İNTİHAR

02 / 03 / 2018

Geçen Pazartesi akşamı okulumuzda hepimizi sarsan çok elim bir olay gerçekleşti. 11. Sınıfta okuyan ve okulumuzun pansiyonunda kalan bir öğrencimiz,herkesin yemekhaneye indiği sırada gizlice ayrılarak kaldığı odanın ranza demirine bağladığı eşarbıyla intihar etti. Öncelikle öğrencimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır dilerim.

Sakin, güler yüzlü, başarılı ve tertemiz bir öğrencimizdi. Okul yönetimi, öğretmenleri ve arkadaşları olarak böyle bir şey yapabileceği hiç birimizin aklının ucundan bile geçmezdi,“şundan olabilir” diyebileceğimiz hiçbir sebep bulamadık. Dışa yansıyan hiçbir şey olmayınca da iç alemini bilemezdik. İnsanın iç dünyasında neler olup bittiğini Rabbinden başkası bilemez.

Aklı başında olduğu halde kişinin canına kıyması dinimize göre büyük günahlardandır. Öğrencimizin intiharında sorumluluk sebebi olan aklın işlevsiz kaldığını düşünüyor ve öyle olmasını ümit ediyoruz.

Açık ve güneşli iken aniden kapanan hava gibi, okulumuzun her günkü neşeli vaziyeti bir hüzün iklimine dönüştü. Gün boyu bu elim olaydan etkilenen öğrencileri teselli etmekle uğraştık. Herkesin yüreği yaralıydı ama en çok etkilenenler, en yakın arkadaşları olan oda, sınıf ve sıra arkadaşlarıydı.En çok etkilenenlerden biri de Kübra adındaki sıra arkadaşıydı. Bir öğrencimiz ağlamaklı olarak, bana sordu: “Kübra’yı gördünüz mü?” Ben “Hayır!” deyince, “Ona gidin, teselli edin!” diyebildi. Hemen onu aradım, ağlamaktan yüzü gözü şişmiş bir halde buldum, teselli etmeye çalıştım. Diğer öğretmenler gibi sesim boğazımda düğümleniyordu.

Bana göre bu hazin olayda ne okul idaresinin, ne pansiyon görevlilerinin, ne öğretmenlerin ne de arkadaşlarının ihmali ya da en ufak bir etkisi yoktur. Başta okul müdürümüz olmak üzere bütün idarecilerimiz öğrencilere karşı aile samimiyeti kadar bir şefkat ve yakınlık içindedirler. Öğretmenlerin öğrencilere yönelik şefkati ve ilgisi de kendi çocuklarından ve kardeşlerinden farksızdır. Bu okulda bulunduğum üç yıllık sürede edindiğim izlenim budur. Okulumuzun pansiyonu da temizlik, rahatlık, düzen, yemeklerin yeterlilik ve beğenilme durumu itibariyle beş yıldızlı otel konforundadır. Pansiyon sorumlusu müdür yardımcımız, nöbetçi öğretmenlerimiz ve diğer görevlilerimizin de öğrencilerin rahat ve güveni için her türlü hassasiyeti gösterdiklerini rahatlıkla söyleyebilirim. Hatta müdür yardımcımız Hatice Hanım’ın, anne şefkatiyle öğrencilerin söküklerini elleriyle diktiğine bizzat şahit olmuşumdur. 30 yıllık öğretmenlik hayatımda birçok okul pansiyonu görmüş ve Lisede pansiyonda yetişmiş biri olarak itiraf etmeliyim ki, Fatma Zehra Kız Anadolu İmam-Hatip Lisesi pansiyonu kadar temiz, güvenli, korunaklı ve tüm imkânların öğrenciler için seferber edildiği başka bir pansiyon görmedim.

Bütün bunlara rağmen bu intiharın sebebi neydi? Doğrusu zahiri bir sebep bulamadık. Basından öğrendiğimize göre Şanlıurfa’da intihar vakalarında artış olmuştu. muhtelif semtlerde o gün üç intihar gerçekleşmişti.

Görünür bir sebebi tespit edilemeyen intiharların, kanaatimce zahiri olmayan sebepleri vardır. Önemli gördüğüm bazılarını sunmak istiyorum:

1-Bütün intiharların temelinde aklın işlevsiz kalması, bazı heves ve duyguları kontrol edememesi yatıyor. Akıl, koruyucu bir güç iken, bu durumda zarar verici bir tehdit olur.

