RAMAZAN’DA SINAV

20 / 06 / 2017

Geçen Pazar günü Halfeti’den gelen bir yakınımızınçocuğunuLYS’nin son aşaması olan sınava götürdüm. Haliliye’de bir lisede sınava girecekti. Bu yıl, kapıların 15 dakika önceden kapatılması uygulamasından dolayı sınavın başlamasından bir buçuk saat önce binanın bahçesine vardık. Herkesin bizim gibi düşünüp erkenden geldiklerini gördüm. Biz oraya vardığımızda zaten kısıtlı olan gölgelik yerleri kapışılmış ve dolmuştu.

Sınav binasının önü ana-baba günüydü. Düşünün, her bir öğrenci için en az dört-beş kişi gelmişti. Bu nedenle kalabalık olması doğaldı.

Öğrencilerden çok orada bekleyen ailelerin heyecanlı olduğu yüzlerinden anlaşılıyordu. Elbette çocuğunun başarısı için heyecan duymak, endişelenmek doğaldır. Ancak beni tedirgin eden ve normal görmediğim bir şey daha vardı. O da bu mübarek Ramazan günü ailelerin de sınava giren öğrencilerin de görüldüğü kadarıyla büyük çoğunluğunun oruç tutmamış olmasıydı. Öğrencilerden bir-iki tanesi dışında hepsinin elinde su şişeleri vardı ve arada bir yudumluyorlardı. Birçok öğrencinin sigara da içtiğine şahit oldum. Hatta bazılarını uyardım. “Burası okul bahçesi, sigara içmek yasaktır!” dedim. Beni bir yetkili veya polis zannettikleri için sigaralarını söndürdüler. Okul bahçesinde bekleşen velilerin de çoğu su ve sigara içiyordu. Üstelik istisnasız hemen hepsinin elinde Yasin, dua kitapları veya Kur’an-ı Kerim bulunuyordu. Demek aileler dindardı, Kur’an okumasını, dua etmesini biliyordu. Allah’a muhtaç olduğumuzun, O’na yalvarmak gerektiğinin farkındaydılar. Gözüme çarpan bu çelişki beni tedirgin etti. Sınavı oruç tutmamaya bir mazeret kabul ettikleri anlaşılıyordu. Sınav için bekleşen öğrenci ve veli kitlesi oruçsuzluğu o kadar meşru görüyorlardı ki, hiç tereddüt etmeden gayet rahat bir tarzda su ve sigara içebiliyorlardı.

Bu manzara içinde doğrusu ben kendimi Müslüman olmayan bir memlekette hissettim.Çünkü Müslüman bir memleketle bunu bağdaştırmıyordum. Oysa okudukları Kur’an, oruç tutmamanın meşru mazeretinin hastalık, seferi (yolcu) olmak ya da yaşlılık ve takatsizlik nedeniyle oruç tutmaya gücü yetmemek olduğunu açıkça bildirmektedir. Peygamber (ASV) da buna ilaveten hayız veya nifas halindeki hanımların bu halleri geçinceye kadar oruç tutamayacaklarını, çocuk emziren yahut hamile olan hanımların da isterlerse oruç tutmayabileceklerini açıklamıştır. Bu sayılanlar dışında oruç tutmamak için herhangi bir meşru mazeret bulunmamaktadır. Buna göre sınava girmek, çalışmak, işe gitmek seferilik mesafesinden daha az mesafede bir yola çıkmak gibi durumlar oruç tutmamaya mazeret olmaz.

Üniversite sınavına giren bir genç elbette akıllıdır ve buluğ çağına erişmiştir. Gördüğüm kadarıyla oruçlu olmadığına şahit olduğum gençlerden her biri beni bir eliyle yere serebilecek güçteydi. Demek ki oruç tutmaya da güçleri yetiyordu. Oruca gücü yetmeyecek durumda ise ve sınav dışında da oruç tutamıyorsa eyvallah ama sadece sınav nedeniyle oruç tutmamak asla kabul edilmez, dinde böyle bir mazeret yoktur. Sınavı meşru bir mazeret olarak göstermek de büyük bir hatadır. Ayrıca şunu da belirteyim ki, sınav boyunca sınava yoğunlaşan öğrenci, zamanın nasıl geçtiğinin bile farkında olmaz; yeme, içmeyi düşünmez. Oruçlu olduğu dahi aklına gelmez. Buna rağmen sınavda zorlanma korkusuyla oruç tutmamakbüyük bir yanılgıdır.Allah için orucunu aksatmayan öğrenciye oruç sebebiyle Yüce Allah’ın zihin açıklığı lütfetmesi ve hayırlı bir kapı açması umulur. Vaktiyle bendeniz de oruçlu olarak üniversite sınavına girmiştim. O zaman da Ramazan şimdiki gibi Haziran’daydı. Üstelik sahura da uyanamamıştım. Oruçtan dolayı hiçbir zorluk yaşamadım.

Allah’ın emrettiği orucu tutmayanlar, oruç tutmayan gençlere, Kur’an okuyarak dua ediyordu, Allah’tan yardım istiyordu. Bu durum, kendilerini kandırmanın yanı sıra Kur’an’ın, ibadetlerin ve duanın nasıl dünyevi çıkarcılığa alet edildiğinin açık bir göstergesiydi. Ayrıca sınav veya herhangi bir işin, oruç tutmamak için meşru bir mazeret olmadığının bilinmesi gerekmektedir. Oruç tutan dindar anne ve babaların da şefkatlerini bu günahta kullanarak destek olmaları bu bidatin yayılmasına sebep olmaktadır. Müslümanlar bunun vebalini düşünüp bu yanlıştan dönmelidir.