İstihare namazı ve duası

10 / 01 / 2017

Allah, insanları ve cinleri ibadet için yarattığını Kur’an’da bildirmiştir. Bu itibarla farz kıldığı ibadetlerin yanı sıra çeşitli vakitlerde bir kısım ibadetleri de nafile olarak insanın önüne koymuştur. Vakitleri belirlenmiş ibadetler gibi, vakitleri insanın çeşitli ihtiyaçlarına göre düzenlenen ibadetler de vardır.

Bütün ibadetlerin ortak amacı, Allah’ın emrini yerine getirmek, acizliğini, muhtaçlığını hissedip Rabbine yalvarmaktır.  İbadetler, dünya hayatında da bir takım yararlar sağlar ancak amaç bu yararları elde etmek değildir. İbadetin meyvesi uhrevidir. Hatta ibadetlerin lütuf ve ihsan nevinden insanlara verdiği dünyevi yararları ibadete maksat yapanın ibadeti asıl amacından sapmış olur.

Nafile ibadetlerden biri de İstihare namazı ve duasıdır. Başta Buhari olmak üzere bütün hadis imamlarının rivayet ettiği Hadis-i Şerifte Cabir bin Abdillah şöyle demiştir: Resulullah (ASV)’ın bütün işlerinde Kur’an’dan bir sure öğretir gibi istihareyi de öğreterek:"Sizden biriniz bir işe niyetlendiği zaman farzın dışında iki rekât namaz kılsın ve şu duayı okusun” buyurur ve istihare duasını okurdu.(Buharî, Teheccüt, 25;Deavât, 49, Tevhid, 10)

İnsan, yapacağı işin hayırlı olup olmadığını bilmediğinden zahire göre hareket ederek hayırlı olduğuna hükmeder ve Allah’tan da bu işi hayırlı kılmasını ister. Çünkü her şeyin gerçeğini, iç yüzünü ve ne ile sonuçlanacağını ancak Allah bilir. Bu nedenle bu ibadete sözlük anlamı “hayır istemek” olan istihareadı verilmiştir. “Bir işin hayırlı olup olmadığını anlamak” şeklinde yapılan tanımlama yanlıştır. Hem kelime anlamına aykırıdır, hem de peygamberler dışında, hiçbir kul için bağlayıcı nitelikte ilahi bir bilgi gelmez. Falcılık türü gaybı anlamaya çalışmak İslam’ın asla kabul etmediği bir durumdur.

Önemli bir iş yapılacağı zaman önce o işle ilgili bilgisi ya da yeteneği bulunan kimselerle danışılmalı, görüşlerine başvurulmalı sonra istihare ile Allah’a dayandırılmalıdır. Bu da iki rekât namaz kılıp hadisin öğrettiği istihare duasını okumakla gerçekleşir. Sonra da oluşan kanaate göre hareket edilmelidir. Bu nedenle “Önce istişare, sonra istihare” sözü bir kural haline gelmiştir. Al-i İmran Suresinin 159. Ayetinin bu kurala işaret ettiği bildirilmiştir: "İş konusunda onlarla istişare yap. İstişareden sonra o işi yapmaya tam olarak karar verince, artık Allah'a tevekkül et" Ayetteki “tevekkül” kavramının istihare namazı ve duasını da kastettiği açıklanmıştır.

İlmihal kitaplarında istihare namazı kılınıp duası okunduktan sonra kıbleye doğru yatılması gerektiğine ve rüyada görülecek yeşil ya da beyaz rengin o işin hayırlı olduğuna, kırmızı veya siyah rengin ise yapılması istenen işin hayırsız olduğuna işaret ettiğine yer verilmektedir. İstiharede rüya ile ilgili bu bilginin hadis kaynaklarında aslı yoktur. Hiçbir hadiste bu bilgiye rastlanmamıştır.

İstihare konusunda kaydedilen hadis rivayetleri arasında bir takım metin farklılıkları olsa da hiçbir rivayette istihareden sonra görülecek rüyadan ve bu rüyaya göre hareket etmekten söz edilmemiştir.

Peygamber (ASV)’ın görüldüğü rüyalar da dâhil hiçbir rüya dinde delil sayılmamıştır. “Rüya ile amel edilmez” kuralı meşhur olmuştur. İnsan, uykuda yaptıklarından ve söylediklerinden sorumlu tutulmamıştır. Bu itibarla hiçbir rüyanın bağlayıcılığı bulunmamaktadır.

İmam-ı Rabbani, sorulan bir soru üzerine,Rüyaların kıymeti olsaydı, rüyada görülenlere güvenilseydi, müritlerin rehberlere hiç ihtiyaçları olmazdı.” şeklinde başladığı mektubunda şu cevabı veriyor:

“Futuhat-ı Mekkiye kitabının sahibi (Muhiddin Arabî),‘şeytan, Medine-i münevveredemedfûn bulunan Muhammed aleyhisselâmın kendi şekline giremez’ diyor. Başka suretlerde de Resulullah olarak görünemez diyenleri kabul etmiyor. (Yani: şeytan başka suretlerde Resulullah adına görünebilir) Resulullah’ın(ASV)kendi şeklini ve hele rüyada tanıyabilmek çok güç olacağı meydandadır. Bunun için, rüyalara nasıl güvenilebilir? Âlimlerin çoğunun dediğine uyarak ve Resulullah’ın(ASV)yüksek şanına yakışacak üzere, şeytanın hiçbir şeklide o mübarek zatın ismi ile görünemeyeceğini söylersek, o şekliden emirler almak ve onun beğenip beğenmediğini anlamak kolay değildir. Melunşeytandüşmanlığını burada da gösterebilir. Araya karışarak, olmayan şeyi olmuş gibi gösterebilir. Rüya göreni şaşırtır. Kendi sözlerini ve işaretlerini, o şeklin (ASV)sözleri ve işaretleri imiş gibi gösterir.”(Mektubat-ı Rabbani, 273. Mektup)