ŞIMARIKLIK

04 / 05 / 2018

Henüz sorumluluk çağına ermemiş çocuklar dışında affedilmeyen kötü hasletlerden biri şımarıklıktır. Akıllıca düşünmeyip, gerçeklere gözünü kapayan şişirilmiş hislerle hareket etmeyi sağlayan bir düşüncedir.Şımarıklık haddini bilmemektir, insandan beklenen ulvi düşünceyi engelleyen insanlık defosu bir vasıftır.Ayrıca şımarıklık, kişinin servet ve makamına güvenerek kendi kendine yeteceğini zannedip kendini herkesten üstün görmesi şeklinde ortaya çıkan, aslında büyük bir yanılgı olan şeytani bir özelliktir.

Şımarıklık, mal, servet çokluğu ve nimet bolluğuiçinde her istediği lezzete ve fanteziye erişebilmenin verdiği “şükürsüzlük” hissinden kaynaklanmaktadır.Şükür, acz ve zaafını anlayıp mun’im-i hakiki (nimetin asıl sahibi ve vericisi) olan yüce Allah’a karşı minnet duyarak O’na teslim olmaktır. Bu itibarla şükreden asla şımarık olmaz, şımarık olan şükretmez. Nimet ve servet bolluğu insanda “istiğna” denen “kendini hiç bir şeye muhtaç görmeme” düşüncesine sebep olur. Bu da şükürsüzlüğün temeli olan ve “enaniyet” duygusundan kaynaklanan böbürlenme, kendini beğenme gibi kötü hasletlere yol açar. Bunun sonucu da şımarıklıktır. Allah’a karşı acizlik ve fakrını hissedip O’na yalvararak ve kulluğu takınarak şükür ve istiğfara bürünmedikçe şımarıklık gittikçe şişer, aklı ve tüm ulvî duyguları etkisi altına alır, zamanla insan azgınlığının son noktası sayılan “firavunluk” düşüncesine götürür. Kur’an-ı Kerim, “İnsan kendini müstağni (muhtaçsızlık) içinde görünce azgın olur”(Alak, 6-7) ayetleriyle, azgınlığın kökeninin “kendini müstağni görmeye” dayandığını bildirmektedir.

Kur’an-ı Kerim, şımarıkları “mütref”, “ferîh”, “eşir” gibi kavramlarla ifade ederekşımarıklığın nimet bolluğundan, mal ile böbürlenmekten kaynaklandığına dikkat çekmektedir. Hazineleriyle ünlü Karun’u anlatan ayetlerden, şımarıklığının zenginliğin verdiği “kendini beğenmişlik ve şükürsüzlükten” olduğu anlaşılmaktadır.Kendisine bu serveti veren Allah’ı tanımamazlıktan gelerek nankörlük etmiştir.Kasas Suresinde bununla ilgili olarak şöyle buyrulmuştur:

“Karun, Musa’nın kavminden idi; ama onlara karşı azgınlık etti. Ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını taşımak, kuvvetli bir grubu bile zorluyordu. Kavmi ona: “Şımarma, çünkü Allah, şımarıkları sevmez” demişti. “Allah'ın sana verdikleriyle âhiret yurdunu kazanmaya bak; dünyadan da nasibini unutma. Allah sana nasıl ihsanda bulunduysa, sen de öylece insanlara iyilik yap. Yeryüzünde bozgunculuk yapmaya da kalkma. Çünkü Allah bozguncuları sevmez.”Karun: “Bu bana ancak bende olan bilgiden ötürü verilmiştir.” dedi. Bilmez mi ki Allah, önceki nesiller arasında ondan daha güçlü ve topladığı (mal) daha fazla olan nice kimseleriyok etmiştir? Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz.” (Kasas, 76-78.)

Şımarıklık, kişinin akıllıca düşünmesine engel olduğu için ahmaklaştırır. Yaşadıkları debdebe, ihtişam ve keyfin hiç bitmeyeceğini sanarak hakikata karşı basiret gözleri körleşir. Bu nedenle İnsanları uyarmak üzere gönderilen peygamberlerin karşısına dikilenler de hep şımarıklar olmuştur. Kur’an-ı Kerim bu konuda şöyle buyurmuştur: Biz hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklı ve şımarık kişileri: Biz, size gönderilmiş olan şeyi inkâr ediyoruz, demişlerdir.” (Sebe', 34.)

Şımarıkların anlamsız kaprisleri yüzünden cennet gibi yaratılan bu dünya cehenneme dönmüş, tarih boyunca nice zulümlere sahne olmuştur. Haddini bilenler, haddini bilmeyenler yüzünden zindan hayatı yaşamışlardır.

Günümüzde refah ve zenginlik arttıkça şımarıkların da sayısının arttığı görülüyor. Önceleri bir parça ekmeğe muhtaç olan bir kısım varlıklı kişilerin inanılmaz bir şımarıklık sergiledikleri gözlerden kaçmıyor. Kendini beğenmişlik, diğer insanların haklarına saygısızlık, kamuya ait ortak nimetlerin yalnız kendi istifadesine verildiği vehmi gibi tutum ve davranışlar şımarıklıktan kaynaklanmaktadır. Oysa herkes bilmelidir ki varlıklı olmak, insanı kulluktan çıkarmaz; akıllıca düşünenler için daha iyi bir kul, yani “şakîr bir kul” olmanın yolunu açar. Zenginlik “istiğna”nın sebebi değil, “şükür ve istiğfar”ın sebebi olmalıdır.

Çocukların şımarıklığıise, asıl çocuklardan değilonları yetiştirenlerin yanlış tutumlarından kaynaklanır. Sözünü ettiğimiz çirkin hasletten farklı olup çocukların masumiyetini bozmamakla beraber, yine de sevimsiz etmektedir.

Şımarıklık o kadar çirkin bir haslettir ki, masum ve tatlı çocukları bile sevimsizleştirir.

Çocukların şımarık duruma getirilmesinde baba, anne ve çevrenin aşırı düşkünlükten ve şefkati yanlış kullanmadan kaynaklanan tutumları en büyük etkendir. Gerçekte çocuk masumdur, bu itibarla her çocuk sevimlidir. Büyüklerde iğrenç bir vasıf olan şımarıklık, masum çocukları bile sevimsizleştirir. Bu nedenle şımarıklık, çocuklara has doğal bir duygu değil, büyüklerden çocuklara bulaştırılan bir kirdir. İşte bu kir sevimsizdir.