İĞNE ORUCU BOZAR MI?

29 / 05 / 2018


Ramazan ayı gelince nelerin orucu bozacağı, nelerin bozmayacağı tartışması başlar. Ne yazık ki Müslümanlar her yıl bir ay farz oruçla ve yıl içinde de çeşitli günlerde tutulan nafile oruçlar yahut kaza oruçlarıyla karşı karşıya oldukları halde orucu bozan ve bozmayan hususları önemli bir çoğunluğun tam olarak öğrendikleri söylenemez. Tartışmalı konulardan biri de iğne, serum, aşı gibi deri altına, kas ve damara enjekte edilen ilaçla orucun bozulup bozulmayacağı meselesidir. Aynı soruya verilen farklı cevaplar da kafa karıştırmaktan öteye geçmemektedir. Bu nedenle de kimse tatmin olmamaktadır.

Bu konunun tartışmalı olmasının sebebi, ayet ve hadislerde buna dair net bir bilginin bulunmayışıdır. Peygamberimiz ASV ve sahabe döneminde günümüzdeki gibi iğne, serum veya aşı tedavisi yoktu. Ancak tam olarak benzerlik bulunmamakla birlikte o zamanki bazı uygulamalara benzetilerek, kıyas sonucu bazı hükümler verilmiştir. Deri altına veya adaleye zerk edilen veya damardan yapılan iğnenin orucu bozup bozmayacağı konusu, ilk fakihlerin, yaralayıp vücuda giren bıçak vb. katı cisimler ile derin yaraya sürülen merhemin orucu bozup bozmayacağına ilişkin tartışmalarına göre belirlenmeye çalışılmıştır. Bu konudaki ihtilafın en önemli nedeni de orucun farkı tanımlanmasıdır. Örneğin İmam Ebu Hanife’ye göre, oruç tutmak, vücuda hiçbir şeyin girmemesi demektir. Katı, sıvı, besin yahut ilaç arasında fark yoktur. Bunlardan birinin her ne sebeple bilerek vücudun içine girmesi, orucun bozulmasına sebeptir.  Ancak Şafii, Maliki, Hanbelî mezhepleri ile Hanefi mezhebinden de İmam Muhammed ve Ebu Yusuf’a göre oruç, normal yollardan yani vücutta yaratılışta var olan menfezlerden vücuda bir şeyin girmesini engellemektir. Bu durumda yaratılışta var olmayan yeni bir menfez açıp oradan vücuda zerk edilen hiçbir şey orucu bozmaz. İğne, serum, aşı gibi tedavi araçları da yaratılışta var olmayan yeni bir menfez açılarak uygulandığı için orucu bozmamaktadır.

Enes bin Malik (RA)’ın rivayetine göre, Bir adam Peygamberimize geldi ve “Ey Allah’ın Resulü, gözüm ağrıyor, oruçlu olduğum halde sürme çekiyorum, bu orucumu bozar mı?” diye sordu. Peygamber ASV da “Hayır bozmaz” buyurdu. (Tirmizî, Savm:30.)

Peygamber ASV’ın kendisinin de oruçlu iken gözüne sürme çektiğine dair hadis rivayetleri vardır. (Ebu Davud, Savm, 31.) Bu hadislere dayanarak bütün mezhepler, göze konulan ilacın da orucu bozmayacağı görüşünü savunmuşlardır. Hatta Şafii ve Hanefilere göre, göze konulan ilacın tadı boğazda hissedilse bile orucu bozmaz. Ancak Maliki ve Hanbelîlere göre, boğazda tadı hissedilse oruç bozulur. Aslında tedavi amaçlı ve haz özelliği taşımayan iğneyi bu göz ilacına kıyas etmek de mümkündür.

Kur’an ve sünnetten direktiflerinden anladığımız kadarıyla oruç, nefsin haz alışkanlıklarını terk etmektir. En belirgin hazların yeme içme olması ve cinsel ilişki olması itibariyle bunları terk etmek olarak tanımlanmıştır.  Tedavi amaçlı iğne, serum ve aşı yeme-içme türünden olmadığı ve nefsin hazzını taşımadığı için, orucu bozmadığına hükmedilmiştir.

Oruçlu iken suya girmek orucu bozmadığı kesindir. Oysa çok susamış bir kimsenin, bir sure suda bulununca susuzluğunun geçmesi gösteriyor ki, gözeneklerden vücuduna su girmiştir. Buna rağmen orucu bozulmaz. Çünkü suyun bu şekilde vücuda girmesiyle su içmiş sayılmamaktadır. Ayı şekilde iğne de ağız yoluyla olmadıkça orucu bozan bir beslenme şekli olmadığı muhakkaktır.

Herhangi bir delile dayanmadan iğnenin orucu bozduğuna hükmederek Müslümanların orucunu heba etmek yanlıştır, büyük bir vebaldir. Düşünün, ikindiye kadar sebat etmiş ancak rahatsızlandığı için, doktorun önerisiyle iğne yaılan bir müslümana, “senin orucun bozuldu” hükmünü vererek onun en faziletli Ramazanın bir gün orucundan mahrum bırakmak büyük bir hatadır. Kendisinde fetva selahiyeti görenlerin buna dikkat etmesi gerekir.