DABBE VE RIZIK

15 / 09 / 2017

Rızık, kendisinden faydalanılan şey anlamındadır. Kuran ayetlerinde, dünya veya ahiretteki bağış; kısmet, pay; beslenilen yiyecek ve içecekler; maddi veya manevi her türlü nimet, azık; dünya hayatında geçimi sağlayan mal, mülk, her türlü değer gibi anlamlarda kullanılmıştır.

Örneğin: “Sizden birinize ölüm gelmeden önce size verdiğimiz rızıktan sadaka versin” (Münafikun,10) ayetinde rızıkla mal, ilim ve makam kastedilmiştir. “Size rızık olarak verdik­lerimizin temiz olanlarından yiyin” (Bakara,172) ayetinde besin kastedilmiştir. “Gökte rızkınız var” (Zariyat,22) ayetinde de inansa çok yönden rahmet olan yağmura işaret edilmektedir.

İnsanlar arasındaki yaygın anlamı dünya hayatında geçimi sağlayan, faydalanılan ve hayatın devamını sağlayan tüm nimetlere “rızık” denilmektedir.

Hud Suresinin 6. Ayetinde şöyle buyrulmuştur: “Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın.” Ayette “canlı” şeklinde tercüme ettiğimiz kelime “dabbe”dir. Canlı anlamına gelen söz gelimi hayevan, hayy, gibi daha başka kelimeler de bulunmasına rağmen,Ayette bu kavramın seçilmesi çok manidardır.

İnsan, hayatını sürdürmesi için en başta besinlere muhtaçtır. Beslenmesini sağlamak için belirlenen ilahi kurallar çerçevesinde Allah’ın kendisi için yarattığı besinleri elde etmek için çalışmak durumundadır.

Dabbe kelimesi, Türkçede “debelenen” anlamında kullanılır. Hareket eden demektir. “Rızık” ile dabbe”nin bir arada zikredilmesi, rızkın verilmesi için mutlaka bir hareketin, bir çabanın bulunması gerektiğine işaret eder. Yani Allah’ın yarattığı rızkı elde etmek, ancak bir hareket ve çaba ile mümkün olur.

Allahu Teâlâ, dünyada Kudretini “Hakîm” isminin cilveleriyle gösteriyor, Ahirette ise Kudretini doğrudan gösterecektir. Bu nedenle dünya “daru’l-Hikmet” ahiret ise “daru’l-Kudret”tir. Dünya hayatında Hikmet, Kudretin icraatlarının sebeplerle gerçekleşmesini gerektirir. Hikmet, Kudretin işleyişine sebepleri perde etmiştir. Yani dünya hayatında Kudretin icraatı sebepler perdesi altında gerçekleşmektedir. Bediüzzaman bu hususu,

“Evet, izzet ve azamet ister ki, esbab (sebepler) perdedar-ı dest-i kudret (Kudret elinin perdecisi) ola aklın nazarında. Tevhid ve celâl ister ki, esbab ellerini çeksinler tesir-i hakikîden." (Mesnevi-i Nuriye)

Evet, her şeyin yaratıcısı Allah’tır ancak, hikmeti gereği bu dünyadaki tüm eserlerini sebepler perdesi altında yaratıyor. Ekinleri ve o ekinlerden elde edilen rızkı Allah yaratıyor ama bunların yaratılması birtakım sebeplere bağlanmıştır. Çift sürmek, tohum ekmek, sulamak, çapalamak, soğuktan korumak, gübrelemek gibi çalışmalar ekinden gelen rızkın insana ulaşmasında sebep kılınmıştır.

İnsanın rızkı elde etmeye çalışması söz konusu bu sebeplerden biridir. Çalışmak çabalamak suretiyle Cenabı Hakkın rızık hazinesinin kapısını çalmış olur ve rızkı elde edebilir. Çalışmadan, hiçbir girişimde bulunmadan rızka kavuşmak mümkün değildir. Bu nedenle her canlının rızkının taahhüt edildiğini bildiren ayette özellikle hareket, debelenmek, çırpınmak anlamını taşıyan dabbe kavramı tercih edilmiştir. Buna göre, “Rızkı elde etmek için bir girişimde bulunmayan, harekete geçmeyen canlının, rızkı elde edemeyeceği” ayetin mefhumu muhalifinden anlaşılmaktadır.

Rızkı elde etmek konusunda geri duran, bir çaba içine girmeyen hiçbir canlı yoktur. Küçüğünden büyüğüne kadar her canlı kendisi için takdir edilen rızka kavuşmak için tehlikeleri göze alarak mutlaka girişimde bulunmaktadır. İnsanın bundan ders çıkarması ve tembellikten kaçınması gerekir.