MIRRA FİNCANI, BOSTANA, SALATA TABAĞI VE HİJYEN

25 / 09 / 2017

İnsan yaşamının her aşamasında ve her anında olduğu gibi beslenmesinde de temizlik esastır. Hemen her gün görsel ve yazılı medyada, okullarda, camilerde ve hemen her platformda detaylarıyla önemine değinilen bir konu olmasına rağmen maalesef gereken hassasiyetin gösterilmemesi birçok sıkıntıyı beraberinde getirmektedir. Bunun nedeni ise önemi anlatılan sağlığa uygunluk konusunun anlaşılamamasıdır diye düşünüyorum. Zira insanların birçoğu besin maddeleri için temizlik veya hijyen deyince yüzeysel bir temizlik algılamaktadır. Oysa her geçen gün insan sağlığını tehdit eden ve hijyenin ihmalinden kaynaklanan risk unsurları artmaktadır. Bu durum asla göz ardı edilmemesi gereken bir durumdur.

Gelenekselleşen bazı durum ve davranışların toplumun büyük bir bölümü tarafından kabul görmesi yiyeceklerin ve dolayısıyla sağlıklı yaşamın doğru algılanmasında önemli bir engel oluşturmaktadır. Mesela taziyelerde dağıtılan “mırra” adı verilen acı kahvenin durumu gibi. Sabahtan akşama kadar yüzlerce kişinin aynı fincan ile (iki veya en fazla üç fincan ile) dağıtılan acı kahve içmesi geleneği sağlığa uygun bir durum değildir. İnsanların ağız ve ağız ifrazatı yolu ile birbirine bulaştırdığı birçok hastalık vardır. Bazı geleneklerin sürdürülebilmesi ancak günümüzün eksileri ve artıları doğrultusunda yeniden revize edilerek sürdürülebilir bir hale getirilebilir. Mesela "mırra geleneği"  günümüzde ancak bir kullanımlık kağıt fincanlar ile sürdürülebilir diye düşünüyorum.

Bu konuda önemli sayılan bir diğer konu da özellikle de lokanta gibi yemek yenilen mekanlarda gerekli hassasiyetlerin gösterilmeyişidir. Oldukça lüks sayılan ve birinci sınıf lokanta olarak hizmet veren bazı kuruluşlarda dahi bu tür aksaklıklar ile karşılaşmak mümkündür. Mesela iki üç kişi bir masada oturup yemek yerken yemek ile birlikte verilen  salata, lebeniye, ezme veya bostana gibi yiyeceklerin ortak olarak bir tabakta geldiğini görürsünüz. Masada oturan herkes aynı tabağa kaşığını uzatacak, ağzına götürecek ve tekrar aynı tabağa daldırarak tekrar ağzına götürecek. Bu olayı şöyle dramatize etmek mümkündür. Diyelim ki o masada oturanlardan biri  “Allah muhafaza”  ama son derece tehlikeli ve bulaşıcı olan bir hastalık etkeni taşıyor ise, ağzına kaşığını götürdüğünde ağzının içindeki tükürük içerisinde bulunana hastalık etkeninin kaşığına yapışması ve tekrar kaşığını ezme, lebeniye veya tabağına daldırması ile o hastalık etkenini tabağın içine bırakması ve masada bulunan hastalığı olmayan bir diğer kişinin de aynı tabağa kaşığını daldırması sonucu o hastalık etkenini kendi vücuduna alması ihtimali oluşmuş olur. Bu durumda eğer her kesin tabağı ayrı olmuş olsa idi böyle bir sıkıntının yaşanması ihtimali oluşmazdı.

Uzmanlar virüs, bakteri gibi etkenlerin neden olduğu bulaşıcı hastalıkların aynı tabaktan yemek yeme yolu ile salgınlara neden olabildiği yönünde görüş bildirmektedirler. Özellikle Anadolu’nun birçok yöresinde Düğün, sünnet merasimlerinde ikramların aynı tabakta sunulması eski bir gelenektir. Eskiden olmayan bazı risklerin bu gün var olması, ikramların günümüz şartlarına uygun bir şekilde, insan sağlığına zarar vermeyecek tarzda sunulması için her kesin gerekli hassasiyeti göstermesi gerekir. Bu amaçla, tek kişiye özel ikramların yapılması daha sağlıklı olur. zira son dönemde toplum nüfusuyla orantılı olarak belli hastalıkların da arttığı bilinen bir gerçektir. Mesela, yapılan araştırmalara göre her yüz kişiden beşinin Hepatit B taşıyıcısı olduğunun anlaşıldığı uzmanların özellikle değindiği konuların başında gelmektedir.

Taziye düğün davet gibi toplu yemek yenilen durumlarda mutlaka bireysel porsiyonların ayarlanması, su için tek kullanımlık bardakların kullanılması veya her kese bir bardak verilmesi, lokantalarda verilen salata bostana gibi yiyeceklerin de mutlaka bir kişilik ayrı kaplarda verilmesi sağlıklı bir yaşamın ve dolayısıyla da çağdaş, medeni bir yaşamın gerekliliğidir ve önemsenmelidir. Her fert bu konuda gereken hassasiyeti gösterdiği takdirde kısa sürede bir çok olumsuzluğun ortadan kalkması söz konusu olabilir. Mesela lokantada iki üç kişiye aynı tabakta bostana veya salata gibi bir yiyecek sunulduğunda bunun sakıncalı olabileceği ve birer kişilik ikramların yapılabilmesinin daha iyi olacağının mümkün değilse de bu yiyeceklerin bu şekilde istenmememsi nazik bir dil ile işletmenin yetkililerine bildirildiği takdirde önlem alınacağı kanaatindeyim.Kanuni Sultan Süleyman'ın dediği gibi,

"Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi..."

Afiyette kalın

samburek@gmail.com

.