KÖPEK

28 / 04 / 2018

Fatiha Suresinin son ayetlerinde “Bizi dosdoğru yola, nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanların ve sapkınların yoluna değil” buyrulmuştur. Peygamber (ASV) bu ayetlerle ilgili olarak, “mağdûbi aleyhim (gazaba uğrayanlar) Yahudilerdir; dallîn (sapkınlar) ise Hıristiyanlardır” şeklinde açıklama yapmıştır. (Tirmizi, Tefsir, 1, Hadis no: 2954.)

Büyük bir çoğunlukla Hıristiyan olan Avrupa nüfusunun itikat, ibadet, sosyal hayat, aile gibi birçok alanlarda sapkın bir hayat yaşadıkları düşünüldüğünde, “dallîn” ismine ne kadar müstahak oldukları apaçık anlaşılır. Bu sapkın yaşantılarından biri de hiçbir ihtiyaç olmaksızın köpek edinmeleridir.

Köpek edinmek, Avrupa medeniyetinde önemli bir yer tutar. Hırsızlardan korunmak gibi hiç bir amaç olmaksızın sadece süs ve eğlence olsun diye köpek edinirler.Evde, işyerinde, seyahatte yanlarından ayırmadıkları köpekleri aileden biri haline gelir. Hatta bazı ailelerde şahısların da birer köpeği bulunur. Doğrusu Avrupa’da aile kurumu da fesada uğramıştır.

Çocukların ve gençlerin büyüklerini dinlememeleri, hırçın ve asi oluşları ana-babaları rencide etmiştir. Güya demokrasi nedeniyle çocuklara ve gençlere tanınan haklar ve buna karşılık ana babaların ellerinden hiç bir şey gelmemesi aileyi derinden yaralamış, zamanla büyüyen huzursuzluk, çocuk yerine köpek edinmeye sürüklemiştir.

Kadın erkek herkeste, çocuk sevgisi ve çocuk okşama ihtiyacı vardır. İçlerindeki şefkat çocuk ister. Ama çocukların yasalarla aileden koparılması, ailenin istediği eğitim ve terbiyeyi veremeyişi sonucunda kendi çocuğundan hiçbir hayır görmemesi, çocuk edinmeye karşı bir isteksizlik oluşturmuştur.

Her ana-babanın çocuklarından maddi ve manevi beklentileri vardır. Ömür boyu, hatta Ahirete uzanan evlat düşkünlüğü ve emelleri vardır. Ama kuşların yavrularını yuvada büyüttükten ve uçup gittikten sonra hiçbir ilişkileri kalmayıp birbirlerini tanımaması misali ailede de çocuklarla ilgili böyle bir sonuç olunca, çocuk edinmeye karşı bir olumsuzluk yayılmaya başlar. Demek ki köpek edinmenin yaygınlık kazanması, belli bir yaştan sonra özgürlük adıyla ana-babayı tanımamazlık ve onlara karşı saygısızlık, toplumsal bir huzursuzluğa yol açtığı için, evlat yerine köpeklere meyli arttırmıştır. Çünkü köpek, sahibine düşkün ve sadıktır; karnını doyurduktan sonra saygısızlık etmez, asi olmaz. Hayırlı bir evlat gibi bir tutum içine girer.

Çocuk edinmeye karşı oluşan boşluğu köpeklerle doldurma çabası belirttiğimiz nedenlerin uzun bir süreç içinde yol açtığı sapkın bir sonuçtur.

Örneğin alkollü içkiler hiç bir dinde hoş karşılanmamış, sakınılması istenmiştir. Oysa Hıristiyanlarda “ekmek-şarap ayini” şeklinde şaraba kutsal bir mahiyet kazandırılmıştır. Bu sapkınlık değil de nedir?

İslam’a göre köpek necistir. Hadis-i Şeriflerde köpeğin ağzının değdiği yeri, biri toprakla olmak üzere yedi kez yıkamak emredilmiştir. Ekin, hayvan, evi beklemek ve hırsızdan korumak gibi bir gerekçe olmaksızın evinde köpek beslemek dinimizce hoş karşılanmamıştır.Oysa Avrupa’da menedilen tarzda köpek edinmek çok yaygındır. Kur’an domuzdan şiddetle sakındırdığı halde Avrupa’da en yaygın domuz etidir. O halde Müslümanların kültür ve medeniyeti ile Avrupa medeniyeti uzlaşmaz bir farklılık içindedir.

Peygamber (ASV) Köpeğin necis oluşu ile ilgili olarak "Köpek, bir kaba ağzını bulaştırdığı zaman yedincisi toprakla olmak şartıyla o kabı yedi kere yıkayınız.”buyurmuştur. (Ebu Davud, taharet, 37, Hadis no: 73).Köpek edinmekle ilgili olarak çok sayıda rivayetleri bulunan hadislerden biri şöyledir: «Bir kimse kendisine ekin veya hayvan beklemeğe faydası olmayan bir köpek edinirse, amelinden her gün iki kırat eksilir.»(Kırat, eskiden altın gibi değerli eşyayı ölçmek için kullanılan bir ölçü birimidir.) (Müslim, Müsakat, 61, Hadis no: 4036.)

Köpek ve domuz gibi bir kısım hayvanların necis kabul edilmesi ve onlardan uzak durmanın emredilmesi imtihan gereği İslam’ın kuralıdır. O hayvanlara zulüm veya eziyet demek değildir. Günümüzde sosyal yaşantının değişen şartları nedeniyle at, merkep gibi hayvanları evde barındırmak da ortadan kalkmıştır. Apartmanda at beslemek mümkün olmadığı gibi, ona ihtiyaç da yoktur. Bu durum, atlara karşı bir haksızlık değildir. Aynı şekilde evde köpek bulundurma ihtiyacı da kalmamıştır.

Toplumumuzda birçok kimselerde bir tutkuya dönüşen Avrupa taklitçiliği, hiç gerek yokken köpek edinmenin de yaygınlaşmasına sebep olmuştur. Artık Şanlıurfa’da bile çarşı pazarda süs köpeği gezdirenlere rastlamak mümkündür. Bunun yaygınlaşma tehlikesi İslam’ın bakışı açısından tedirginlik vermektedir.