2-İntihara kalkışan hiç kimse ölümün dönüşü olmayan bir yol olduğunu düşünemez. İç dünyasında hedef seçtiği kimselere bir mesaj vereceğini, bütün dikkatleri üzerine çekip herkesi kendisiyle ilgilendireceğini düşünür ama bu dünyaya bir daha dönmeyeceğini düşünmez. Bu kısım, düşüncesinde karanlık ve kapalıdır. Ayrıca ölüm acısını da hiç hesap etmez. Şeytan, bir şov yaparak tekrar bu dünya hayatına devam edeceğini zannını verir.İğneden bile korkanların ölüme teşebbüs etmeleri bundandır. İntihar teşebbüsünde ölüm acısını hissetmeye başladığında son anda kurtarılarak hayata dönenlerin çoğunluğu bir daha intihara kalkışmamıştır.

Ölüm her canlı için kaçınılmaz bir gerçek olduğu halde, insan ölüme tam olarak inanmamaktadır.Hiç kimse ölümü kendisine yakıştırmaz. Her bir ölüm haberi duyduğunda tedirginlik oluşur ama “o ben değilim, ben ölmem!” vehmi ruhunu kaplar. Ruh ebedi özellikte yaratıldığı için, ölümü istemiyor. Bu nedenle duygulara “ölümü kabullenmeme” kuruntusu sinmiştir.

3-Aşırı şımartılarak yetiştirilen çocukların belli bir zaman sonra şımartıcı ilgilerin kesilmesi, iç dünyasında bir krize neden olur. Çocuğun sütten kesilmesi ya da emziğe alıştırılmış çocuğun aniden emzikten kesilmesi hayli zor ve sıkıntılıdır. Uyuşturucuya alışmış bir bünyenin aniden uyuşturucudan kopmasının krize yol açması gibi, şımarıklık da bunalıma sebep olabilir. Çünkü şımarıklık da bir çeşit uyuşturucudur.

4-İnsan, hoşuna gitmeyen veya zararlı gördüğü her duruma tepki gösterir, bu sayede onlardan korunmuş olur. Aklın veya inancın direktifleriyle tepki gerektiren durumlara tepkisiz kalması herhangi bir zarara yol açmaz. Ama tepkisizlik akıl ve inanca dayanmayan sadece toplum baskısı veya zorbalık tehdidiyle olursa, düşüncenin de müdahalesiyle onurunu rencide edilmiş hisseder, iç dünyasına ateş düşürür. Bu durum, intihara kadar götüren bir bunalıma yol açar.Çünkü tepki vermek istediği halde gücünün yetmemesi fakat bunu da içine sindirememesi ve kabullenememesi müthiş bir baskı oluşturur. Dönüşü olmayan karanlık bir tünele girip hiçbir çıkış ışığı bulamamak gibi bir tazyik ve korku yaşatır.İntihara kadar götüren çok hazin sonuçları vardır.

Kül altında gizlenmiş ateş gibi sıkıntılarını içinde hapseden, yüreğindeki ağlamaları yüzündeki gülümsemeyle gizleyen gençlere özellikle dikkat etmeliyiz. Unutulmamalıdır ki “muzmer maraz, daha muzırıdır: gizlenmiş hastalık daha fazla zarar vericidir.” Aile ve okul el birliğiyle gençlerimize güçlü bir iman ve bilinç kazandırmaya çalışmalıyız.  İçleriyle, dışlarıyla, çevreleriyle barışık olmaları için fitnelerden, şeytanlardan ve kötü tutkulardan uzak tutulmaları gerekir. Bununla ilgili tedbirlerin alınmasında okula, aileye ve devlete düşen görevler vardır.

Keşke bu hazin olay gerçekleşmeseydi. Ama elden bir şey gelmeyen bu tür durumlar için Allah’a teslim olup sabır dilemekten başka bir çare yoktur. Kadere rıza, kazaya teslim İslam’ın şiarıdır. Vefat eden öğrencimizin ailesine okulca en içten sabır dileklerimizi sunuyoruz. Allah yar ve yardımcıları olsun.