CÖMERTLİK

04 / 06 / 2018


Adamın biri oldukça cimri sayılan bir başka adama misafir olur. Cimri ev sahibini bir telaş alır. Sıkılır durur. Misafiriyle bir yandan sohbet etmeye çalışırken bir yandan da “nerden çıktı bu adam. Şimdi bir sürü masraf etmem gerekecek. Bu adama ben şimdi ne yedireyim” diye geçirip duruyormuş. Sıkıla sıkıla düşünürken birden aklına kendince parlak bir fikir gelmiş. “Sofraya yemek olarak bir tas pekmez koyarım. Pekmezin yanında bir de hafif kuru bir ekmek koyarsam adam ekmeğini pekmeze banacak, böylece zaten sulu olan pekmezden ekmeğine fazla yapışmaz bende hem ikramda bulunmuş olurum hem de pekmezim de fazla gitmemiş olur” diye düşünmüş. Yemek vakti gelince aklından geçenleri aynen uygulamış. Misafirine “buyur yemek yiyelim” deyince uzun süredir aç olan misafir bir iki ekmek banma denemesinden pek de bir sonuç alamayınca iki eliyle pekmez tasını tutarak içmeye başlamış. Adam pekmezi içerken ev sahibi telaşla atılmış:

  “Beyim, pekmezi içme, yüreğin yanar”  

Misafir pekmezin tamamını içtikten sonra ağzını silmiş ve ev sahibine dönerek şu cevabı vermiş:

  “Merak etme Allah yüreği yananı çok iyi biliyor…”

 Cömertlik Müslümanlara yakışan bir vasıftır. Özellikle yemek ikramında bulunmak, yedirmek ve içirmek oldukça önemli bir haslettir. Bu önemli hasletin ramazan ayı ile sınırlandırılması çok dar bir kalıp olur. İnsanları sofrasına davet ederek onlara çeşitli yemekler hazırlanması hem sosyal hem de psikolojik davranışlarda olumlu sonuçlar doğurduğu güçlü bir kanaattir. Zira samimiyet ve ihlâsın pekiştirilmesinde yedirip içirmek önemlidir.

Yemek yapıp insanlara ikram etmek kişinin kendi kazancından olmalıdır. Başkalarının kesesinden yapılmaya çalışılırsa o cömertlik olmadığı gibi çirkin bir davranış olur. Mesela bazı insanların, zekâtının bir kısmı ile yoksul insanlara ziyafetler hazırlayıp yedirdiği söylenir. Bu durumda zekâtın bir kısmı ile hazırlanan bir yemek olduğundan davet sahibi de o yemekten yiyemez. Davet sahibi yemek yememesi davetlilerin hor görülmesi, aşağılanması şeklinde anlaşılır. Zira yoksul insanlarla beraber yemeye tenezzül etmediği gibi bir durum oluşur. Bu durum hiçbir şekilde hoş karşılanacak bir durum değildir. O yoksul insanlar da mecburiyetten de olsa kendilerine yemek yediren adamların cömertliğinden söz ederler. Kendilerine ziyafet verdiklerini, eli açık adamlar olduklarını söylerler. Oysa gerçekte durum tam tersidir. Çünkü zekât o varlıklı insanlara ait bir mal değildir. Zaten yoksullara verilmesi gereken, yoksullara ait bir maldır. Onlar başkasının malından cömertlik yapmaya çalışmıştır. Asıl olan kendi kazancından ve parasından insanlara yemekler hazırlayıp takdim etmektir.

Davetlerde çok abartılı yiyeceklerin hazırlandığını görmekteyiz. Hatta bazı davetlerde on kişilik bir grup için yedi veya sekiz kilo et kullanılarak yemek yapıldığı söylenir. İnsanlar “yapacağım yemek beğenilmeli,  bu adama helal olsun ne kadar çok ve çeşitli yemek yapmıştı” dedirtmek için davet vermemelidir. İkram edilecek yiyeceklerin çok abartılı olması gerekmez. Mütevazı davranılması gerekir. İkram edilecek yiyecek bir lokma ekmek de olabilir. Önemli olan o lokma ekmeğin halis duygular ile paylaşılıyor olmasıdır. Ne olursa olsun Allah rızası hedeflenerek yapılıyor olması gerekir. Zaten insanların birbirini davet etmesi ve yemek ikramlarının azalmasının sebeplerinden biri de budur. Tevazu ile hazırlanmış bir yemek ile iktifa edilmesini bilmek gerekir. O yemek bir samimiyet içinde yenilmeli ve Allah’a şükredilmelidir. Hem o nimetleri verdiği hem de dostlukların ve arkadaşlıkların sebebi olduğu için.

 Cömertlik ve yemek vermek en kıymetli işlerdendir. “Allah, cömerde cömert davranır”, “Cömerdin imanı kuvvetlidir” ve “En kıymetli amel, bir mümini; yemek yedirmek veya başka bir ihtiyacını görmek suretiyle sevindirmektir” mealinde hadislerin var olması yemek ikramının önemini göstermektedir. Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cennette bir takım odalar vardır. Dışları içlerinden, içleri de dışlarından görülür." Bunu işiten bir bedevi ayağa kalkıp: "Bu odalar kimlere aittir?" diye sordu. Hz. Muhammed (sav)  : "Sözü güzel yapan, yemek yediren, oruca devam eden, gece herkes uyurken namaz kılan kimselere ait!" buyurdu.(Tirmizi-Birr-53)

  Cömert davranan insanlar dünyada ün yapmıştır. Herkes onların cömertliğinden söz etmiştir. Mesela Hatem-i Tai. İslamiyet’ten önce yaşamış olmasına rağmen cömertliği ve misafir severliği yüzünden övülmüş, dillere destan olmuştur. Hazret-i Ali, parası yokken bile, çok cömertlik yaptığı rivayet edilir. Allah’ın övgüsüne mazhar olmuştur. Cesurluğu mertliği ve cömertliği ilânihaye söylenecektir.

İnsanlara ikramda bulunmaktan kişinin “yüreği” yanmamalıdır. Zira rızkı veren Allah’tır. O’ her şeyi işitendir her şeyi görendir ve her şeyi bilendir…


Afiyette Kalın

Samburek47@gmail.com