BOŞ ŞEYLERDEN YÜZ ÇEVİRMEK

01 / 08 / 2017

Kur’an-ı Kerim Müminun suresinde kurtuluşa eren müminlerin taşıması gereken sıfatlarını açıklamıştır. Bunlardan biri de boş şeylerden yüz çevirmektir. Üçüncü ayette: “Onlar ki boş şeylerden yüz çevirenlerdir” buyurmaktadır. Buna göre müminler anlamsız, boş şeylere ilgi duymazlar, onlardan kaçınırlar. Mümin olmanın ağırbaşlılığı ve vakarı içinde bulunmaları gerekir.

Ayette “lağv” tabiriyle ifade edilen kelime, faydasız, anlamsız her şeyi kapsamaktadır.Ayrıca namazın ciddiyetini bozan ve “mekruh” tabir edilen hususlar da “Lağv” kavramının işaretlerindendir. Hakkında herhangi bir yasak bulunmayan ama dünyaya da ahirete bir faydası bulunmayan her şey bu kavramın kapsamı içindedir. Müminlik vakarı bu tür faydasız söz ve fiillerden uzak durmayı gerektirmektedir.

Kültürümüzde “zaman öldürmek” şeklinde ifade edilenve oyalamaktan başka herhangi bir özelliği bulunmayan sözler ve davranışlar anlamsızdır ve terk edilmesi müminliğin gereğidir.

Birinci sıfat olarak “namazı huşu içinde kılanlar” ifadesinin hemen sonrasında “boş şeylerden yüz çevirme”sıfatının belirtilmesi, namazdan sonra en önemli hususun bu olduğunu ortaya koymaktadır. İlk etapta önemsiz gibi görülen bu sıfatı aslında çok önemli kılan bir yönü bulunmaktadır.

İnsanda inanç ve kabiliyetleri oranında söz ve davranışları derecelendirmeli olarak önem verme hissi vardır. Boş şeylere ilgi duymak ve ilişiğini kesmemek, zamanla boş şeyleri insan zihninde önemli duruma getirir. Bunun sonucu olarak da önemli şeyler, önemden düşer, insanın bakışında önemsiz olur. Yani önemlilerle önemsizler kişinin ilgisi karşında yer değiştirir. Önemli şeylere önem verme, önemsizlerden yüz çevirme alışkanlığı kazandırılmazsadoğru olmayan bir önem sıralaması zihnine yerleşir.

İnsanda bulunan bakış açısıyla, kabullendiği her şeye aynı önemi vermesi mümkün değildir. Mutlaka bir önem sıralaması meydana gelir. Bu nedenle Dinin önemsiz gördüğü hususlardan müminlerin kaçınması gerekir ki, önemsiz şeyler önemli ve vazgeçilmez hususların yerine geçmesin.

Dikkat edilirse, oyun ve eğlenceyi önem sırasında en başa koyan kimseler namaz, zikir gibi dinde çok önem verilen ibadetlere ilgi duymamaya başlarlar. Oysa bir mümin için namazdan daha önemli bir hakikat yoktur. Boş şeyler müminin hayatına girdiği taktirde en fazla namazı zedelemektedir. Böylece huşu’ içinde namaz kılmak olan ilk vasıf tahribata uğramış olur, namaz terk edilmese bile namazın huşu’ vasfı yitirilebilir.

İnsanın zihinsel bakışı, gözlerle bakışı gibidir. Nasıl ki, iki göz ancak bir noktaya bakar ve öyle görür,bir anda iki farklı noktaya bakamaz ve göremez; insanın önem bakışı da böyledir.Yani insan zihni, bir anda farklı iki şeyi aynı derecede önemli göremez. Gerçekte önem verilmemesi gereken bir şeyi önemli gördüğünde, mutlaka önemli olanı da önemsiz sırasına koyar.

Bir ekin tarlasında yabancı otlara çok önem verilirse, ekinler zarar görecektir. Çapa gibi bir işlemle temizlenmezse zararlı otlar, ekinlerin kuruyup kaybolmasına bile yol açar. Bu nedenle verimli ve kaliteli ürün için, yabancı otlardan temizlenmeli, ekine, çapa, gübre ve sulamayla destek verilmelidir. İşte insanın zihni de bir tarla gibidir. Hem dünyada, hem ahirette ürün almak için gereken önemli faaliyetlerin alanıdır. Önemsiz ve boş şeyler ise, tarlada kendiliğinden çıkan zararlı otlar durumundadır. Bunlar temizlenmelidir ki asıl önemli fikir ve faaliyetler gerçekleşsin.

Unutulmamalıdır ki müminin toplumsal bir ağırlığı olmalıdır. Lüzumsuz şeylerle ilgilenmeyi adet haline getiren bir mümin, toplumsal saygınlığını kaybedeceği gibi, İlahi saygınlığını da kaybeder. Bu nedenle Allah müminin taşıması gereken sıfatlardan ikincisi olarak boş şeylerden uzak durması gerektiğini bildirmiştir.

Önemsiz şeyleri kendilerine meşgale haline getirenler bile, bilgili, saygın ve toplumun değerini kazanmış kimsenin bu tür önemsiz şeylerle uğraşmasını istemezler.