BAYRAM SEVİNCİ

23 / 06 / 2017

Ramazan-ı Şerif’in artık sonuna geldik. “Sayılı günler çabuk geçer” derler, Ramazan da sayılı günlerdir, ilk başta bitmeyeceği vehmini veren koca ay, bir çırpıda geçiverdi. Bir aydır nefsimizi terbiye eden, bize nice manevi kazanımlar sağlayan bu mübarek ay gitmek üzeredir. “Ramazan çok güzeldi, çok rahattı, gitmesini istemiyoruz..”  türünden çoğu samimi olmayan sözler yayılıyor, sevine sevine “Lahavle” çekenlerin bayram sevinci yüzlerinden okunuyor. Herkes bayrama odaklanmış durumdadır.

Halk arasında, Ramazan-ı Şerif’le ilişkisi nedeniyle “Ramazan Bayramı” adıyla bilinen bu bayram hadislerde “Îydu’l-Fıtır” şeklinde ifade edilmektedir. Bu isim hem fitre hem de iftar etmek yani orucun sona ermesi anlamını taşır. Fakirlerin de sevinmesini sağlayan fitrelerin verilmesi, ya da artık farz orucun bitmiş olması bu isme uygun düşmektedir.

Varlıklarını İslam düşmanlığına adayan çevrelerce vaktiyle bu bayrama “şeker bayramı” yakıştırması yapılmış ancak halkımız tarafından kabul görmemiştir. Bu İslam düşmanları bayramı kaldıramadıkları için şeker bayramı şeklinde adını değiştirerek bir nesil sonra dini boyutunu unutturmayı denemişlerdi. Ancak bayram, İslam’ın şiarlarındandır ve hiçbir güç bunu kaldırmaya ya da değiştirmeye muvaffak olamaz.

Bir ay boyunca Allah’ın emrine itaat ederek başta nefis terbiyesi olmak üzere daha birçok kazanımları elde ettiklerinden dolayı müminlere bu bayram ilahi bir armağan olmuştur. Sevinç içinde bayramı kutlamak onların hakkıdır.

Bayram, sevinç ve dostlukların pekiştiği, bağışlama ve yardımlaşma, toplumda barış ve esenliğin sağlanması için Allah tarafından insanlara sunulmuş fırsat günleridir. Husumetlere son verilmesi, helalleşme yapılması gereken günlerdir.

Bayram, Ramazan-ı Şerifte yaşanan sıkıntılı günlerin bitmesinin simgesi olarak sıkıntılı olsun sıkıntısız olsun bu dünyadaki her şeyin fani olduğunu, “bitmez” diye düşünülen her şeyin biteceğini bir kez daha insana hatırlatır.

Bayram sevincini daha çok çocuklar ve gizlice oruç yiyenler yaşar. Çocuklar, dünya sıkıntılarının farkına henüz varmadıkları ve sorumluluk yükünün ağırlığını bilmedikleri için bayramdan mutlak keyif alırlar ve en içten mutluluğu yaşarlar. Ramazanda kuytu yerlere mahkûm olan oruçsuzlar da sağda solda gizlice kuytu yerlerde yemekten kurtuldukları için bayrama sevinirler. Ancak bu sevincin yanından eğer inançlı iseler oruç tutmamış olmanın sıkıntısı ve pişmanlık onların içlerini kemirir. Çünkü bitmez sandıkları sıkıntılı günler geride kalmıştır. Orucun sıkıntısına katlanamama yanılgısı ve pişmanlık onların keyfini kaçırır.

Oruç tutan müminler için ise oruçtan kaynaklanan sıkıntılar bitmiş, bu bitişin ve Allah’a karşı görevini yapmış olmanın verdiği lezzet kalmıştır. Çünkü, zeval-i lezzet elem olduğu gibi, zeval-i elem de lezzettir.

Bayramın gerçek tadını çocuklar çıkarır. Hatta yetişkinlerden ve büyüklerden her kimi dinlerseniz çocukluğundaki bayramlardan özlemle ve sitayişle bahsederler. “O zamanlar bayramların tadı bir başkaydı” derler. Bayramların değiştiğini, artık tadının kalmadığını düşünürler. Oysa değişen bayram değil, kendileridir. Aslında kendileri dünyanın sıkıntılarıyla karşılaşıp çeşitli sorumluluklar altına girince bayramdan keyif alamaz olmuşlardır. Ağız tadını kaçıran bir diğer önemli unsur da çeşitli hastalıkların ve musibetlerin tahribatlarıdır. Çocukluk sıkıntı ve dertlerin muhatabı değildir, akıl da onları kavrayacak ve farkındalık oluşturacak bir olgunlukta değildir. Yaş ilerledikçe akıl olgunlaşır ve insan daha önce fark edemediği nice sıkıntı ve musibetlerin farkına varır. Böylece artık çocukluktaki gibi bir keyif ve lezzet yaşayamaz.

Müslümanın hemcinsiyle din kardeşliği açısından ve vicdanen alakadar olması nedeniyle yeryüzündeki diğer Müslümanların dertleri ve sıkıntıları da bayramın keyfini kaçırır, çocuklar kadar lezzet almaya engel olur. Zulme uğrayan gayr-ı müslimler bile insani açıdan Müslümanın içinin acıtır.

İşte tüm bunlar bayramların keyfini kaçırır, ilahi bir sevinç dışında buruk bir bayram yaşanır. Bundan dolayı da büyükler, çocukluktaki bayrama özenir, onun özlemini taşırlar. Çünkü insan, kendindeki değişikleri düşünmez; zamanın ve çevresinin değiştiğine inanır. Bilimsel açıdan dünyanın döndüğünü bilmeyenler, güneşin doğup batmasındaki zahiriliğe aldanıp güneşin dünya etrafında döndüğünü sanır. Kendilerinin dünya ile birlikte döndüğünü düşünmezler. Kendilerindeki değişimleri anlamayıp bayramların değiştiğini düşünmek de aynen buna benzer.

Bugünkü çocuklar da bayramdan azami lezzet almaktadırlar ve sevinçle bayramı karşılamaktadırlar. Çocuklarımızın ve bizim çocukluğumuzun bayramları arasında hiçbir fark yoktur.

Hepinizin bayramını tebrik eder, gerçek mutlu günlere kavuşmayı Allah’tan dilerim.