SAMİRİ

05 / 09 / 2017

Musa (AS) ve kavminin kıssası, farklı yönleriyle ve değişik ayrıntılarla Kur’an’da birçok surede yer almış, müminlerin ibret nazarına sunulmuştur. Onlardan biri de Samiri kıssasıdır. Söz konusu bu şahıs, Hz. Musa Rabbinden vahiy almak üzere Tur-i Sina’da iken, onun yokluğunu fırsat bilip bir buzağı heykeli yapmış veİsrailoğulları’nın bu buzağıya tapmasını sağlamıştır.

Kur’an’daki adıyla Samiri’nin, bazı tefsirlerde kimi rivayetlere dayandırılarak asıl adının Musa olduğu belirtilmiş ve çocukluğunda kimsesiz, sahipsiz olduğu için Cebrail (AS) tarafından yetiştirilip büyütülmüştür.Müslüman bir şair, Samiri ile ilgili bir beytinde, buna dikkat çekerek, “Fe Muse’l-lezirebbâhuCibrilukafirün ve Muse’l-lezirebbâhuFiravnumürselün” (Ne gariptir ki, Firavun’un büyüttüğü Musa resul oldu, Cebrail’in büyüttüğü Musa ise kâfir oldu!)şeklinde hayretini dile getirmiştir.

Elbette bu bilgi ve rivayetler bağlayıcı değil, herkes kabul edip etmemekte serbesttir ama şaşılacak bir durum olmasına rağmen, Samiri benzeri şahısların her dönemde Müslümanlar arasında ortaya çıktığı kesin bir gerçektir.Asr-ı saadette En azılı müşriklerin çocukları iman edip bizim rehberlerimiz olan sahabiler olmadılar mı? O günün aksine, bu gün İslam’a en büyük düşmanlıkları yapanlar da büyük ölçüde Müslüman çocukları değil midir?Yani Peygamber (ASV) zamanında müşriklerin çocukları sahabi oluyordu, günümüzde ise ne yazık ki Müslümanların bir kısım çocukları, müşrik, inkârcı ve İslam düşmanı oluyor. Hatta günümüzde öyle zındıklar var ki Samiri onların yanında çırak kalır. Müslüman anne babadan olan bu çocukların bu derce küfredüşmeleri hayret vericidir.

Bu zamanımızın Samirileri, inanılmaz bir düşmanlık ve akılalmaz bahanelerle dine saldırıyorlar. Özellikler İslam’ın sembolleri konumundaki dini değerlere ve ibadetlere saldırıyorlar. Bu düşmanlığı da akıllarınca insani bazı gerekçelere dayandırmaya çalışıyorlar. Gerçek niyetlerinin insani düşünce değil,İslam düşmanlığı olduğu bütünüyle apaçık ortaya çıkmaktadır.Her yıl Kurban bayramı öncesinde söz konusu bu Samiri grup Kurban üzerinden İslam’a saldırmayı alışkanlık haline getirmişlerdir.

Bunlar yıl boyu et yemedikleri bir gün geçirmezler ama Kurban bayramı yaklaşınca bir anda hayvan savunucularına dönüşürler, hayvan kesilmesine karşı çıkarlar. Hergün mezbahalarda ve kasaplar tarafından kesilen binlerce hayvanı görmezden gelirler, onu düşünmezler ama Kurbanlıklar onların içini acıtır, olmayan şefkatleri kabarır. Aaba kendi yedikleri etler, hayvanlardan değil mi? Ağaçlardan meyve olarak mı toplanıyor yahut yer altından maden olarak mı çıkarılıyor? Demek ki maksatları hayvanseverlik değil, İslam’a karşı seytanseverliktir!

Demek ki bu Samiriler yılbaşında Hıristiyanları kestiği hindileri de hayvandan saymıyorlar.

İspanya’da boğa güreşleri adı verilen acımasız gelenekte, içi boş keskin şişler saplamak şeklinde zavallı hayvanlara işkenceyle oluk oluk kan akıtılarak yapılan vahşi sporu da bizim Samiriler görmüyor. Yoksa o boğalar da hayvan değil mi?

Asıl gerçek şudur ki, toplumun et ihtiyacı için Kurban bayramında kesilen “kurbanlıklar kadar hatta daha fazla hayvan her gün kesilmektedir. Şu kadar var ki Kurban bayramında kesilenler fakirlerin yararına sunulmaktadır. Buna karşı çıkmak insani değil, “Ben her gün et yiyeyim ama fakirler yılda bir kez bile yemesin!” anlamına gelen mel’un ve sadist bir düşünceye dayanmaktadır.

Hz. Musa, Samiri’nin toplumdan tecrit edilmesini emrederek cezalandırılmıştır. Günümüz Samirilerini de Müslümanlar onların sapkın fikir ve söylemlerini dikkate almayarak onları dışlamalıdırlar.