ŞEFKATİN ŞERRE ALET EDİLMESİ

09 / 05 / 2017

Felak Suresinin ikinci ayetinde “Yarattığı şeylerin şerrinden” buyrularak her şeyde bir şer (kötülük) bulunduğunu, bu şerlerden Allah’a sığınmak gerektiğini belirtmektedir. Ayetteki “mâ” tabiri maddi veya manevi her şeyi kapsamaktadır. Buna göre maddi manevi akla gelebilecek her şeyin bir kötülük yönü vardır. Şer yönü ağır basan ya da insanlar için sırf şer olan yaratıklar bulunduğu gibi, hayırlı bildiğimiz şeylerde de şer bulunduğu anlaşılmaktadır.

Şer olan her şeyde bir hayır yönü, hayır olan her şeyde de bir şer yönü vardır.

Örneğin şeytan şerr-i mahzdır, ancak ilahi bir imtihan aracı olarak nice evliya ve salihlerin yetişmesine yol açmıştır. Ebu Cehil gibi kömür ruhlu kötülerin ve Ebu Bekir (R.A.) gibi elmas ruhluların birbirinden farklarının ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Yaratının yaratmasında asla şer yoktur ve olamaz. Ancak imtihan ölçütleri itibariyle insanlara bakan yönünde hayır ve şer vardır. Bu nedenle şeytanın yaratılması şer değil, şeytana uymak şerdir.

Her şeyin hayır yönü, yaratılış amacına uygunluktur. Amacı dışına çıkılınca kötülük olur. Varlıkları bu kural doğrultusunda değerlendirmek lazımdır. Kullanım alanına göre bir şey şer veya hayır olur.

Bıçak, mutfakta hayırlı bir alettir ama elini kesen bir kimse için şerre dönüşür; cinayet aleti olarak kullanılınca sırf şer aleti olur.

Ateş, yemek pişirmek, soğuktan korunmak gibi önemli yararları için insana sunulan bir nimettir. Ancak yangına da, can veya mal kaybına da yol açabilir. Bu durumda şerre dönüşmüş olur.

Şefkat, yavrusunu tehlikelerden korumak, gözetmek ve yetişmesini sağlamak amacıyla annelere verilen bir duygudur. Yalnız insanlar değil, hayvanlar hatta bitkiler dahi şefkatle donatılmışlardır. Ancak insanlara verilen şefkat diğer canlılardan farklı olarak akılla birlikte bulunduğu için şuurludur.

Bütün canlılarda bir şefkat bulunduğu açıkça görülmektedir. Hayvanlar içinde en korkak sayılan tavuğun, yavrusunu korumak için şefkatin etkisiyle ite karşı aslan kesilip saldırdığı meşhurdur. Bütün annelerin şefkatleri Allah’ın Rahmetinden bir yansımadır. Bu nedenle kutsaldır, katıksızdır, içtendir, karşılıksızdır.

Ancak bir kısım annelerin şefkatlerini zaman zaman şuursuz bir tarzda şerde kullandıkları görülür.

Kendisi namaza kalktığı halde çocuğuna şefkat ederek sabah namazına kaldırmayan anne, şefkatini yanlış kullanmış olur. Şefkatin veriliş amacına aykırı düşer. Bu yönden şefkat şerre dönüşmüş olur. Çocuğuna şefkat ederek onun uykusunu bozmak istememesi, kışın soğuk günlerinde soğuktan korumasını istediği için sabah namazına kaldırmıyor. Oysa çocuğu bu basit dünyevi sıkıntıdan koruyayım derken, ebedi ahiret tehlikesine maruz bırakıyor. Akıllıca bir koruma değildir. Şefkatin amacı dışına çıktığı için de kötülük olmaktadır.

Kur’an, ahiretteki azaba karşı aileleri şöyle uyarıyor:

 “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.” (Tahrim,6)

Tehlikelerden koruma konusunda en fazla hassas olan annelerin, çocuklarını cehennem azabına karşı korumada daha da duyarlı olmalıdırlar. Annelere şefkat duygusu veren Allah’a isyan olabilecek kötülüklere dönüştürmemelidirler. Yoksa şefkati kötülüğe sebep kılmak, çocuklardan saygı görmemekle annelerin dünyada da azap çekmesine neden olacaktır. Çünkü Allah’a itaat etmeyenler ana-babaya itaat etmezler.

Huzurevlerindeki huzursuz ana-babalar bunun açık örnekleridir.