KOKU VE RUH

08 / 05 / 2018

Yüce Allah, kâinattaki her varlığa, ona mahsus, onun bir nevi kimliği mahiyetinde bir koku yerleştirmiştir. Bu nedenle her şey kokusuyla tanınır. Üzerinde düşünmemiz gereken, Rabbimize iman ve hayranlığımızı arttıran, Kudret mucizelerden biri de kokudur. Ayet ve hadislerde “rîh”, “reyhan” ve “râyihâ” kavramlarıyla ifade edilen koku, insan için aynı zamanda büyük bir nimettir. Kur’an-ı Kerim nimet özelliğine şöyle dikkat çekmektedir: "Yeri bütün yaratıklar için serdi. Onda meyveler ve salkımlı hurma ağaçları var. Yapraklı taneler ve güzel kokulu bitkiler var. Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?" (Rahman Suresi, 10–13)

Her varlıkta, bu kendine özgü kokusunu dışarıya saçan “esans” dediğimiz ve Arapçada “ıtr” kavramıyla ifade edilen bir özü vardır. Bu özden saçılan koku “rayiha” olarak adlandırılmıştır. Gözle görülmediği halde etkisi hissedilen rüzgâr da rayiha ile aynı kökten olan “rîh” kelimesiyle ifade edilir. Çünkü koku da görülmez ama etkisi hissedilir. Gariptir ki hem rüzgâr anlamındaki “rîh” hem koku anlamındaki “rayihâ” kelimeleri “ruh” ile aynı köktendirler. Çünkü her şeyin kokusu onun ruhu hükmünde bir etkiye sahiptir. Ayrıca koku da ruh gibi bir mahiyet içindedir. Manevi ve latif olduğu için mahiyeti bilinmez ama varlığı da inkâr edilemez. Koku ruha benzer hatta kimisine göre ruhun bir özelliği olması itibariyle ruhla aynı kökten türetilmiştir. Güzel kokuların ruhun hoşuna gitmesi de bundandır.

İnsan ruhunun hoşlandığı kokulara “rayihâ-i tayyibe” denir. Esasen insan ve melek gibi ervah-ı tayyibe olarak nitelendirilen iyi ve güzel ruhlar, güzel kokulardan, ervah-ı habise denilen kötü ruhlar da kötü kokulardan hoşlanır. İnsan su, hava, ışık ve gıda ile beslenip lezzetlendiği gibi nurdan yaratılan ve halis tayyib ruha sahip melekler de zikir, tesbih, hamd ve ibadet nurlarıyla gıdalanıp lezzet alıyorlar. Nura yakın olduğu için güzel kokunun da meleklerin gıdalarından olduğu bildirilmiştir. Bediuzzaman, “Ervah-ı Tayyibe, revâyih-i tayyibeyi sever” (Güzel ruhlar, güzel kokuları sever) şeklindeki özlü sözüyle bu gerçeğe işaret etmiştir. (Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, s.318)

Koku, başlı başına bir lezzet olduğu gibi, insanın yiyecek ve içeceklerden aldığı lezzette de önemli bir paya sahiptir. Koku adeta gerçek tadı almayı sağlayan bir aracıdır. Örneğin: Pişmemiş isotun kokusu fark edilmediğinden lezzetsiz sayılır ama közlenmiş isotun dayanılmaz güzel kokusu, acısının eziyetine katlanmayı kabul ettirecek bir lezzet sunar. Halk arasında isot pişince acısının azaldığı söylenir; oysa ortaya çıkan güzel kokusu sayesinde acısına aldırılmadığı için azalmış zannedilir. Eğer koku alma duyusu olmasaydı, yiyecek ve içecekler tat olarak birbirinden ayırt edilemez ve her birinden ayrı ayrı lezzet almak mümkün olmazdı. Kur’an-ı Kerim cennet nimetlerini, mizacındaki güzel kokularla haber vermektedir: “Onlara, mühürlü (el değmemiş) saf bir içecekten içirilir. Onun (içiminin) sonu bir misktir (ağızda misk gibi koku bırakır). İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar.” (Mutaffifîn, 25-26) Yine Cennet ehlinin, mizacı keskin ve hoş kokulu bir bitki olan zencefil ve mizacı cennete has bir koku olan “kâfûr”olan kadehlerden içeceklerini haber vermektedir. (İnsan, 5,17.)  

Dünya hayatında insana sunulan lezzetler, ilahî nimetleri tanıtıcı olup insanın dikkatini nimetlerin hazinesi ve kaynağı olan cennete çevirmek amacını taşıdığı için yalnızca tadımlıktır. Onun için sınırlı ve geçicidir. Koku nimeti de böyledir; etkisi kısa sürer. Moleküllerinin havada dağılması ya da bir süre sonra burnun alışması kokudan alınan lezzeti kısıtlı duruma getirir. Bu nedenle kokunun güzelliği kadar etkisinin kalıcılığı da önemlidir.

Bitkilerin koku veren esansı, ya da bir geyik türünden elde edilen misk, sıvı veya katı bir madde olmasına karşın, ondan yayılan kokunun aslında maddenin ötesinde henüz sırrı çözülmeyen kudret harikası bir cevher olduğu anlaşılmıştır. Ruhun üflenmesi gibi, rayihanın da bu maddelere üflendiği akıldan uzak değildir.

Peygamber (ASV) cenneti anlattığı bir hadisinde, “cennette yenen gıdalardan kokuların en güzeli hâsıl olur” buyurmuştur. Bu dünyada bir kısım geyiklerin vücudunda yedikleri bitkilerden, en güzel koku olan “misk”i yaratan Allah, cennet ehlinin yediklerinden de daha güzel kokular yaratmaya kadirdir.