SOKAK ÇOCUKLARI

21 / 11 / 2017

Çocuk, henüz aklı olgunlaşmamış, sadece duygularıyla hareket eden ama olgun insan olmaya aday, her türlü donanımı bulunan bir varlıktır. Yüce Yaratıcı tarafından kendisine bahşedilen mükemmel insan olma donanımını yeterince ve yerli yerinde kullanabilmesi için büyüklerinin himmetine ve yardımına muhtaçtır. Bunun için Rahmet-i ilahiden gelen şefkat dolu anne ve babaya teslim edilmişlerdir. Ancak yetim çocuklar, toplumun himayesine alınmalıdır. Ana-babalık yapacak ve sahipsizlik hissettirmeyecek birilerinin bu çocuklara sahip çıkması İslam’ın emridir.

Peygamber (ASV), oynayan çocuklara katılmayan, kenarda oturup ağlayan bir çocuk görmüş. Mübarek yüreği yanmış. Çocuğa sorup babasınınUhud’taşehid olduğunu, annesini de kaybettiğini öğrenince kendisine şöyle buyurmuş:

“Yavrum, ben senin baban, Aişe de senin annen olsun ister misin?” Çocuk, büyük bir sevinçle: “Nasıl istemem ya Resulallah, elbette isterim!” demiş. Bu olaydan sonra, oyun sırasında çocuklar arasında büyük bir saygı ve ayrıcalık görmüş, çocuklar: “Bunun babası peygamberdir!” demişler.

İslam’ın ortaya koyduğu gerçeklerden biri de her doğan masumdur, her çocuk günahsızdır. Hadis-i şerifin bildirdiğine göre, çocuklar sonradan anne babası tarafından Yahudileştirilir veya Hıristiyanlaştırılır. Burada Yahudi ve Hıristiyan iki simgesel karamdır. Yahudilik Allahın gazabına uğratan tüm davranış ve fikirlerin, Hıristiyanlık ise haktan sapmış yanlışa düşmüş her davranış ve fikrin simgesidir. Çünkü Fatiha Suresinde “Bizi gazaba uğramışların ve sapıklığa düşmüş olanların yoluna iletme” anlamındaki ayetin açıklamasında Peygamberimiz (ASV), gazaba uğrayanları ifade eden “Mağdûbi aleyhim” tabirinin Yahudileri, sapıklığa düşenler anlamındaki “Dallîn” tabirinin de Hıristiyanları kastettiğini bildirmiştir.

Cenab-ı Hakkın, varlıkların en güzeli olarak yaratıp kendisine abd ve asker olması için yetiştirilmesini istediği, bunun için gerekli her türlü donanımı sağladığı ve ana-babasına emaneten teslim ettiği çocukların birçoğunun bu ilahi isteğe uygun olarak yetiştirilmediğini görüyoruz.Sokaklara terk edilen, şeytanların tuzaklarına kaptırılan çocukların sayısı az değildir. İlahi titizlik içinde masum olarak teslim edilen yavrular, kısa zamanda Allah’ın değil, şeytanların kölesi durumuna getirilmektedir. Daha hayatı öğrenmeden, çocukluklarını yaşayamadan, uyuşturucu tacirlerinin pençelerine düşen çocuklar, “madde bağımlısı” tabir edilen feci bir akıbete duçar oluyorlar. Bunların hayatı karardığı gibi toplum için de büyük tehlike arz ediyorlar.Öyle ki geceleri sokaklar ve parklar çıkılmaz duruma gelmiştir.

Toplumu sarsan, aileleri perişan eden, hatta ebedi hayatı tehdit eden olayların çoğunun temelinde çocuklar olduğunu görüyoruz. Bazen faciayla sonuçlanan yangınların çoğuna başıboş bırakılan çocukların yol açtığı bilinmektedir. Bütün bunlar, çocuklara iyi bir eğitim verilmediğini, çok ciddi konularda ihmal edildiklerini gösterir. Allah’ın çocuklarla ilgili yüklediği sorumluluğu, ailelerin yanı sıra, milletolarak da yerine getirmediğimiz anlaşılıyor. Sahipli çocuklar da ihmal ediliyor, sahipsiz çocuklar da kendi hallerine terk ediliyor. Yeri gelince, toplum büyükleri, fikir, devlet, siyaset adamları “çocuklar toplumun geleceğidir”sözünü dillerinden düşürmezlerama uygulamaların bu yönde olmadığı ortadadır.

Sokağa terk edilmiş, sahipsiz çocuklara sahip çıkmak dini ve vicdani bir sorumluluktur. Bu çocuklara gerekli önem verilip uygun şekilde eğitilmeleri sağlanırsa, toplum için büyük yararlar sağlayacaklardır. 

Unutulmamalıdır ki, İslam’ın aslını koruyarak bize kadar ulaşmasında, peygamber (ASV)’ın mübarek evinde barınan yetim çocukların payı büyüktür. Çocukluklarını peygamberin yanında geçiren o bahtiyar çocuklar, O mübareğin ağzından çıkan her sözü, yaptığı her davranışı hafızalarına kaydedip sonraki nesillere aktarmışlardır. Kur’an ayetlerinde sıkça yetimlere dikkat çekilmesindeki bir hikmet de bu olsa gerektir.