ORUCUN MEKRUHLARI

06 / 06 / 2017

Mekruh, hoşlanılmayan, güzel tarafı bulunmayan anlamında bir fıkıh kavramıdır. Kimileri mekruh kavramını “Allah’ın hoşuna gitmeyen” şeklinde tanımlamıştır ancak biz buna katılmıyoruz. Çünkü Allah’ın hoşlanmadığı işlemler “haram” kavramına daha uygundur. Oysa mekruh haram demek değildir, haramla helal alanı arasındaki tel örgüler durumundadır. Bu nedenle mekruh, Allah’ın hoşlanmadığı fiiller değil, “Allah’ın hoşlanmadığı durumlara yol açma riski taşıyan işlemler” olarak tanımlanması daha doğrudur.

Mekruhlar ciddiyeti sağlayan, her an ibadetin farkına vardıran unsurlardır. Çünkü ibadetlerde dikkat ve ciddiyet esastır. Maun Suresinde: “Namazdan dolayı gafil olan o namaz kılanlara yazıklar olsun!” ayetiyle dikkatsizlik ve ciddiyetsizlik eleştirilmiştir. Bu durum oruç için de geçerlidir.

İbadetlerle ilgili mekruhların ilişkili oldukları yönleri itibariyle iki kısımda değerlendirildiğini görüyoruz.

Birisi: Sosyal hayata yönelik, Müslüman toplumun hoşuna gitmeyen işlemleri ifade eder. Yani toplumun tepkisini çeken, ayıplanabilen durumlar mekruh olarak bildirilmiştir. Örneğin: uygun olmayan bir kıyafetle camiye gitmek, ya da toplum içine çıkmak gibi. Pijamayla dolaşmak haram değil ama toplumun tepkisini çekmesi yönüyle mekruhtur.

Sözgelimi tüm cemaatin çoraplı olarak namaza durduğu bir şehir camiinde bir kimsenin o cemaate muhalif olarak çorapsız durması toplumun tepkisini çekebilir. Ya da tüm cemaatin çorapsız olarak namaza durduğu bir köy camiinde bir kimsenin çorapla durması da aynı şekilde toplum tarafından ayıplanabilir. İslam dini kişiye yönelik hükümlerinin yanı sıra toplumsal hükümlere de sahiptir. Temel ilahi prensiplere aykırı olmamak şartıyla toplumun genel isteklerini de dikkate almaktadır. Bu nedenle toplumun hoşlanmadığı eylemleri “mekruh” olarak nitelemiştir.

Diğeri ise, ibadetleri bozucu ya da aksaklığa yol açabilecek risk taşıyan eylemlerdir. Bu gibi fiillere de mekruh adı verilmiştir.

Örneğin: Oruçlu iken suda yüzmek orucu bozucu bir risk taşımaktadır. Ağızdan veya burundan boğaza suyun kaçıp orucu bozma tehlikesi vardır. Gerçekte suya girmek, orucu bozmaz. Ama susamış bir kimseye cazip geldiğinden psikolojik bir dikkatsizlik sonucu boğaza su kaçabilir ve bu durumda da oruç bozulur. Oruçlunun böyle bir tehlikeye maruz kalmaması için “mekruh” denilmiş ki bu riskten sakınsın.

Aynı şekilde, özellikle bu yılki gibi yaz oruçlarında, öğleden sonraki safhada abdestte ağza su vermek mekruh olarak hükmedilmiştir. Çünkü öğleden sonraki safhada susamak hayli şiddetlenir. Böyle bir kimseye su çok cazip gelir ve yine psikolojik dikkatsizliğin de kışkırtmasıyla boğaza su kaçabilir ve oruç bozulur. Demek ki bunda da orucun bozulma riski bulunduğundan mekruh hükmüyle oruçlu dikkatli olmaya sevk edilmektedir.

Oruçlu iken güzel kokular sürünmek, oruçtaki “nefsin hoşuna giden alışkanlıklardan uzak durma” prensibine aykırı düştüğünden Şafii mezhebine göre mekruh kabul edilmiştir ancak orucu bozucu herhangi bir risk taşımadığından Hanefi mezhebine göre mekruh sayılmamıştır. Hatta meslek ve konumları itibariyle Hanefiler çoğunlukla bir arada yaşadıklarından oruçtan kaynaklanan hoş olmayan kokuları gidermek için güzel kokular kullanmak Hanefi mezhebinde müstahab görülmüştür.

Orucun mekruhlarından biri de, açlık ve susuzluğun sıkıntısından dolayı diğer insanlara karşı asabileşmek, saldırganlaşmaktır. Oruç elbette sıkıntılı bir ibadettir ve nefse sıkıntı yaşatmayı bununla ona ders vermeyi amaçlamaktadır. Sabır göstermekle nefsi yenmek gerekir. Oruçtan dolayı saldırganlaşan kimse orucun amacına uygun hareket etmemiş ve nefsine yenilmiş olur.