ANNE-BABA İLE EVLAD ARASINDAKİ SEVGİ

21 / 08 / 2017


Anne- babanın evlatlarına karşı sevgileri fıtridir yani yaratılış gereği bir sevgidir, menfaate dayalı değildir. Yani anne- baba evlatlarından menfaat gördükleri için onları seviyor değildir. Evladın anne- babasına hiçbir faydası dokunmasa da onu severler. Hatta evlat anne-babasına kötülük bile yapsa, o kötülüğünden dolayı üzülüp ona küsmüş gibi görünseler de gerçekte yine onu severler, ona zarar gelmesini istemezler ve onun iyiliği için dua ederler.

  Yaşanmış bir hikayede deniliyor ki, bir evlat,  babası uzun zaman yaşlı ve kötürüm bir vaziyette yanında yaşamış, oğlu onun hizmetinden bıkmış ama bu gün yarı belki ölür düşüncesiyle insanlara rezil olmayayım diye onu idare etmiş, ancak babanın eceli gelmediğinden o şekilde yaşamaya devam etmiş, nihayet oğlu onun yakında ölmesinden ümidini kesince, yaşlı babasını bir kemik yığını halinde sırtına almış, yorganı ve bir miktar yiyecek ve içecekle birlikte köyün  hayli uzağındaki ormanda ıssız bir yerde bulunan bir mağaraya götürüp koymuş, ekmek ve suyunu da yanına bırakarak onu ölüme terk etmiş. Geri dönmek isterken babası ona: “evladım yolda giderken dikkatli ol yolda çok diken vardı senin ayağına batmasın” diye ona nasihatte  bulunmuştur. Bu konu ile ilgili buna benzer yaşanmış yüzlerce örnek dini kitaplarda anlatılmaktadır.   Unutul mamalıdır ki; anne babasına kötü muamelede bulunan evladın da kendi çocukları tarafından kötü muamele ölmeden görecektir. Çünkü anne babayı rencide etmenin cezası, yaptığının cinsinden ve dünyada verilir. O halde evlada düşen, anne babasının rızalarını alabilmek ve bu hususta dikkatli olmaktır.

  Evladın anne-babasına karşı sevgisi ise yaratılış gereği değil menfaate dayalı bir sevgidir,  ona yaptıkları iyiliği kestiklerinde veya onların kendisine faydaları dokunacağından ümidini kestiğinde onlara acımaz, sizin gibi babam annem yoktur der ve onları terk eder hatta onlara zarar bile verir. Menfaat sebebiyle anne veya babasını hiç acımadan hunharca öldüren nice evlatların tarihte ve günümüzde bile var olmaları, bu sevgi gerçeğini ispatlamaktadır.

  Annelerin evladına karşı şefkatleri babalarınkinden daha da fazladır. Hatta aşırı derecededir. Çocuğunu 9 ay karnında taşır, büyüyünceye kadar altını temizler ve her türlü hizmetini yapar. Hastalandığı zaman, kendisi de adeta hastalanır sabahlara kadar uykusundan vazgeçerek çocuğunu bekler ve çoğu kere “ÊyAllah’ım  onun yerine benim canımı al evladıma şifa ver” diye hayatını evladının hayatına feda etmeye hazır olduğunu feda eder. Bu gerçek yalnız insana değil, bütün canlılara şamildir. Bir çok hayvanın aç iken yavrusuna yedirdiği, onun hayatını kurtarmak için kendisini feda ettiği müşahede edilmiştir.

  Ancak bir anne, “Ey Allah’ım evladımın yerine benim canımı al” derken bu sözünde samimi olduğu halde, daima “Allah bizi hiçbir zaman imtihan etmesin, bizi imtihana mecbur bırakmasın” diye eklemelidir. Çünkü canını verme imtihanı ile karşı karşıya kalmanın sonucu ne olacağı bilinmez.

  Biyoloji kitaplarında anlatılan yaşanmış bir deneyde şu gerçek müşahede edilmiştir: Bir maymun yavrusu ile birlikte bir kazana konulmuş ve kazanın altında ateş yakılmıştır. Kazan ısınmaya başlayince  maymun, yavrusunu ayakları üzerine koyarak onu yanmaktan korumaya çalışmış, ayakları dayanmamaya başlayınca yavrusunu bir ayağı üzerine koymuş diğer ayağını havaya kaldırarak korumuş ve yerdeki ayağı dayanamayacak duruma gelince de havadaki ayağını indirip yavrusunu üzerine koymuş diğerini havaya kaldırmıştır. Ayaklarını böylece değiştire değiştire bir süre daha idare etmiş. Bu şekilde de artık sıcağa dayanamayacak durumu gelince yavrusunu ayakları altına koyarak kendini korumaya çalışmıştır. Öyle bir imtihanla karşı karşıya kalınır ki evlat anne babasından, Anne baba evladından kaçmaya çalışarak kendi nefsini kurtarmaya bakar.

Yüce Allah bu gerçeği Kur’an’da şöyle ifade etmektedir:”O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman; o gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından kaçar. O gün herkesin kendine yeter derdi vardır.” (Abese suresi, 34-37)

Afiyette kalın

samburek@gmail.com