KAPATILAMAYAN DELİK

17 / 10 / 2017

Yemen’de hüküm süren ve zalimliğinden ötürü Şeddat olarak tanınan hükümdar, “ben de cennet yaratabilirim!” diyerek, ırmaklar, bağlar, bahçeler ve saraylardan oluşan bir şehir inşa eder. Tarihte İrem şehri, edebiyatta da “İrem bağları” olarak meşhur olmuş, şairlere ilham kaynağı olmuştur. Dünyada benzersiz güzellikteki bu İrem Kur’an’da da söz konusu edilmiştir:

“(Ey Peygamber) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Âd’e, memleketler içinde benzeri yapılmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a ne yaptığını görmedin mi?” (Fecr, 6-10)

Bir nevi dünya cenneti diyebileceğimiz İrem şehrini yapan Şeddat’ın, azgınlıklarından dolayı helak edilen kavimlerden biri olan Âd kavminden olduğu ayetten anlaşılmaktadır.

Rivayete göre Şeddat, bu dünyada benzeri yapılmamış olan İrem’in inşasını tamamladıktan sonra o zamanın ileri gelenlerini ve âlimlerini toplayarak bu şehri gezdirmiş, nasıl bulduklarına dair görüşlerini sormuş. Hepsi gördükleri karşısında hayranlıklarını dile getirmişler. Kimi “cennet ancak bu kadar olur”; kimi “bunun benzeri yoktur”; kimisi de bu, kusursuz bir güzelliktedir, bundan daha güzeli düşünülemez” şeklinde beğeni ve iltifatlarla dolu sözler söylemişler.

Ancak içlerinden bir âlimin, sessiz kalması, görüş beyan etmemesi Şeddat’ın dikkatini çekmiş. Ona sormuş: “Neden sen de bir şey demiyorsun, yoksa sen beğenmedin mi?” Âlim, “Hayır çok güzel, çok beğendim. Ama bir kusuru var, o da olmasaydı tam cennet olurdu.” Demiş. Şeddat telaşla “Nedir kusur, çabuk söyle de gidereyim” deyince, alim, “Bir delik var, o delik olmasaydı işte cennet olurdu.” Demiş. Şeddat yine telaş ve hiddet içinde, “Hani nerde bu delik, göster de kapattırayım.” Demiş. Bunun üzerine alim herkesin kafasında şimşek gibi çakan şu cevabı vermiş: “Ne yazık ki kapatılamayan bir deliktir. Azrail AS’ın geleceği delik!”

Yani demek istedi ki, cennet dahi olsa fani olan bir şeyin değeri yoktur. Bir ömürle sınırlı ve ölümlü olan bir cennet, hiçbir memlekette güzellikte benzeri olmasa da, gerçek huzur ve mutluluk veremez. Çünkü er-geç sonlanacaktır. Ölümlü bir cennet çok güzel bir rüyadan farksızdır. Mutlaka o rüya bitecek ve kişi uyanacaktır.

Kur’an tabiriyle “memleketler içinde benzeri yapılmamış olan, sütunlarla dolu İrem” bu benzersiz vasfına rağmen sahipleri onu bırakıp gittiği gibi, kendisi de yok olup gitmiştir.

Aslında dünya hayatı, her ne şekilde olursa olsun insana cennet gibi tatlı gelmektedir. İnsanın ona düşkünlük derecesinde bağlığı ve ondan kopmak istememesi bunun kanıtıdır. Ancak fanilik özelliği bütün lezzetini ve tadını kaçırır. Gafletle ona dalmayı engellemek için Peygamber ASV, “Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz.”(Tirmizî, Zühd, 4) buyurmuş, bu cazibeli ve aldatıcı faniye kanmaması için ümmetini uyarmıştır.

İrem gibi dünyevi saraylarda yaşayanlar, kapatılamayan delik olan ölümü hatırlamakla onun bağımlılık yapan aldatıcı cazibesinden korunabilirler. Yoksa bu bağlılık, dünyayı ebedi tevehhüm ettirerek bir gün hazırlıksız yakalanmasına yol açabilir. Lezzetleri kaçıran ölüm düşüncesi, ebedi hayatın kurtuluşuna vesile olabilir.