DOĞRULUK VE YALANCILIK

28 / 07 / 2017

 İslamiyet doğruluktur, küfür yalancılıktır. Başka bir deyişle Doğruluk İslam’ın bütün değerlerini canlandıran ve ayakta tutan bir ruhtur; yalancılık ise küfrün temeli, ana mayasıdır.

  Peygamberlerin en temel vasfı doğruluktur; insanları inandırmaya zorlayan en önemli vicdanî etkendir. Çünkü fıtrat doğrudur, yalancılık fıtratın bozulmasıdır. Fıtratına, vicdanına danışan kimse, doğruyu tercih edecektir. Doğruluk doğuştandır, yalan sonradan öğrenilir.

Peygamber ASV “Emrolunduğun şeyi açıkça bildir” (Hicr, 94) emrini alınca Safa tepesine çıkmış ve Mekkelilere hitaben “Bu dağın arkasında size saldıracak bir düşman ordusu bulunduğunu söylesem bana inanır mısınız? diye seslenmiş, onlar da hep bir ağızdan “Evet, biz senin doğruluğunu tasdik ederiz, çünkü şimdiye kadar sende doğruluktan başka bir şey görmedik!” cevabını vermişlerdi. Böylece Mekkelilerin bilincine yerleşen doğruluk imajını onlara delil göstererek peygamberliğini açıklamıştı.

  Peygamberin en büyük vasfı doğruluk olduğu gibi, getirdiği İslam düzeni de bütün yönleriyle doğruluktan ibarettir. İslam’ın bütün emirleri doğruluk, bütün yasakları da yalancılıkla alakalıdır.

Demek ki doğruluk İslam’ın ana hedefidir, güzel ahlakın temelidir. Gerçeği gerçek olarak görmek ve göstermektir. İslamiyet, gerçekleri göstermek, yalan, sihir ve sahtekârlığı ortadan kaldırmak üzere bu dünyaya gönderilmiştir.

  Doğru söz Müslüman sözdür; yalan kâfir bir sözdür!

  En baştaki emir doğru sözlü olmaktır. Sözüyle doğru olmayan yaşayışıyla kimseyi inandıramaz. Sözünde doğruluk gerektiği gibi, özünde de doğruluk emredilmiştir. Buna dürüstlük denir.  Davranış ve yaşantıda doğru olmak demektir.

  İman, inançta doğruluktur; küfür inançta yanlışlıktır, yalancılıktır. İnançta yalancılık yapana aynı zamanda “münafık” denir. İslam’ın doğru olan inancından saparak batıl inançlara düşenlerin durumu, yalancı emziği annesinin memesi sanan bebeğin durumu gibidir.

  İslam’ın gösterdiği “Sırat-i Müstakim” tabir edilen dosdoğru yol, söz ve yaşantıda doğrunun da en doğrusu demektir. Doğru olan yolun en doğrusu ise orta yoldur. Bütün davranışlarda, huylarda aşırılık da azlık da (ifrat ve tefrit) doğru değil, ortası doğrudur.

Yeme, içme, uyuma, konuşma gibi beşeri işlemlerin azı ve çoğu yanlıştır, ortası olan “gereklilik” doğrudur. Yani bunlar ihtiyaç kadar ve gerektiği kadar olmalı, doğru olan budur.

  Çok korkak olmak ya da hepten korkusuz olmak yanlıştır; ortası olan “şecaat” doğrudur. Allah’tan korkmak ama korkulmaması gerekenlerden de korkmamak demektir.

  Aklın azlığı ahmaklık, çokluğu da cerbezedir ki aldatıcı bir zekâ olur. Ortası olan “hikmet”tir; hakkı hak bilir, batılı batıl bilir. Doğru olan budur.

  İslamiyet, hak, hakkaniyet, sadakat, adalet iktisat gibi özünde doğruluk anlamı bulunan kavramlarla donatılmıştır.

  Hak her şeyi ait olanına vermektir, aitlik ve sahiplilikte doğru olmaktır; haksızlık ise birine ait alanı, başkasına vermektir ki yanlıştır. Hakta yalancılık demektir.

  Hakkaniyet, hakkı teslim etmede doğruluktur. Kur’an-ı Kerim, “Kendiniz, ana baba ve yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için doğru şahitlik eden kimselerden olun!” (Nisa,135) buyurarak hakkaniyeti istemiştir.

  Sadakat, insan ilişkilerinde doğru olmaktır. Arkadaşına, yakınlarına, çevresine, hülasa ilişkisi olan herkesle doğru olmak, hainlik yapmamak demektir. Sadakatin zıddı olan kalleşlik ise insani ilişkilerde yalancılıktır.

İktisat, ekonomide doğru olmaktır; bunun zıddı olan israf, ekonomideki yalancılıktır.

  Adalet, hüküm vermede doğru olmaktır; zulüm, bu konuda yanlışlık ve yalancılıktır. Kur’an’ın ana konularından biri adalettir. Allah, dünyada Adaletin sağlanması için din göndermiştir. Ahiret de gerçek adaletin sağlanması için vardır.

  Allah, adaleti isteyen bir duyguyu insana vermiştir ki her insan adaletli olsun. Bu duyguya “vicdan” denir. Herkesin vicdanı adalet ister, onunla mutlu olur. Ancak bazı vicdanlar kabuk bağlamıştır; kabuk bağlamış vicdanları eritmek için cehennem gerekir.

  Hülasa İslamiyet bütün yönleriyle doğruluktur, bütün doğruların hazinesidir; İslam’ın dışındaki her şey yalandır, yanlıştır.