KIRIK BİBERLER…

24 / 04 / 2017

Pazarda yeşilbiber satan bir pazarcının tezgâhından biber almaya çalışan bir adam, pazarcıya biberlerin acılık durumunu sordu. Pazarcının ısrarla “Acıdır” sözü ile tatmin olmamış olacak ki,  tezgâhtan bir biber aldı ve belki de doğduğu günden beri bırakın fırçalamayı belki de hiç yıkamadığı dişleriyle bir parça kopardıktan sonra dilini bir süre kestiği kısımdan biberin içine sokup dolaştırdı ve sonra dilini dinledi. Sonra tekrar dilini biberin kesik bölümüne soktu. Pazarcının “Acıdır” sözünün doğru olmadığını beyan edercesine başını iki yana sallayarak dişleriyle parçalayıp dilini içinde gezdirdiği biberi, biber yığınının üzerine atıp satın almadan gitti.

Bu olay ilk başta pek bir sıkıntı içermiyor gibi görünebilir ancak, biraz ince düşünüldüğünde adamın tükürüğü içerisinde olması kuvvetle muhtemel bazı hastalık etkenlerini barındırıyor olabilir. Hiçbir sebep olmasa dahi bir insanın tükürüğü ancak kendi özelidir ve kendisini ilgilendirir. Başkasının yiyeceği bir gıda maddesine tükürüğünü bulaştırmak iğrenç bir durumdur diye düşünüyorum. Bu sebeple, Yeşil veya kırmızı taze biber satın alacak iseniz; sakın kırık ve parçalanmış olanlarını almayın. Zira birileri sizden önce biberin acılığını test etmiş olabilir.

 Bu biber hadisesi bana şu meşhur fıkrayı hatırlattı:

Şehirlerarası seyahat eden bir yolcu otobüsünde şoförün tam arkasındaki koltukta yaşlı bir kadın oturmaktadır. Gecenin sessizliği, mahmurluğu otobüsün içine iyice çökmüş, muavin de dâhil büyük çoğunluk uykuya dalmış bir vaziyette iken yaşlı kadın şoföre bir avuç badem ikram etmiş. Şoför son derece memnun bir eda ile bademleri almış ve teyzeye teşekkür ederek bademleri yemeye başlamış.15 dakika sonra yaşlı kadın tekrar şoförün omzuna dokunup bir avuç daha badem vermiş. Bu badem ikramı Dört-beş kere daha yapınca şoför:

-"Zahmet ediyorsunuz teyzeciğim. Bademlerinizi hep bana yedirdiniz. Neden kendiniz yemiyorsunuz?" Yaşlı teyze:

-“Çiğneyemiyorum evladım, dişlerim yok." Demiş.

Şoför:
  -" Teyzeciğim, Madem yiyemiyorsunuz ve dişleriniz yok o halde neden badem satın aldınız "diye sorması üzerine yaşlı teyzenin cevabı bir hayli ilginç olmuş:

   - “Hayır, evladım ben badem değil badem şekeri satın aldım. Şekerini emiyorum bademlerini de sana veriyorum!”

  Bir an böyle bir durum ile karşı karşıya kalındığında her halde herkes aynı şeyi düşünür ve yaşar. Mide bulandırıcı bir durumdur. Oysa fiili gerçekleştiren için son derece normal ve aklınca da kendisine veya başkasına bir iyilikte bulunduğu kanaati mevcuttur. Bu durum, yani insanın yaptığı bir davranıştan dolayı karşısındakinin bir tiksinme içine girebileceğinden dolayı incinebileceğini düşünememek cehalettir. Hatta Cehl-i mürekkeb olarak da tabir edilebilir.Cehl-i mürekkep ise; bilmediği halde, kendini biliyor zannetme veya yanlış malumatını doğru kabul etme halidir. Daha açık bir deyişle “kişinin, bilmediğini bilmemesi” olarak da tanımlanabilir. Maalesef toplumda bu denli çok kişiler vardır. Bu tür insanlar kendi arzularını giderme konusunda başkalarının zarar görmesini umursamamaları, yaşam kalitesinin düşmesine neden olabilmektedir.Zira bulaşıcı bir hastalığı olan bir kişi bir gıda maddesine temas ettiğinde bir başka sağlıklı kişinin de bu gıda maddesini tüketmesi ile aynı hastalığa maruz kalması kaçınılmaz olur. Hiçbir hastalığa veya olumsuzluğa sebep olmayacağı düşünülse dahi iğrenç davranışlarda bulunmak genel ahlak kurallarına, İslamiyet’in temel felsefesine aykırı bir durumdur. İslam inancında temizlik, imanın yarısı olarak kabul edilir. Bu durumda temizliğe önem vermeyen kişi, ne kadar uğraşırsa da imanının yarısı eksik kalır anlamı çıkmaktadır. “Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyiniz”(Taha-81)diye buyuran Yüce Allah, tertemiz olarak yarattığı nimetlerin, insanların kirletilerek birbirine yedirmesine de razı olmayacaktır diye düşünüyorum.

Afiyette kalın