HAYVANLARDAN İBRET ALMAK

29 / 08 / 2017

Kur’an-ı Kerim, hayvanların insan hizmetine verildiğini açıklayarak, onlardan ibret alınması gerektiğini bildirmiştir. Bir kısım hayvanlar isimleriyle zikredilmiş, bütün hayvanları ifade etmek için de “behimetü’l-en’am”, “dabbe” en’am” gibi kavramlar kullanılmıştır.

Kur’an, büyük surelerinden birine de “En’am” adını vermiştir. Ayrıca inek anlamındaki “Bakara”, karınca anlamındaki “Neml”, örümcek anlamındaki “Ankebut”, bal arısı anlamındaki “Nahl”ve fil anlamındaki “Fil” sureleri, hayvanlarla adlandırmıştır. Hayvanların insan için önemine ve onlardan çok yönlü dersler çıkarılmasını gerektiğine dikkat çekmiştir. Bununla beraber, ayetlerde çeşitli vesilelerle birçok hayvan isimlerine yer verilmiştir. Deve, at, katır, eşek,kurt, aslan, köpek, domuz, sivrisinek, sinek, kımıl, kelebek, maymun, koyun, keçi, buzağı, yılan, çekirge, balina, balık, bıldırcın, karga, hüdhüd, ebabil, kurbağa,  gibi hayvanlarından söz etmektedir.

Kur’an’ın dikkat çekici bir ifadesi de hayvanların insanlar gibi bir ümmet olduğunu bildirmesidir. “Yerde hiçbir hayvan ve iki kanadı ile uçan hiçbir kuş yoktur ki, onlar da sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Nihayet onların hepsi Rablerinin huzurunda toplanırlar.” (En’am,38)

Behime, yırtıcı olmayan ve kuşlar dışındaki tüm dört ayaklı hayvanları ifade etmek için kullanılır. En’am kavramı, deve, sığır, koyun ve keçi olmak üzere tüm kurbanlık hayvanları ifade eder. Dabbe ise, hareket eden, canlı olan anlamındadır. Türkçede de bu anlamda “debelenmek” kelimesi kullanılır. Can taşıyan her varlık bu kavramın kapsamı içindedir.

Yırtıcı ve yabani hayvanlar insanların yerleşim yerlerinden uzak tutulmuş, insanın bir kısmını bildiği ve çoğunu bilmediği çeşitli görevlerle yüklenmişlerdir.EhlÎ tabir edilen hayvanlar da insanın doğrudan hizmetini görmek üzere programlanarak insanın bakımına teslim edilmiştir. Kur’an, bu hayvanları şöyle anlatmaktadır:Hayvanları da yaratmıştır. Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve birçok faydalar vardır. Onların etlerini de yersiniz. Akşamleyin yayımdan getirir, sabahleyin yayıma götürürken de güzellikleri var, onlardan zevk alırsınız. Onlar ağırlıklarınızı, sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir. Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır.” (Nahl,5-9)

Hayatın temel ihtiyaçları olan yeme- içmeden tutun, giyim, taşıma, sağlık ve korunmaya varıncaya kadar her alanda, hatta süs ve güzellikte dahi hayvanlardan yararlanılmaktadır, insan hayatının olmazsa olmazları durumundadırlar. Böylesine yüklü ve sayısız nimetin kadrini bilmek ve şükretmek insanın en başta gelen görevidir.Bunun için de hayvanlardan, onların Rabbinin kuralları içinde yararlanmak, olumsuz her türlü yaklaşımdan sakınmak zorunluluğu vardır.

Bütün hayvanlar, yaratıcının kendilerine biçtiği rol ve görevlerini hakkıyla yerine getirmektedirler. Buna karşılık insan, Rabbinin yükümlülüklerini ne ölçüde yerine getirmektedir? Bu yönüyle de onlardan ibret almalıdır.“Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah’a secde etmektedir. Birçoğunun da üzerine de azap hak olmuştur. Allah, kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.” (Hac,18) ayetinde, hayvanların, bitkilerin ve cansızların tamamının Allah’a secde ettiği, yani Allah’ın yüklediği göreviboyun eğerek yerine getirdiği, buna karşılık insanlardan çoklarının secde etmesinin yanında birçoğunun da azabı hak ettiği yani görevini yapmadığı bildirilmiştir. Allah’ın yüklediği görev ve sorumluluk birçok ayette “secde” kavramıyla ifade edilmiştir.

İnsana yüce duyguların yanında “behimi” tabir edilen hayvani hisler de verilmiştir. İnat, iştah, şehvet, öfke, kıskançlık, hırçınlık, gibi huy ve duygular insandaki hayvani duygulardır. Esasen hayvanlar, insandaki bu behimi hislerin cisimlenmiş, boyut kazanmış halleridir. Günlük yaşantıda buna ilişkin tabirler kullanılmaktadır. “keçi inadı”, “maymun iştahlı”, “tilki kurnazlığı” gibi tabirlerin yanında bir kısım hayvanlara benzetmeler de yapılmaktadır. İnsan içinde ruhani olarak bulunan bu duygular, dış âlemde hayvan olarak tecessüm etmiştir.

İnsan behimi duygularını akıl ve imanın dizgiyle kontrolü altına almalı ve melekî duygularını ön plana çıkarmalıdır. Bu sayede insan-i kâmil olur. Yoksa“And olsun ki, cin ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık; onlarınkalplerivarama o kalplerle anlamazlar; gözlerivar ama onlarla görmezler; kulakları var ama onlarla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridirler.” (A’raf,179) ayetinin kapsamı içine girer.