CİNLİ MAĞARA

02 / 05 / 2017

Cinler, gözlerin göremediği varlıklar olup, ayet ve hadislerde de sıfatları verilmediğinden mahiyetçe bir bilinmezlik içindedirler. Bu nedenleöteden beri zanni, hayali ve özellikle çözülemeyen olumsuzluklar hep cinlerle açıklanmıştır.

Eski zamanda henüz çözümü bulunmayan hastalıklar cinlere dayandırılıyordu. Örneğin: bel ağrıları veyüz felci için “Cinler çarptı!”; sara nöbetleri için “Cinlerinbaskısı altındadır!” gibi teşhisler yapılırdı. Oysa günümüzde tıbbi açıdan bu rahatsızlıkların cinlerle alakaları olmadığı ortaya çıkmıştır. Eskilerin duydukları ve ne olduğunu çözemedikleri için korktukları sesler, gece karanlığında hayalen oluşan görüntüler de cinlerle açıklanırdı.

Gece karanlığında mağaralardan duydukları kuş ya da su sesi gibi sesler, abartılı anlatıcıların ve korkunun etkisiyle, cin sesi diye yorumlanmıştır. Bu yanlış galat-ı meşhur nevinden halk arasında yaygınlaşmıştır. Bu tür şayiaların ait olduğu mağaraların, kuytu ve izbe yerlerin cinlerin barınağı olduğuna inanılırdı.

Memleketimizin çeşitli yörelerinde cinlerin barınağı olduğuna inanılan mağaralar vardır. Bunlardan biri de Tuhup’tabulunmaktadır.

Tuhup, dağlar arasında,kuzeydeki kayalık ve killi dağın yamacında kurulmuştur. Köyün güney tarafı sulu tarım yapılan genişçe bir vadiden oluşur. Sözünü ettiğimiz cinli mağara köyün doğusundaki dağın altındadır. İçi genişçe,tavanı yüksek olan mağara, geniş bir salonu andırır. Mağaranın içinde dağın içine uzanan arka tarafındaki kayadan kaynayan su kaynağı bulunuyor. Mağaranın içinden çıkan bu pınar, vadideki bahçeleri sulamak için kullanılır. Bu amaçla mağaranın önüne kalınca bir taş duvar örülerek mağara havuza dönüştürülmüştür. Halk arasında Heso’nun Havuzu anlamında “Bırk-é Heso” adıyla bilinmektedir.

Ancak bu mağaranın korkutan bir özelliği anlatılır. Halk inanışına göre bu mağara cinlerin yerleşim yeridir,  zaman zaman sesleri bile duyulur.

Çocukluğumda bu mağara ile ilgili anlatılanlardan ötürü yalnız başıma bu mağaranın yakınından bile geçemezdim.Büyükler bile yalnız iken korkardı.

Lise çağında iken, bir gün söz konusu mağaranın yanındaki ceviz ağacı gölgesinde kitap okumakla meşgul iken mağaradan sesler duydum. Oradakiler “işte bu cinlerin sesi!” dediler. Uğultulu, lıkırtılı seslerdi. Sanki su dolu onlarca ibrik hep birlikte boşaltılıyordu. Evet garip seslerdi ama cinlere ait olduğuna inanmadım. Bunun ne olduğunu çözmeye karar verdim.

Gidip mağaranın içine baktım. Bir süre inceledikten sonra ne olduğunu anladım. Daha sonraki günlerde de takip ederek bunu kesinleştirdim. Evet, bu ses su sesinden başka değildi.

Mağaranın önüne set yapılarak havuza dönüştürüldüğü için, bir süre sonra içindeki kaynaktan gelen su ile doluyor. Su, mağaranın tavanına kadar yükseliyor. Tavanda irili ufaklı çok sayıda oyuk bulunuyor. Ağızları dar olan bu oyukların içleri zamanla genişlemiş. Su tavan seviyesini de geçecek kadar yükseldiği için bu oyuklar da su ile doluyor. Ancak bahçeleri sulamak için havuzun duvarı dibindeki menfez açılınca su boşalmaya başlıyor. Su, boşalmaya başlayıp tavan seviyesinden düşünce, tavanda su ile dolu yüzlerce oyuk da hep bir anda boşalmaya başlıyorlar. Mağara geniş olup yankı da yapınca çok sayıda ibriğin boşalması gibi fokurtulu, lıkırtılı sesler duyuluyor.

Tamamen su sesinden ibaret olan bu sesler yıllarca cin sesi zannedilmiş. Demek cinlerle ilgili anlatılan hikâyelerin çoğu bu tarz yanılgılardan oluşmuştur.