İSRAF

03 / 11 / 2017

Kelime anlamı harcamak, sarf etmek olan İsraf,terim anlamıyla kullanım ve tüketimde savurganlık, tutumsuzluk demektir. İhtiyaçtan fazla harcamalardır. İnsanı insandan daha iyi düşünen Allah, her türlü ihtiyacı karşılamak için gerekenleri de yaratmıştır. Ancak hikmet ve eğitim gereği, ihtiyaçlarını karşılaması için her şeyi ihtiyaç miktarınca kullanması emredilmiştir.

Peygamber (ASV): “Canın her çektiğini alıp yemek, kişiye israf olarak yeter” buyurmuştur. (İbn-iMace, el-Et’ime, 3352.)

İsraf, “İnsanın hizmetine sunulan her şeyde aşırıya kaçmak” olduğu için, israfı yalnız gıda alnında düşünmemek gerekir. İsrafın, yalnızca çok yemekten ibaret olduğu sanılmamalıdır. Zaman, giyim-kuşam, ev ve şahsi ihtiyaçlar, çevre, makam-mevki itibariyle oluşan ihtiyaçlar gibi her iş, nesne, materyal ve davranışlarda israfın olabileceği bilinmelidir.Nitekim Peygamber (ASV) “Bir nehirden abdest alındığında dahi suyun israf edilmemesi gerektiğini bildirmiştir. (İbn-i Mace Taharet, 425.)

Zamanı gerektiğinden fazla bir işe hasretmek israf olduğu gibi, konumuna uygun bir giyim ihtiyacını aşan bir masraf da israftır. Yüklü bir meblağ tuttuğu halde, sadece havaya saçılan ve hiçbir ihtiyacı karşılamayan havai fişekler, düğünlerdeki şamata ve şatafatlar da israf kapsamındadır. “Aman şu ekmeği bitirin, israf olmasın!” diyerek ekmek israfına karşı titiz olanların çoğunun ne yazık ki diğer israflardan kaçınmadıklarını görüyoruz.

İmtihan sırrıyla bazı şeylerin kullanımı veya tüketimi yasaklanmış olmakla beraber, “helal dairesi” denilen çok geniş bir alan, insanın tüm ihtiyaçlarına yeterli gelecek şekilde tasarlanmış ve insanın yararına sunulmuştur. “Haram” adı verilen yasak alan gayet dardır. Haramlar birkaç husus olarak sayılmış, helaller çok olduğundan sayılmamış, sayılan haramların dışında kalan her şey helaldir, denilmiştir. Bu durum fıkıhta “Eşyada asıl mubahlıktır(helal olmaktır)” sözüyle özetlenmiştir.

Ancak helal dairesinden istifade, gerektiği kadar olmalıdır. İhtiyaç aşıldığında, belirtilen haramlardan biri olan israf sınırına girmiş olur.

Kâinatta yaratılış itibariyle asla israf yoktur. Her şey yerli yerinde ve ölçü içinde yaratılmıştır. Kur’an, bu ölçüye, “Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu” (Rahman,7) ayetiyle işaret etmiştir. Her bir kulun,helal kılınan her şeyden ihtiyacı oranında istifade hakkı vardır. İsraf yapıldığında kişi hakkı olmayanı da zimmetine geçirmiş olur ki bu da haksızlıktır. İsrafla ele geçirilen her şey mutlaka onu elde edemeyenlerin hakkıdır. Bu yönüyle israf büyük bir zulümdür.

Halk arasında israf, çoğunlukla yemekten ibaret sanılır. Yapılan yemek ne kadar çok olsa da çöpe atılmadığı takdirde israf olmadığına inanılır. Oysa ihtiyaçtan fazla yapılan yemek israf olmuştur. İsraftan kaçınmak ancak yemeği ihtiyaç kadar pişirmekle mümkündür. Doyduktan sonra kendini zorlayarak yemeği fazladan yemek, israfı önlemiş olmaz. Çünkü çok yapılmış yemeği ihtiyaçtan fazla yemek de ayrıca bir israftır. Örneğin, iki kişi için dört kişilik yemek hazırlamak israftır; iki kişinin dört kişilik yemeği yemesi de ayrı bir israftır. Bu nedenle fazla kalmış yemeği, aç olanlara yedirmek gerekir.

İsraf, üstünlüklere mani olur. Söz gelimi zaman israfı, birçok hayırlı amellere ve ibadetlere engeldir. Mal israfı, en başta bereketi yok eder; sadaka gibi malî ibadetlerin yerine getirilmesine fırsat vermez. Çünkü bereket, “biriktirmek” kelimesiyle aynı kökten olup, ancak arttırmak ve tutumlu olmakla gerçekleşir. İsraf bunu ortadan kaldırdığı için biriktirme gücünü elden alır.

Bu yönüyle israf, varlıklı kimseleri muhtaç duruma düşürür. Tarih boyunca örnekleri görüldüğü gibi, günümüz toplumlarında da örneklerini çokça bulabilirsiniz. İsraf, sadece yapan şahısla sınırlı kalmayıp, tüm toplumu sarsmaktadır.

Yasin suresinde, bir beldeye üç resulün gönderildiğinin anlatıldığı kıssada,onları yalanlayan halkın, “Biz sizinle uğursuzluğa uğradık, eğer bu işe son vermezseniz sizi recmederiz ve bizden size acıklı bir azap dokunacak!” demesi üzerine resullerin şöyle cevap verdiği bildirilmektedir: “Sizin uğursuzluğunuz sizin kendinizdendir, size öğüt verilmesinden mi uğursuzluğa uğradınız? Bilakis siz israfçı bir kavimsiniz!”(Yasin, 19) Böylece resuller, toplum olarak yaşadıkları olumsuzlukların aslında israftan kaynaklandığını söylemişlerdir. Demek ki israfın zararları tüm toplumu etkilemektedir. Ülkelerin ekonomilerini kötüleştiren, yokluk, pahalılık ve enflasyona yol açan temel neden israftır.