Çocuk ve Perhiz

30 / 01 / 2017


Bir okurum, dokuz yaşındaki çocuğu ile ilgili şu soruyu sormuş:

“Çocuğumuz fazla kiloludur. Birkaç yıldır gittikçe kilosu artmaya başladı biz de önemsemedik. Bir süreden beri ayağında bir sorun oluştu. Yürümekte oldukça zorlanmaya ve yürürken de düzensiz adımlar atmaya başladı. Bundan dolayı doktora gittik. Doktor ameliyat edilmesi gerektiğini ancak ameliyatın tam başarı sağlaması için de mutlaka kilo vermesinin zorunlu olduğunu söyleyerek kilo vermesi için bir diyet ve egzersiz listesi verdi. Ancak çocuğa diyet yaptırmakta zorlanıyoruz. Bizim yediğimiz yemeklerden yemek istiyor. Bir türlü yüz gram bile verdiremedik. Elimizden bir şey gelmediği için çok üzülüyoruz. Ne yapabiliriz?”

 Bu konuda doktor veya diyetisyenlerin yardımına başvurulması gerektiği muhakkaktır. Sonuçta en doğru kararı onların verebileceğini söylemekle birlikte düşüncelerimi şu şekilde anlatabilirim.

Doktorun verdiği diyet programını sadece çocuğa uygulamakla yanlış bir adım atarsınız. Evdekilerin de buna katkı sunması gerekir. Yani, bir süre de olsa başta anne ve baba olmak üzere evdeki diğer fertlerin de o diyet programı çerçevesinde davranması veya davranıyor görünmesi gerekir. Mesela, sabah kahvaltısında ailenin hasta olan kişi dışındaki fertleri, biber, patlıcan veya patates kızartıp, yanına sucuklu ve salamlı, tereyağlı, kaymaklı bir kahvaltı yaptığınızı düşünün. Hasta olan kişiye de “sen perhizlisin” deyip sadece kepekli ekmek ve yağsız tuşsuz bir miktar peynir veya benzeri bir kahvaltı yapmaya zorladınız. Ya da herhangi bir öğünde aile fertleri fırında pişmiş tepsi kebabı, tava, çömlek gibi yağlı bir yemek yerken hasta olan çocuğa yağsız bir çorba verildiğini düşünün.  Çocuk bunu yadırgar ve reddeder. Kendisini yalnız ve ötekileşmiş hissedebilir. Sonuçta başarı sağlanamaz. Özellikle çocuklarda oldukça hassas davranılmalı ve bu durum ona alıştırılarak kabul ettirilmelidir. Baskı ve dikte ile perhiz yaptırılmamalıdır. Bir süre sonra, normal yemekler yapılmaya başlansa da hasta kişi için de benzetilerek yapılabilir. Mesela patlıcan kızartması yapılmışsa, hasta olan kişiye de kızartılmadan su buharında veya az su içinde patlıcan ve biber buğulaması yapılabilir. Sonradan bir tatlı kaşığı kadar zeytinyağı ilavesi ile nefis bir kızartma görünümünde olup, kızartılmamış bir yemek hazırlanabilir. Ya da dolmaları hazırlarken birkaç tanesinin içini farklı olacak şekilde hazırlayarak dolma görünümünde, içi az miktarda bulgur, buğday yarması veya kepekli pirinç ile bol miktarda maydanoz, soğan gibi sebze dolu olan yemekler hazırlanabilir. Yemeklere konan çeşni ve baharatlar(hasta için sakıncalı olmamak şartı ile) yemeklerin aynı lezzete sahip olmasını sağlayacaktır. Bu tamamıyla yemekleri yapan kişinin yaratıcılık yeteneği ve fedakârlığına kalmış bir durum olur.

Yetişkin insanların dahi uygulamakta zorlandığı diyet programını çocuklara uygulamak oldukça zor bir durumdur. İnsan nefsi iradenin kullanımı konusunda zayıftır ve bazen yetersiz kalabilmektedir. Tek çare insanların birbirine yardımcı olmasıdır. Şeker hastası olan bir insanın yanında baklava yemek, hem de söz ve hareketlerle onun da yemesi yönünde baskı oluşturmak yanlış bir davranış olur. Kaldı ki bu hasta bir çocuk ise daha da dikkatli olunması gerekir. Söylediklerimiz ailenin bütün fertleri hasta gibi diyet yapsın anlamına gelmemelidir. Alışabilme sürecinde onun iştahını çekecek ve arttıracak yiyeceklerin yenmesi ertelenebilir veya hastanın yanında yenmeyebilir. Bir süre sonra zaten diyet yemeklerine alışma söz konusu olabilecektir.

Bu durum sigara içen kişilerin sigarayı bırakmaya çalışmasına az da olsa benzer. Sigarayı bırakmaya karar vermiş olan bir insan sürecin başında oldukça zorlanır. Bu süreçte yakınlarına, arkadaşlarına düşen görev sigarayı tamamen bırakması ve unutmasına yardımcı olmaktır. Yani yanında sigara içmemeli, içilmesine müsaade etmemelidirler. Hatta sigarayı bıraktığı için onu takdir edici ve övücü telkinlerde bulunmalıdırlar. Tam tersine eğer insanlar sürekli sigarayı hatırlatıp kendilerde sigara içip onunda içmesi yönünde bir ortam oluştururlarsa sigarayı bırakması çok zor olacaktır. Perhiz yapmak da buna benzer.

Çocukların obezite(aşırı kiloluluk) gibi ağır bir durumla karşılaşmaması için, anne ve babaların çocuklarına sağlıklı beslenme kültürü kazandırarak eğitmeleri gerekir. Çocuklar anne ve babasında gördüğü davranışları aynen uygulamaya meyyaldir. Çocuğun nazarında babası ve annesinin yaptığı davranış en doğru davranıştır ve onu taklit eder. Şu halde yemek kültürünün oluşmasında daha doğrusu sağlıklı bir fert olabilmesi için bebeklikten itibaren ebeveynlerin doğru davranması zorunludur. Çocuğu aşırı yemeye veya sağlıksız beslenmeye teşvik edecek tutum ve davranışlardan kaçınmalıdır. Şu halde sık aralıklarla fırın yemekleri, ızgara yemekler, kızartmalar yerine sebze ağırlıklı tencere yemekleri, balık gibi yemekler yapılmalıdır. Çocuklar kabak, bamya, pırasa, kereviz gibi yemeklere temelden alıştırılmalıdır.  Zira“Ağaç yaş iken eğilir” atasözü çocukların beslenme eğitimi konusunda tüm söylenebilecekleri özetleyen bir anlatımdır.

Afiyette kalın.

samburek@gmail.com