USANDIRAN TEKRAR

09 / 01 / 2018

İnsan sürekli değişim halindedir. Vücudun hücreleri, organları sürekli yenilenir, her an bir tazelenme programına tabidir. Bedensel olarak gerçekleşen bu değişim manevi yapısında da uygulanmaktadır. Bunun için insan ömrü çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık gibi devrelere ayrılmıştır. Yani insan aklen, ruhen ve zihnen de değişim içindedir.

Bu nedenle insan çocukken ayrı, gençken ayrı bir ruh taşır. Yaşlılıkta daha başkadır.  Bir kimse çocuklukta masumdur ama gençlikte cani olabilir. Bütün suçlular çocukken masumdurlar. Yaşlıların gençlik hallerini sorun, bambaşka bir varlık olduklarını görürsünüz.  

Kendisi asla değişmeyen ama değiştiren Yüce Yaratıcı, tüm mahlûkatına “değişim kanunu”nu uygulamaktadır. Kendisi değişmiyor ama her şeyi değiştiriyor. Zaten kendi değişen değiştiremez, değişmeyen değiştirir.

İnsan sürekli değimle programlandığı için yeniliklere meyillidir, yenileri sever. Eskileri dahi yenilik formatıyla sever, eskide kalmak ya da eskiye gitmek istemez. Örneğin evininin duvarına eskiye ait heybe, koyun postu, çuval asanlar, evin vitrinlerine eski eşyalar sergileyenler onların kullanıldıkları eski dönemde yaşamak istemezler. Son model arabasına eskiyi hatırlatan mini bir bakır kazan asarlar ama o kazanın kullanıldığı eski dönemde yaşamak istemezler.  

İnsan, maddi ve manevi bir değişim içinde olduğundan dolayı yenilikçidir. Yenilik beklentisine cevap vermeyen aynı durumun devamı usanç verir. Bu nedenle insan, tekrarlardan usanır, yeniliklerden lezzet alır. Daha önce okuduğu bir kitabı tekrar okumak istemez, bildiği bir hikâyeyi dinlemek kendisine zor gelir. Ancak ihtiyaç hissedilenlerin tekrarı usanç değil, lezzet verir. Her gün belli öğünlerde yemeğin tekrarı, defalarca su içilmesi ihtiyaçtan doğan tekrarlar olduğu için usanç vermez. Namazın da bir ihtiyaç olduğuna inanan müminler her gün beş defa namaz kılmaktan usanmaz, aksine ruhun gıdası ve hayat suyu olduğunu fark ederek lezzet alırlar.

Usanç, soğumaya ve ilgisizliğe neden olur. Tekrarı gereken bir şeyin usanç vermemesi için, ona olan ihtiyacın da tekrar ettiğine kalbi inandırmak yahut yeni bir kılıf giydirerek yenileştirmek lazımdır. Öğütlerin etkili olamamasında tekrarın önemli bir rolü vardır.

Eğitimde sürekli aynı nasihat yapılırsa, usandırıcı olur ve etkili olmaz. Hatta öğrenciler kendi aralarında alay ve taklit konusu yaparlar. Büyüklerinin inanarak ve samimiyetle yaptığı nasihati öğrenciler taklit ederek mizah aracı durumuna getirirler. Nasihati yapanlar bundan haberdar olunca da kırılıyorlar ve “nesil çok bozulmuş, nasihat dinlemiyor” şeklinde veryansın ediyorlar. Oysa öğütleri yenileştirmek ve usandırıcı tekrardan sakınmak gerekir. Öğüt verenler insanın bu psikolojik yönünü bilmek ve ona göre davranmak durumundadırlar.

Hadis-i Şerif’in bildirdiğine göre, “Allah, bu ümmete her yüz yılın başında dinini yenileyecek bir müceddid gönderecektir." (Ebu Davud, Melahim, 1, Hadis no: 4291) “Yenileyici” anlamına gelen “Müceddid” yeni bir din getirmez ama çeşitli nedenlerle toplum gündeminden düşmüş dini yeniden gündeminde önemli sıraya getirmek için, değişen toplum şartlarına ve bilgi düzeyine göre yenilikler yapar.  Aslı korumak üzere, tebliğ şeklini yeniler, ihtiyaçları karşılayan yeni ictihadlar ortaya koyar, yaşanabilirliğini gösterir. İslam’ı asrın anlamasını ve nedenli vazgeçilmez ihtiyaç olduğunu sağlar. Mehmed Akif’in:

“Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı,

Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı“

Dizelerinde belirttiği tarzda bir yenilik gerçekleştirir.

Değişimsiz tekrar usandırır, o da muhatabın ya itirazına ya da itiraz edemiyorsa o ortamdan kaçmasına sebep olur. Usandırıldıkları halde ortamdan kaçamayan, İtiraz da edemeyenler, yapmacık ve sahte tavırlara girerler. Dinler gibi yapar ama dinlemezler; etkilenmiş gibi yapar ama etkilenmezler.