CEMAATLE NAMAZ

16 / 05 / 2017

İslam’ın “cemaat,  imam” gibi önemli fıkhi kavramları FETÖ gibi dini terimleri kullanan terör örgütleri tarafından ne yazık ki lekelenmiştir.  Bu kavramlar söylendiğinde onları çağrıştırması bir talihsizliktir. Ancak şunu belirtelim ki İslam’ın bu terimleri lekesiz ve tertemizdir. Kir ve lekeler dini kullanarak din ve halk düşmanlığı yapan bu terör örgütlerine aittir. Bu yazımızda yer alan cemaat kavramının FETÖ’cülerin kavramlarıyla ilişkisi yoktur.

İslamiyet, insanların bir araya gelip cemaat olmasına büyük önem vermiştir. Cemaatle namazın tek başına kılınan namazdan kat kat daha sevaplı olduğunu haber vermiş, bununla cemaate katılmayı teşvik etmiştir. Haftada bir de olsa akıllı ve büluğ çağına girmiş her müslümanın Cuma namazı için cemaate katılması farz kılınmıştır.

Gerek Cuma namazının farz kılınması, gerekse de vakit namazlarında cemaate katılmayı ısrarla teşvik etmesi, Müslümanlara Rablerinin, kıblelerinin, kitaplarının, peygamberlerinin bir olduğu, binlerce birlik yönleri bulunduğunu göstererek “birlik bilinci” kazandırmayı amaçlamaktadır. Doğru bir birliğe kavuşmuş cemaatte fedakârlık, yardımlaşma, dayanışma ve kardeşlik gerçekleşmiş olur. Peygamber (ASV) oluşturduğu sahabe cemaatinde bütün bu üstün hasletleri, erişilebilecek en son noktasıyla gerçekleştirmiş, bunun hayal olmadığını göstermiştir. Ensar ve muhacir kardeşliğinde yaşanan fedakârlık, dayanışma ve yardımlaşma, duyanlara parmak ısırtacak türdendir. İşte cemaatte hedeflenen doğru birlik budur, bunun modeli Asr-ı Saadette ortaya konmuştur.

Ancak doğru birliğe ulaşmamış cemaat, ne kadar sayıca çoğalsa da gerçekte çokluk değil, aksine eksikliktir. Matematikte toplama ve çarpma arttırır, ancak kesirdeki çarpma eksiltir. Örneğin dört kere dört onaltı eder ama sülüsün (üçte bir) sülüs ile çarpımı, tüsü’ (dokuzda bir) eder. Paydanın üçten dokuza yükselmesi bir artış değil, eksilmedir. Kardeşlik duygularıyla kaplanmamış, fedakârlık ve yardımlaşmanın olmadığı, her bireyin yalnız kendi çıkarını düşündüğü cemaat, sayıca ne kadar çoğalsa da kesir çarpımı gibi azalır, bozuk olur ve değerini yitirir.

Cemaatlerde doğru birliği bozan en önemli nedenlerden biri ihtilaftır. Unutulmamalıdır ki, ihtilaf hakta değil, ehaktadır, yani “hak” olanda ihtilaf olmaz, “en hak” olanda ihtilaf olur. Bu nedenle ihtilafı önlemek için herkes “en hak olan benim düşüncemdir“ iddiasından vazgeçip “benim düşüncem haktır” demelidir. Herkes güzel gördüğüne “Bu iyidir” dese ihtilaf olmaz ama “en iyisi budur” dese ihtilaf olur.

Cemaatte doğru birliği bozan bir etken de kuruntulara dayanan hayali zararlara karşı kesin ve gerçek faydaları terk etmektir. Evet, zarar kesin ise, zararı terk etmek menfaat elde etmekten evladır. Fıkıhta bu durum “def’-i mazarrat, celb-i menfaatten evladır” şeklinde bir kural haline gelmiştir. Yani faydalar, zararı önlemeye feda edilir ama zarar kuruntuya dayanan bir hayal ise, gerçek değilse, maslahat ona feda edilmez.

Cemaatteki birliği bozan bir unsur da “adaletle fedakârlığın birbirine karıştırılması”dır. Adalet Allah’ın verdiği hakları hak sahibine ulaştırmak, engelleri ortadan kaldırmaktır. Ancak fedakârlık, toplumda uygulanması gereken adaletin bir parçası olmayıp toplumun selameti için haklarından vazgeçmeye yönelik kişisel bir erdemdir. Fedakârlık dayatılmaz, adalet diye zorunlu tutulmaz ancak,  kişisel bir ferağattır. Kur’an adaletinde bir masumun hayatı ve kanı bütün insanlık için de olsa heder edilmez. Bir şahsın hayatı ile tüm insanların hayatı Kudret nazarında bir ve eşit olduğu gibi, Kur’an’ın koyduğu adalet nazarında da birdir.

Adalet gereği bir dayatma olmamakla birlikte fedakârlığın, adalet hissiyle bağlantısı vardır. Cemaatteki her bireyde fedakârlık tohumu yeşertilmezse, ekinsiz bırakılan tarlayı dikenlerin basması gibi, sadece kendini düşünme denilen bir illet onu kaplar. Büyüklerimizin “Hodgamlık” adını verdikleri bu çirkin duygu zamanla “kendini herkesten üstün tutma” aşırılığına kaçar. Oldukça tehlikeli bir hırsa dönüşür. Bu duruma gelen bir şahıs, ihtirasına engel olan, çıkarına zarar veren her şeyi, hatta elinden gelse dünyayı harap ve tüm insanlığı mahvetmek ister.