HER ŞEYDE BİR HAYIR VARDIR

19 / 02 / 2018

Hatta şerlerde bile, sonuçları itibariyle bir hayır vardır. İnsanlar perdenin arkasındaki sırları bilemedikleri için şer zannedebilirler, ama kader-i ilahinin sırları sonradan ortaya çıktıkça insanlar da bunu anlamaya başlar. Doğu ve Güneydoğuda cereyan eden olaylar da, halkın suret-i haktan görünenlerin gerçek mahiyetlerini anlamaya bir vesile oldu.

Arap hükümdarlarından birisinin bir veziri vardı. Padişah ne derse desin,  ne kadar olumsuzluklar yaşarsa yaşasın veziri, “Padişahım, her şeyde bir hayır vardır” derdi. Bir gün evde bir işle meşgul olurken padişahın serçe parmağı kesildi ve koptu. Ciddi bir sargıyla işine gelen padişahı bu halde gören veziri, “Ne oldu sana padişahım?” dedi. Padişah üzgün bir şekilde, “Parmağım kesildi” dedi. Vezir, “Bunda da bir hayır vardır” der demez, padişahın tepesi attı ve veziri zindana gönderdi.

Kendisine başka bir vezir tayin etti ve onunla yola devam etti. Bir gün bir av partisi için yeni veziri ve saraydan iki kethüda ile ormana gittiler. Fakat yolları bir yamyam kabilesinin obasına düştü. Yamyam askerler hemen onları yakalayıp oba reisinin yanına götürdüler. Reis, “Bakın bakalım, kurbanlık için elverişliler mi?” dedi. Askerler kontrol ettiler. Padişahın serçe parmağının olmadığını görünce, “Bu kurban olmaz” deyip onu serbest bıraktılar ve diğerlerini kurbanlık olarak reise sundular.

Padişah kurtulur kurtulmaz çoktan unuttuğu, “Her şeyde bir hayır vardır” diyen vezirini yeniden hatırladı. Zindanına gitti ve ondan af diledi.  “Kusura bakma vezirim; senin o sözünün değerini bilemedim. Boş yere seni zindana attım. Hakkını helal et. Seni yadırgamıştım ama gerçekten parmağımın kopmasında da hayır varmış” dedi. Vezir ise, “Meraklanma padişahım; beni zindana atmanda da bir hayır varmış. Yoksa ben de kurbanlık olarak kesilirdim” dedi.

Allah bu memleketi, İslam düşmanı devletlerin tahrikleriyle harekete geçenlerden muhafaza etsin.

...........................

O yıl, başarılı ve şöhretli yazarın başından kötü şeyler geçmişti. Yaşadığı acı hadiseler yüzünden oldukça karamsar olmuştu. Hep düşünceli ve yalnız kalmak istiyordu. Bir gün odasına çekildi ve bir kâğıda şunları yazdı:

“Ah, şu geçen yıl ah! Böbrek ameliyatı oldum ve üç ay yatağa mahkûm kaldım. Bu sebeple,  30 yıldır çalıştığım yayın evi ile sözleşmemi bozdum. Bu halimle yaşlılığın sınırı olan 60. yaşıma da girdim. Tam bu sırada babam vefat etti. Ardından oğlum, geçirdiği trafik kazası yüzünden üç ay boyunca tıp eğitimine ara verdi. Ne kötü bir yıl geçirdim be!”

Onu izleyen karısı, kâğıda yazdıklarını okuyunca, kalemi eline aldı ve bir kâğıda bazı şeyler yazıp kocasının önüne koydu. Dalgın olan kocası başını çevirdiğinde kâğıdı gördü. İçinde şunlar yazılmıştı:

“Geçen yıl, yıllarca seni eziyet içinde yaşatan böbrek hastalığından şifa buldun. Böylece sıhhatli bir şekilde altmışıncı yaşına girmiş oldun. Yayıneviyle sözleşmeyi bozup emekli oldun ve telif için daha fazla zaman buldun. Yazacağın yeni kitaplar, başka yayınevleri tarafından bastırılacaktır. Baban, kimseye yük olmadan tam Seksenbeş yıl yaşadı ve gözü arkada kalmadan ruhunu Rahmana teslim etti. Oğlunun karıştığı kazada ölenler vardı ve senin oğlun muhakkak bir ölümden kurtuldu. Aman Allah’ım! Ne kadar da güzel bir yıl geçirmişiz!”

Afiyette Kalın