Şeytanın süsledikleri

17 / 01 / 2017

Bundan birkaç yıl önce bir hoca arkadaşımız, Güneydoğunun ücra bir köyünde fahri imamlık görevi yapıyordu. Medreseden icazetli, ilim düzeyi yüksek olan bu hocamız, resmi imam olarak yıllarca muhtelif yerlerde görev yapmış ancak yaş haddinden emekli olunca resmi imamı olmayan bu köyde müftülüğün de onayıyla imamlık görevine bu kez fahri olarak başlamıştı. Kendisi, “resmi olarak emeklilik olsa da din hizmetinde emeklilik yoktur” diyerek bunu prensip edinmişti. Camiye gelenlere imam-hatiplik hizmeti yapmanın yanında, köyün gençlerine ve çocuklarına Kur’an öğretiyor, dini dersler de veriyordu. Eşi de köyün kızlarına ve hanımlarına elinden geldiğince dini rehberlik yapıyordu. Köy halkı bu faaliyetten çok memnun olmuşlardı. Hocayı bağırlarına basmışlar saygıda kusur etmiyorlardı.

Bahçeleri bağlarıyla ünlü bu şirin köyün kuzeyindeki tepede bir ziyaret vardı. Köy halkı bu türbede evliya bir zatın yattığına inanıyordu. Nisan ayı gelince her yıl geleneksel olarak şenlikler düzenlerlerdi.Türbeye kurbanlar keser, yemekler ziyafetler yapar, mevlitler okuturlardı.Türbeye adanan söz konusu kurban ve şenliklerin yağmur yağdırdığına, hayır ve bereket getirdiğine, belaları defettiğine inanıyorlardı. Bu nedenle bu geleneği hiç aksatmıyorlardı.

Köyde fahri imamlık görevini sürdüren hocamızın bu şenliklerden haberi yoktu. Ancak Nisan ayı yaklaşınca köylüler hazırlıklara başladı ve hocanın da bu şenliği yürütmesini istediler. Hoca işin mahiyetini öğrenince buna karşı çıktı. Ölüden, türbeden medet beklemenin bid’at olduğunu, hatta Allah’tan başkasından yardım istemenin, türbeye kurban kesmenin şirk olduğunu söyledi ve köylülerin bundan vazgeçmesini istedi.

Köylüler şaşırıp kaldılar. Ne zamandan beri sürüp geldiğini bilmedikleri bu geleneğin yanlış olduğuna inanmadılar ve hocaya karşı tavır aldılar. Onlara göre ataları da bu geleneği sürdürmüş, nice âlimler, hocalar da geçmişte bu şenliklere katılmıştı. Onlar hepsi hata ve şirk içine düştüler de yalnız bu hoca mı doğru söylüyor? Bu düşünceler köylüleri hocaya karşı kışkırttı ve sonuçta hocayı köyden kovdular.

Aslında yıllarca süregelen ve kemikleşmiş bu geleneğe hocanın keskin bir şekilde karşı çıkıp kesip atması belki metot itibariyle hatalı olabilir ama hocanın dedikleri haktır, doğrudur. Köylülerin hocaya karşı çıkmasına ve kovmasına yol açan gerekçeleri, şeytanın kışkırtmasının sonucudur. Çünkü din, Allah’tan başkası adına kurban kesmeyi, Allah’tan başkasından yardım, hayır ve bereket istemeyi yasaklamıştır. Müşriklerin putları için yaptıklarını hatırlatan ve onlara benzeyen uygulamalardır. Türbelerin bir nevi putlaştırılmasıdır. Her gün namazlarda ve muhtelif vesilelerle okuduğumuz Fatiha suresindeki “iyyâ-ke na’budu ve iyyâ-ke nestaîn: (Allahım) yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz.” Ayetine aykırıdır. Yalnız Allah’a yapılması gereken duaya Allah’tan başka aracı koymak dinin asla kabul etmediği bir tutumdur. Ne yazık ki şeytan yapılan bu yanlışları süsleyerek doğru olduğuna inandırmakta ve çeşitli süslü gerekçelerle yanlışta ısrar etmeyisağlamaktadır.

Şeytanın önemli bir özelliği, yanlış ve çirkin amelleri kişinin hoşuna gidecek ve yaptığının doğru olduğuna kanaat getirecek şekilde süslemesidir. Şeytan bu tutumuyla insanın yanlışı doğru zannetmesini sağlayarak o yanlıştan dönmesini tamamen engeller ve işini garantilemiş olur. Birçok ayette şeytanın amelleri süslü gösterdiğinden söz edilir. Böylece hakkı görmelerine engel olur. (En’am, 43; Ankebut, 38; Nahl, 63; Enfal, 48.) Bu şekilde insanları kandırarak yaptıklarının doğru olduğuna inandırır.

İslam’ın temel akide ve kurallarına aykırı bazı davranışların yapılmakta ısrar edildiği hatta sevap kazandıran önemli ibadetlerden olduğu inancı şeytanın bu “süslü gösterme” çabasının sonucudur. Türbelerde, şahıslar adına kurban kesmek, bununla bazı dünyevi menfaatler elde edildiğine inanmak da bunlardan biridir. Toplumun önemli bir kısmını oluşturan insanların, erkek çocuk, hastalıktan kurtulmak, iş, rütbe gibi isteklerini, türbelere yahut şeyhlere kurban adayarak ve yalvararak elde edeceklerine inanmaları, şeytanın süslemesiyle oluşmuş ve yayılmıştır.Bazen türbeye kurban adayan birinin dileği tıbbi bir tedavi sonucu dileğine kavuşunca, bunun tedaviden değil, türbede kurban kesmenin ve orada yatan zata yalvarmanın sonucu olduğuna şeytan onu ve çevresini ikna eder. Böylece bu batıl işlem yayılarak devam eder.

Yukarıda sözünü ettiğimiz köy halkı gibi birçok yörede buna benzer batıl işlemler yapılmaktadır. Her yıl geleneksel olarak bir türbeye gidip kurban keserek, şenlikler ve dualar ederek orada yatan zattan bereket hayır ve güzellik dilerler. Şeytan, bu yanlışı süslü gösterip bu işlemleri yaptıklarına hayır ve berekete eriştiklerine inandırır. Ataların uygulamaya onay vermelerini ve bu konuda sessiz kalan hatta teşvik eden hocaları gerekçe gösterir. Böylece bu artık terkedilmez, karşı çıkılmaz bir geleneğe dönüşür.