KUDRET ELİ’NİN PERDELERİ

25 / 04 / 2017

Yüce Allah insanı bu dünya hayatında imtihana tabi tuttuğunu Kur’an’da açıklamıştır.Bunun gereği olarak sorumluluklar yüklemiştir. Dünya hayatının imtihan olması, imtihana tabi tutan Allah’ın insanı tanıması değil, insanın kendini tanıması içindir. Çünkü ezeli ilmiyle her şeyi bilen ve insanı yaratan Allah’ın buna ihtiyacı yoktur. İmtihanın sonucunu da önceden eksiksiz olarak bilmektedir.

İmtihan sırrı bozulmasın ve herkes inanmaya mecbur kalmasın, özgür iradesiyle kabul etsin diye yarattığı her şeyi, Kudreti’nin icraatlarını sebepler arkasında yapmaktadır. Yani sebepleri Kudret’ine perde kılmıştır. Kudretinin önüne sebepleri perde yapmasının bir diğer sebebi de yüzeysel görünüşteki insan gözüne kusur gibi görünen hoşlanılmayan unsurlara karşı insanın olumsuz bakış ve düşünceleri Aziz ve Celil olan Allah’a yöneltilmense engel olmaktır. Sebepler bu tarz olumsuz düşüncelere karşı bir kalkan görevini görür. Sebepler insan düşüncesini o kadar oyalar ki ancak dikkatli bir düşünce ve iman nuru olmazsa sebepler içinde boğulabilir, hakikatı görmeyebilir.

Dış görünüşü itibariyle her şeyin topraktan yaratıldığını görüyoruz. Oysa gerçekte toprak Kudret elinin bir perdesidir. Yediğimiz gıdalardan tutun canlı cansız tüm varlıklar aslında yoktan yaratılmaktadır. Toprak, su, hava ve güneş, yaratmada gerçek etkileri olmayan zahiri birer sebepten başka bir şey değildir. "Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri bizim yanımızda olmasın." (Hicr, 21) ayeti her nimetin Allah’ın hazinesinden geldiğini, bizzat O’nun Kudret eliyle yaratıldığını bildirmektedir.

Dünya kurulduğundan beri topraktan canlılar, bitkiler ve hayvanlar çıkarılmaktadır. Ancak topraktan hiçbir eksilme olmadığı görülmektedir. Eğer bütün bu eserler yoktan değil de topraktan yaratılmış olsaydı toprakta bir değişim ve eksilme olması gerekirdi. O halde toprak da diğer sebepler gibi sadece bir perdedir.

Sebeplerin yaratma konusunda hiçbir etkilerinin olmadığı yaratılan mucizevî eserlerin o sebeplerden çok çok daha sanatlı ve mükemmel olmalarından da anlaşılmaktadır. Örneğin topraktan çıkan bitkiler, ağaçlar, meyveler güller, çiçekler hatta canlılar topraktan çok daha mükemmeldir. Hiçbir usta, kendisinden daha mükemmel bir eser yapamaz. Buna göre toprağın veya diğer sebeplerin hiçbir şekilde ustalığı yoktur.

Allah’ın Kur’an ayetlerinde bildirilen Halık, Mübdi, Bedi’ ve Bari isimleri “yoktan örneksiz olarak yaratmayı” ifade etmektedir. Bu isimler, hiçbir unsurun yaratmada etkisi olmadığını, Yüce Allah’ın yoktan var ettiğini iktiza eder. Bakara Suresinin 117. Ayetinde Bedi’ ismini kullanarak, “O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir.” Buyurmuştur. Yine, “Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. Sonra da yalnız O’na döndürüleceksiniz.” (Rum, 11) ayetinde de Allah’ın yoktan yarattığını ifade etmektedir.

Yüce Allah’ın izzet ve azameti en küçük bir ortaklığı ve yardımcılığı reddetmektedir. Bu itibarla sebeplerin yaratmada hiçbir dahli bulunmadığı kudretin büyüklüğünün gereğidir. Ayrıca izzet ve azamet, sebeplerin Kudret’e perde olmasını gerektirir. Cahil insanlar olaylardaki hikmetleri ve güzellikleri çoğu kez göremediklerinden, çirkin zannederek bizzat Allah’ı suçlamamaları için, sebepler Kudret eline perde kılınmıştır.

Bediüzzaman’ın şu sözleri konuya tam anlamıyla açıklık getirmektedir:

“Eydaire-i esbabdanzuhureden işleri, hâdiseleriesbabaisnadedengafil, cahil! Mal sahibi zannettiğinesbab, mal sahibi değillerdir. Asıl mal sahibi, onların arkasında iş görenkudret-i ezeliyedir. Onlar, ancak okudretten gelenhakikî tesirleri ilân veneşretmeklemuvazzaftırlar. Demek,daire-i esbab, hükûmetin kalem dairesihükmündedir ki, yukarıdan gelen emirlerintebliğatı o daireden yapılıyor. Çünküizzet ve azametperdeyiiktizâeder;tevhidvecelâldahişirketi reddeder,tesiriesbaba vermiyor. Evet,Sultan-ı Ezelînin memurları vardır, amaicraatçıları değillerdir ki,saltanatverububiyetinde ortak olsunlar. Ancak o memurların vazifesidellâllıktır ki,kudretinicraatını ilân ediyorlar. Veya o memurlar,nâzırmüşahitlerdir ki, gördüklerievâmir-i tekviniyeye karşı yaptıkları itaat veinkıyadileistidatlarına göre birneviibadet yapmış olurlar. Demekesbab, ancak ve ancakkudretinizzetini,rububiyetinhaşmetiniizhariçinvaz’edilmiş birtakım vasıtalardır. Yoksa,kudretinaczve ihtiyacı içinmuaveneteden yardımcı değillerdir.Beşer sultanlarının memurları ise,sultanların ihtiyaç veaczlerinidefiçintayinlerinezarurethâsılolan yardımcı ve ortaklarıdır.Binaenaleyh, Allah'ın memurlarıyla insanın memurları arasındamünasebetyoktur. Yalnızgafilve cahil olanlar hâdiselerde vevukuattakihikmetleri, güzellikleri göremediklerinden, Cenâb-ı Haktanşekvave şikâyetlere başlarlar. İşte oşekvave şikâyetlerin hedefini değiştirmek içinesbabvaz’edilmiştir. Çünkü kusur onlardan çıkıyor, onların kabiliyetsizliğinden ileri geliyor.