AHİRETTEN YANSIMALAR

04 / 07 / 2017

Yaz mevsiminin hüküm sürdüğü her yörede sıcaklardan şikâyet edilir. Bölgemizde sıcak diğer yerlerden biraz daha şiddetlidir. Bu yörenin insanları olarak sıcağa alışkınız ama yine de bunaldığımız zamanlar olmaktadır. Kış mevsiminde ise diğer memleketler donarken yöremizde gayet mutedil bir hava hâkimdir. Demek ki sıcaklık ve soğukluk kâinatta sürekli hüküm sürmektedir.

Bu dünya hayatında karşı karşıya olduğumuz sıcak-soğuk, karanlık-aydınlık gibi zıtlar aslında bize birçok tatların, lezzetlerin eğitimini vermekte, onları algılamamızı sağlamaktadır. Gizlenen birçok lezzet, zıtların karşılaşması sonucu ortaya çıkar. Bu nedenle “Her şey zıddıyla bilinir” sözü genel bir kural olmuştur. Dondurucu soğuklar olmazsa, kışın soba sıcaklığının rahatlığı anlaşılmaz; yazın bunaltıcı, kavurucu sıcağı olmazsa serinliğin lezzeti anlaşılmaz. Hiç tutsaklık yaşamayan, özgürlüğün lezzetini kavrayamaz.

Cennette, dünyadaki gibi zıtların çatışması yoktur, orada zıtlıklar bulunmaz. Daimi olarak lezzet ve keyif vardır. İşte oradaki daimi lezzetleri algılayabilmemiz için, zıtlar diyarı olan bu dünyada emr-i ilahî ile bir süre ikamete mecbur edilmişiz. Burada zıtlarla karşılaşıp bir nevi lezzet eğitimi alıyoruz. Ruha derc edilmiş lezzet algılayıcıları bu eğitimle ebedi olarak ortaya çıkıyor. “Dünya ahiretin tarlasıdır” hadis-i şerifinin bir anlamı da budur.

Yazın bunaltıcı sıcak günleri bazen tatlı bir serinlikle aralanır. Herkes: “mutlaka yakınlarda bir yerlerde yağmur yağmıştır, onun serinliğidir” diye düşünür. Odamıza gelen aydınlık görmesek de güneşten olduğunu biliriz. Şehrimiz toz bulutuyla kaplandığında yine bir yerlerde kum fırtınası olduğunu anlarız. Tüm bunlar, uzaklarda meydana gelen faaliyetlerin bize yansıyan işaretleridir. Akıl ufkumuzu dünyadan ahirete uzattığımızda, ahiretin dünyaya gelen birçok yansımaları olduğunu anlarız.

Kâinatta bulunan yakıcı, keyif kaçırıcı, sıkıntı verici, ürkütücü tüm unsurlar cehennemin yansımalarıdır, sanki ondan taşan sızıntılardır. Kâinattaki serinlik, neşe ve lezzet veren tüm güzellikler de cennetin sızıntıları durumundadır. İnsan, cennet ve cehenneme aday olduğu için o memleketten bazı yansımaları Allah tarafından bir esinti, bir dalga gibi onun algılarına çarpmaktadır.   

Dünya ahiretin tarlası, hazırlık meydanı ve bir eğitim alanı olduğu için, dünyadaki her şey, ahirettekinin yansımış gölgeleri durumundadır. Yazın kavurucu sıcakları cehennemin yansımalarından olduğu gibi, keyif ve lezzet veren her şey de cennetten yansıyan güzelliklerdir. Buna işareten peygamber (ASV): “Yaz sıcağı, cehennemin nefesindendir!” (Buhari, Mevakit, 9) buyurmuştur. Yine cehennemle ilgili hadislerde, deveboynu gibi yılanlar, katır gibi akrepler şeklinde dünyadaki ürkütücü yaratıklarla tasvir etmesi, dünyadaki bu ürkütücü yaratıkların aslında cehennem yansıması olarak dünya halkına gösterildiğine işaret eder. Aynı şekilde serinliklerin, ırmaklar akan ormanların, insanı dinlendiren ve keyif veren bahçelerin de cennetle ilişkisi vardır; dünyadaki bu güzellikler de cennetin yansımasındandır. Kur’an, Bakara suresinin 25. Ayetinde bu hususu açıkça dile getirmektedir:

Resulüm! İman edip sâlih ameller işleyenleri, altlarından ırmaklar akan cennetlerle müjdele. Kendilerine ne zaman onlardan bir meyve rızıklandırılsa, her defasında: “Bu bizim daha önce de dünyada iken yediğimiz şeydir.” derler. Bunlar söylediklerinin benzerleri olarak sunulmuştur. Onlar için orada tertemiz eşler vardır. Orada ebedî olarak kalacaklardır.”

 Bugünlerde geceleri bile bunaltıcı sıcaklarla karşı karşıyayız. Yaz gecelerinde cehennemi andıran boğucu sıcaklara karşın sabah namazı vaktindeki serinlik gerçekten cennet serinliğini andırıyor. Tekvir Suresinin 18. ayetinde “Ve’s-subhi iza teneffese” (Nefes almaya başladığı zaman sabaha and olsun!) yeminiyle sabah nefeslemesinin adeta dünyaya nefes aldıran bir cennet soluğu olduğunu ima etmektedir. Sanki cennetten dünyamıza bir pencere açılıyor ve Yüce Allah dünyaya nefes aldırıyor, o lezzetli serinliği bize tattırıyor. Özellikle yaz gecelerindeki boğucu sıcaktan sonra sabah serinliği ayetteki nefeslenen sabaha yapılan bu yemini çok daha manidar kılmaktadır.