Kurban Bayramına Büyük Hakaret

21 / 03 / 2017

Her ilmin, her alanın, her sistemin kendine mahsus özel kavramları vardır. Kelimelerin lügat anlamlarının dışında hangi alana mal olmuşsa ona uygun yeni anlamlar yüklenir.

Bir kısım kavramlar da bizzat Allah tarafından yeni anlamlar yüklenerek Kur’an’da zikredilmiştir. Örneğin:“Münafık” kelimesi, Nafika’ kelimesinden türetilmiştir. Nafika ise, tarla faresinin düşmana yakalanmadan yuvasından çıkmak için yaptığı gizli yolun adıdır.Kur’an, küfrünü gizleyen ikiyüzlü insanları, gizli yolu bulunan fareye benzeterek bu terimi onlara isim olarak kullanmıştır. Böylece yeni bir anlam yüklenen bir kavram olmuştur.

Yüce Allah ile ya da O’nun dini olan İslam diniyle ilişkisi olan kavramlar kutsal kavramlardır. Bu kutsi kavramları insanların başka bir amaçla, farklı anlam yükleyerek kullanmaları büyük hatadır ve bu kavramlara bir nevi hakaret sayıldığından cezayı gerektirir. Kelimeleri konulduğu anlamından saptırarak değiştiren Yahudileri Kur’an eleştirmiştir:“Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırıp tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, -İşit, işitmez olası!- “Râ’inâ (bizi güt!)” derler. Hâlbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.” (Nisa,46.)

Vaktiyle Yahudiler ve Hıristiyanlar kutsal kitaplarındaki bir takım kavramları bozarak, amacından saptırılmış yeni anlamlar yükleyerek kitaplarını tahrif etmişlerdi. Zaman içinde bu tahrifatlar artınca kitabın tamamının değişip aslının kaybolmasına yol açmıştır.

Kuran-ı Kerim’de yer alan bazı kutsi kavramların da günümüzde kasıtlı eller tarafından bozulmak istendiğini gözlemlemekteyiz. Alay konusu etme, asıl anlamı dışında kullanma, ya da yanlış anlam yükleme şeklinde ortaya çıkan bu tahrifata bir kısım Müslümanlar da bilmeden alet olmaktadır.

Bugün sıklıkla yanlış şekilde kullanılan hatta hakarete uğrayan İslamî kavramlardan biri “Kurban”dır.

Bir kısım basın ve yayın organlarında verilen cinayet haberlerinde ya da yorumlarda cinayet mağduru kimseler için sıkça “kurban” tabiri kullanılmaktadır. “Katil kurbanını şöyle kesti, şöyle biçti, kurbanını şöyle yakaladı, cinayete kurban gitti, kurbanlar otopsiye gönderildi…” şeklinde gözü dönmüş canilerin, zalimlerin öldürdüğü kimselerden hep “kurban” diye söz edilmektedir. Adeta kurban kavramı cinayetleri çağrıştıracak bir duruma getirilmiştir. Kurbanın cinayetlerle bir ilişkisinin bulunmadığı, İslam’da mali bir ibadetin adı olduğu neredeyse yeni nesil tarafından bilinmeyecek.Kurban kavramı cinayetlerle özdeşleştirilerek katledilmektedir.

Kurban kavramının cinayetlerle kullanılması, hem İslam’a saygısızlık hem de maktulu,“cânînin kurbanı” ilan etmekle de belki de şehid hükmünde olan o masum insana saygısızlıktır.

Bu kavramı bilmeyerek kullananlar olduğu gibi, bu korkunç yanlışı kasıtlı ve bilerek yaygınlaştırmak isteyenlerin de çok olduğunu düşünüyoruz.

Kurban kavramının ne sözlük ne de terim anlamıyla, hiçbir şekilde cinayet için kullanmayı gerektirecek bir benzerliği bulunmamaktadır.

Sözlük anlamı “yaklaşmak” olan bu kavram, Kur’an’da da zikredilen önemli bir ibadetin adıdır. Allah’a yaklaşmak amacıyla ibadet olarak şeraitçe belirlenmiş şartları taşıyan hayvanı, belirlenmiş bir zaman içinde (Kurban bayramı günlerinde)kesmeyi ifade eder. Akıllı, buluğ çağına gelmiş ve dinen zengin sayılan müslümanın yerine getirmesi gereken mali bir ibadettir.

Hanefi mezhebine göre vacip diğer ehl-i sünnet mezheplerine göre sünnet-i müekkede olan Kurban ibadeti, Hacc-ı Kıran ve Hacc-ı Temettu’ yapan hacılar için tüm mezheplere göre ittifakla vaciptir. Kur’an’da ve hadislerde “kurban” kelimesinin yanı sıra nahr, udhiye, hedy,nüsük, zibhgibi adlarla da ifade edilir. Bu ibadetin şartları ve mahiyeti fıkıh kitaplarımızda ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır.

“Onlara Âdem'in iki oğlunun kıssasını dosdoğru oku. Onlar birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki edilmemişti. Kurbanı makbul olmayan, diğerine 'Seni öldüreceğim' dedi. O ise 'Allah ancak takvâ sahiplerinin ibadetini kabul eder,' cevabını verdi.” (Maide,27.) Ayetinde, açıkça “kurban” kelimesini zikredildiği gibi, bu ibadetin Allah’ın dininde Hz. Adem (AS)’dan beri var olduğuna da işaret edilmektedir.

Buna rağmen, Allah’a yakınlaştıran anlamındaki bu nezih kavramı, Allah’ın yasakladığı cinayetler için kullanmak,Kur’an’a ait kavramı tahrif etmeye yöneliktir. Bu tutum, Müslümanların uzak durması gereken Yahudi ahlakındandır.