RAMAZAN BEREKETİ

18 / 05 / 2018


Cenab-ı Hak, bu dünyada sebeplerle işleyen muazzam bir düzen kurmuştur. İmtihan sırrı bozulmasın diye sebepleri kudretine perde yapmıştır. Bulutları yağmura, yağmuru bitkilere sebep kılmıştır. Suyu, havayı, toprağı ve güneşi yeryüzündeki canlıların hayatına sebep kılmıştır. Sebepler perdesi arkasındaki muazzam yaratma kudreti, gözümüzün önünde işleyişini sürdürmektedir.

Peygamberlerin eliyle gösterdiği mucizelerde dahi, açık bir kapı bırakacak şekilde araya bir kısım sebep perdesi koymuştur. Örneğin: Peygamberimiz (ASV)’ın mübarek parmaklarından suyun akıtıldığı ve susuz kalan ordusuna içirildiği su mucizesinde, önce kırbalarda kalan az miktardaki suyu toplamış, azar azar mübarek eline dökerek parmaklarından suyu akıtmış sonra suyun akışı devam etmiş ve bu mucize gerçekleşmiştir. Durup dururken ve hiç bir şey olmadan aniden ellerinden su akıtmamıştır. Aynı şekilde ay iki parça eden mucizesinde de önce dua etmiş, mübarek parmağıyla aya işaret etmiş ve ayı iki parça etmiştir. Bu mucizesi dahi herkese değil, o anda orada bulunan küçük bir topluluğa ve kısa bir süreliğine gösterilmiştir. Böylece inkârcı zihniyetin imana zorlanmaması için itirazlarına açık kapı bırakılmıştır. Şunu da unutmayalım ki, eğer ay tutulması gibi tüm dünyaya gösterilseydi, herkesin görebileceği uzun süre devam ettirilseydi, Peygamber (ASV)’ın mucizesi olarak değil, ilginç bir doğa olayı olarak kitaplara geçer ve böyle bilinirdi.   

Bunların yanı sıra, her şey için şartlarına ve gereklerine uygun çalışmayı kazanımlara sebep yapmıştır. Yani kazanmak için çalışmak gerekir. Aynı şekilde “iktisat” adı verilen tasarruf ve tutumluluk, bereketin gerçekleşmesine sebep kılınmıştır.

İktisat, israfın zıddıdır. Kur’an-ı Kerim, “Yiyin, için ama israf etmeyin, Allah müsrifleri sevmez” (A’raf, 31) buyurarak israftan şiddetle sakındırmıştır. İsraf eden sürekli kaybedecek, sürekli sıkıntı yaşayacaktır. Peygamber (ASV) “İktisat eden, geçim sıkıntısı çekmez” buyurmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/447)

Ramazan-ı Şerif’in bereket ve bolluk ayı olduğu herkesin dilindedir. Ancak halk arasında bu bolluk ve bereketin kullara bahşedilen ilahi bir ikram olduğu ve insanların aşırı israfına rağmen bu bereketin verildiği zannedilmektedir. Bu büyük bir yanılgıdır.  Halkın düşündüğü ve bir kısım ilahiyatçılar tarafından dillendirilen hiç yoktan gelen bereket ancak mucizedir; bu da peygamberlere mahsustur. 5-6 kişiye ancak yeten bir yemeğin üç bin kişiye yetmesi ve hepsini doyurması şeklinde gerçekleşen bereket, peygamberliğin delili olan bir mucizedir. Evet, Ramazan bereket ayıdır ama bu bereket tutulan oruç sayesindedir. Orucun sağladığı iktisat, tutumluluk ve diğer zamanlardan farklı olarak yiyecek ve içeceklerden kısma gibi sebeplerle bu bereket gerçekleşir. Yoksa iftardan sahura kadar yaşanan tüketim çılgınlığı, gördüğü her şeyi almak gibi harcama israfı katiyen bereketi yok eder. Eğer günümüzde olduğu gibi aşırı bir israf ve tüketim çılgınlığı yapılırsa bereketin olmayacağı muhakkaktır. Ramazan-ı Şerif geldiğinde artan hayat pahalılığı, aşırı talep sebebiyledir. Piyasaları dengede tutan arz-talep dengesinin bozulması, yani talebin arzın önüne geçesi, Ramazanda oruç sayesinde umulan bereketi de yok etmekte, Ramazan bir kıtlık ve pahalılık ayına dönüşmektedir.

Daha açık bir ifadeyle: Oruç tutan herkes mutlaka her gün öğle öğününden tasarruf etmiş olur. Eğer iftar ve sahurda israf yapılmazsa her gün bir öğün tasarrufu nedeniyle her şeyde kısma meydana gelecektir. Bu da doğal olarak bir bereket sağlayacaktır. Ramazanda israftan taviz vermeyip bereket mucizesi beklemek yerine, herkes orucun gerektirdiği tutumluluk vaziyetini takınmakla bereketi sağlayabilir. Ramazan’ın bereketi asıl böyle gerçekleşir.

Ramazandaki tüketim çılgınlığı bereketi ortadan kaldırdığı gibi, hayat pahalılığına yol açtığından dolayı da fakir-fukaranın birçok hususlardan mahrumiyetine yol açmaktadır. Bu da onların hakkının bu müsrifler tarafından gasp edilmesi demektir. Demek israf edenler, israf günahıyla birlikte, fakirlerin hakkını gasbetmeye yol açmakla daha büyük bir vebali yüklenmiş olurlar. Müminler bu konuda duyarlı olmalıdırlar.