HAVL VE KUVVET

08 / 09 / 2017

Eski Urfa evlerini bilirsiniz: Dar bir sokakta küçük bir kapıdan girdiğinizde, ağaçlı geniş bir avlusu, çok sayıda ve genişçe odaları bulunan bir bina ile karşılaşırsınız. Hatta samanlık, ahır gibi bölümleri de bulunur. Su ihtiyacı için bahçede mutfağa yakın yerde kuyu da ihmal edilmemiş. Sokaktan kapısına bakıldığında, evin iç aksamının böylesine ihtişamlı ve geniş olduğunu anlamak zor görünür.

Küçük görünen ama mahiyeti itibariyle büyük olan unsurların örnekleri çoktur.

İşte İslam’ın kutsi kavramları buna benzer. Veciz ve kısa bir cümlenin içinde bir kitap kadar anlam bulunuyor. Tekvin sıfatıyla kocaman bir incir ağacını küçücük bir çekirdekte saklayan Allah, Kelam sıfatıyla da veciz Kutsi sözlerine büyük manaları yüklemiştir.

İslam’ın simgesel ve özlü kutsi cümlelerinden biri “Lâ havle ve lâ kuvvete illa billâh” cümlesidir. Müslümanlar bu kutsi sözü, her fırsatta ibadet ve zikir amacıyla çokça tekrar ederler. Hatta bir sıkıntı ya da öfke anında rahatlamak, günah işlemekten sakınmak ve Allah’a bağlılıklarını bildirmek amacıyla bu cümleyi tekrar ederler. Bazen de “Lâ havle” şeklinde kısaca geçiştirirler.

Çoğu müslümanın anlamını bilmediği ya da bildiği halde anlamını düşünmeden tekrarladığı bu cümle aslında İslam’ın temel inancını özetlemektedir.

Havl kelimesi, bir şeyin değişime uğraması, evirip çevrilmesi anlamındadır. Havl’ın gerçekleşmesi ancak güç, kuvvetle olur. Buna göre “Lâ havle ve lâ kuvvete illa billâh” cümlesinin anlamı kısaca “Her şeyi değiştiren, evirip çeviren ve her şeye gücü yeten ancak Allah’tır. Allah’tan başka kuvvet sahibi olan ve değişimi uygulayan hiç kimse yoktur.” şeklindedir. Her şeyi yoktan var eden Allah olduğuna göre, var ettiği eserleri değiştiren, evirip çeviren, yöneten ve güç veren de yine Allah’ın kendisidir.

Kâinatta her şey sürekli değişim halindedir. Hiçbir şey bir kararda durmuyor, değişiyor. Demek ki süregelen bir “değişim kanunu” uygulanmaktadır. Bu kanunu koyan ve uygulayan hiç şüphesiz kendisinde değişim olmayan Allahu Teâlâ’dır. Değiştirmeyi sağlamak da ancak kuvvetle olur. Kuvvetin asıl kaynağı ve sahibi de yine Yüce Allah’tır.

Her güçlünün gücü Allah tarafından verilmiştir ve bir gün kendisinden alınacaktır. Eşyada da hiçbir güç yoktur. Gücü verenin izni dışında hiçbir güç etki etmez. Bu nedenle İslam inancına göre, totem, tabu gibi eşyada güç olduğuna dair vehim kabul edilemez bir yanlıştır. Bir kısım mahlûkatta uğursuzluk bulunduğu inancı da bu açıdan yanlıştır. Çünkü uğursuzluk, “olumsuzluğa yol açan bir güç” olduğu kuruntusundan kaynaklanır. Peygamberimiz (ASV) bu inancı tümüyle reddetmiştir.

Yine bir kısım taş, ağaç, göz boncuğu gibi cisimlerde veya bazı kullarda ya da kabirlerinde olumlu veya olumsuz bir güç bulunduğuna inanmak da “Lâ havle ve lâ kuvvete illa billâh” kutsi cümlesine aykırıdır. Her gün bu cümleyi tekrar edenlerin bu kutsî söze aykırı inanç taşımaları büyük bir cehalettir. Kur’an-ı Kerim, eşyada kuvvet vehmeden insanları şöyle uyarmaktadır:

“Allah’ı bırakıp, sana fayda da zarar da veremeyecek olan şeylere yalvarma! Eğer böyle yaparsan kesinlikle zalimlerden olursun!” (Yunus,106)

Hiçbir fayda ve zarar verememesi, havl ve kuvvetinin bulunmadığı demektir. Havl ve kuvvet ise Allah’a aittir. Ancak zarar ve fayda veren, kullarına merhamet eden ve her türlü faydayı bahşeden, ahrette de azap edecek olan yalnız Allah’tır.

Her fırsatta bu kutsi cümleyi tekrar edenler, eşyada veya Allah’ın dışındaki yaratılmış varlıklarda kuvvet bulunmadığını söylemiş olurlar. Buna rağmen Allah’tan başkasında güç bulunduğunu zannetmek yahut onlardan yardım beklemek İslam inancıyla bağdaşmayan vahim bir çelişkidir.