kacsuriyeliyi camilerde toplayip evine goturdun..kaç cuval evini eşywsini doldurup dagittinkac gün isini birakip tırlarla kamplari gezdin bunlariyapmadiysan bos boş konuşma’

Arapçaya ve tabelalara karşı alerjisini

bu güzel ve fesih anadili ile anlatması beni ayrıca şaşırtıyor (!)

zaten buna şaşırmasaydım, şaşırdım.

Hakikaten kurduğu cümlelerle, anadiline ne kadar sahip çıktığı ortada.

Baksanıza;

konuştuğu dil ile meramını nasılda;

Bir Bülent Ersoy, bir Zeki Müren edası ve şivesi ifade etmiş(!)

Bana ; ‘Konumunu bilmeden konuşma!’ Diyor.

Ben de kendisine:

Çerçilik yaparken birkaç Suriyeliye rast gelmiş, kendince bazı fanteziler üretmişsin,keşke hayattan biraz ders alsaydın ders!

‘Çsrcilik yapmak ticarettir.bunuyapmayi peygamberim tavsiye etmiş senin peygambwrini bileme

Fakat ben namusumla alın terimle market market gezip toptan gidasatiyorum masa başinda onun bunun yalakaliginiyapmıyorum .Kafani kumdan cikar. Gezde..insanlikdramindan insanlardan insanlikk öğren. Bu sana son cevap yazişim olacak zirra senin seviyene inemem.

Çerçiliği, ticareti Peygamber tavsiyesi olarak alıyor ama garibana, garibanın diline, tabelasına, yaptıklarına, şerefine şerefsizliğine, pis işlerle uğraştıklarına, ne kadar ayıp ve özürleri varsa ortaya dökme hadsizliğinde peygamberin tavsiyesi olarak uymuyor bu dindar geçinen arkadaş.

Ne demek arkadaşım;

Haşa Allah sana mı soracaktı, onlar bu alfabeyi veriyorum arkadaşım sen layık görüyor musun- görmüyor musun?

Şu kurduğu cümleye bakar mısınız?

‘Arapçayikurtarmaktirzirra bunlar elifbaya layik değiller...’

Kur’an’ın indiği ulusun alfebesini, haşa haşa Allah sana mı soracaktı beyefendi.

Allah akıl versin

Belki fikir arkasında gelir de,

ne dediğini kavrar bu arkadaşa

Ne diyelim.