SERİNLİK NİMETİ

01 / 07 / 2017

Yiyecek-içecek türünden olmayan ama su ve ekmek kadar değerli olan nimetler de vardır. Bunlardan biri “serinlik” nimetidir. Havanın serinliği insanın çok düşkün olduğu bir nimet olduğu gibi, bir kısım yiyecek ve içeceklerin dahi serin olması insan için vazgeçilmez lezzetlerdendir.

Bu dünyada her şey ancak zıddı ile bilinir. Yemeğin lezzetini almak için acıkmak, suyun tadını almak için susamak lazımdır. En lezzetli yemek bile acıkmayan için lezzetsizdir. Susamamış kimseye su tatsızdır, hatta midesini bulandırabilir. Demek ki acıkmadan yemeğin, susamayınca suyun tadı ve lezzeti anlaşılmaz. Aynı şekilde serinlik nimetini gerçek manada yaşayabilmek için Şanlıurfa’daki gibi kavurucu yaz sıcakları lazımdır.  Hele bunaltıcı yaz sıcaklarının kendini iyice hissettirdiği bu günlerde, gelen hafif serin bir esintinin ne kadar zevk ve lezzet verdiği anlaşılır. O hafif serin esintinin ne büyük bir değerde olduğu ortaya çıkar.

İnsan, serinliğe düşkün olarak tasarlanmıştır. Serinlik, yeme-içme lezzetinin belirlenmesinde ya da artmasında etkin rol oynamaktadır. Serin bir havada kişinin yeme-içmeden aldığı lezzet bir hayli farklıdır.

Serinlik, ruhu, aklı ve kalbi okşayan bir özelliğe de sahiptir. Bunaltıcı sıcak bir ortamda insanın düşünce yapısı akıl ve kalbin işlevleri de olumsuz etkilenmektedir. Bunun içindir ki Kur’an-ı Kerim, cennet nimetlerini anlatırken gölge serinliğini, serin suların lezzetini insana hatırlatmaktadır.

Kur’an “ne kavurucu güneş, ne de dondurucu soğuk” ifadesiyle serinlik nimetine dikkat çekmektedir: “Orada koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar. Orada ne güneş (yakıcı sıcak) görürler, ne de dondurucu soğuk.” (İnsan, 13.)

Hz. Eyyub (AS)’ın hastalığından ve çektiği çilelerden kurtuluşunu anlatırken de yine serinliğe dikkat çekerek, "Ayağını (yere) vur, işte yıkanacak ve içilecek serin (bir su)" (dedik). buyurmuştur. (Sad, 42.)

Cehennemdekilerin serinlik nimetinden mahrumiyetlerini “Orada (cehennemde) ne bir serinlik, ne de içilecek bir şey tatmazlar.” (Nebe’, 24.) ayetiyle belirtmiştir. Serinlik olmayınca kavurucu ve bunaltıcı sıcak bir ortamın dünyada da bir tür azap olduğu anlaşılıyor.

Ancak şunu da belirtelim ki, cehennem çok daha vahimdir, dayanılmaz sıcak kavurucu bir zindandır. Ondan kurtulmak cennetteki serinlik nimetine kavuşmak için bu bunaltıcı sıcaklarda oruca tahammül etmek gerekir. Ebedi bir serinlik kazandıracak bir çekirdek durumundadır. Bu dünyada çekilen sıkıntılar, serinlik filizi verecektir.

Birkaç gün içinde bunaltıcı sıcaklığı yaşattıktan sonra peşinden serin bir hava ihsan ederek nimetin kadrini bilmemizi isteyen Kudret, nice nimetlerin farkına varmamızı ve şükretmemizi istemektedir. Ayrıca dikkat edilirse, bunaltıcı sıcakların belli aralıklarla verildiği, dayanılmaz uzunca bir zaman sürdürülmediği görülür. Bundaki amaç, tamamen bunaltmak olmayıp aksine serinlik nimetini tattırarak şükretmemizi sağlamaktır.

Her mevsimde birbirinden farklı nimetler sunan, dünya hayatını bir olgunlaştırma eğitimi olarak tasarlayan ve insana uygulayan yüce yaratıcı, tattırdığı tüm nimetlerinin asılları ve hazineleri olan cenneti de ihsan edeceğini vaat etmiştir.

Bu hazinelere kavuşmak ise sadece gerçek bir şükür sağlayan ilahi emirlere itaat ve yasaklarından sakınmakla mümkündür.