TATİL ADABI

07 / 08 / 2017

Zeytun kaplıcaları Kahramanmaraş ili sınırları dâhilinde olup il merkezinin yaklaşık Yetmiş kilometre kuzeyinde yüksek dağlarının zirvelerinde yer almaktadır. Özellikle Gaziantep ve Şanlıurfa başta olmak üzere Mardin, Diyarbakır, Batman illerinden çok sayıda insan hem çeşitli hastalıklarına deva aramak hem de bölgenin bunaltıcı sıcaklarından birkaç günlüğüne de olsa uzak kalmak için tatil yapmak amacıyla buraya gelirler. Öyle zannediyorum ki özellikle orta yaş grubundaki Şanlıurfalılardan burayı görmeyen veya en azından duymayan yoktur. Ekonomik yönden ucuz, yaşam şartları ve kültürel anlamda da uyum gösteren ve mütevazı bir yer olması hesabı ile bölgemiz halkı için son derece uygun bir tatil yeridir. Urfa’da ismi “Zeytinlik” olarak bilinir ve söylenir. Ancak Önemli bir ayrıntı olmasa bile bilinmesinde fayda olacağını düşünerek belirtmeliyim ki gerçek adı “Zeytun Ilıcası” dır.   Yöre halkı buraya” Ilıca” der.

 Ilıca’da her sabah çok erken saatlerde köylü pazarı kurulur. Köylülerin kendi ürettiği sebze, meyve, tereyağı, yoğurt, peynir ve yumurta gibi ürünlerin bolca ve birinci elden alınabiliyor olması, bu ürünlerin doğallığı ve ucuz oluşu da buranın cazibesini birkaç kat daha arttırmaktadır diye düşünüyorum.

Ancak bu kadar olumlu havayı zaman zaman bozmaya yönelik görüntüler de yok değildir. İster tatil yapmak isterse de çeşitli hastalıklarına şifa aramak için buraya gelen bazı vatandaşlarımızın sergiledikleri olumsuz tavır ve davranışlar ile oluşturdukları görüntüleri ise insanı hayrete düşürebilmektedir. Hamamdan çıkıp bornozu veya havluları ile çarşı Pazar dolaşandan tutun, kısacık şortu ve askılı atleti ile gün boyu insanların arasında dolaşan insanlara varana kadar birçok olumsuz davranışlar ile karşılaşılır. Sanki memleketinden çıkınca her davranış mubahmış gibi bir algının içine giren çok sayıda insan ile karşılaşırsınız. Bu durum çok çirkin bir görüntü kirliliğine yol açmakla birlikte buradaki olumlu tatil havasını da zedelemektedir diye düşünüyorum. Zira buraya tatil amacıyla gelen birçok insan başka tatil beldelerinde gördüğü ve rahatsız olduğu bu görüntülerden dolayı burayı tercih etmektedir. Nerede olursa olsun insanlar, adına Adab-ı Muaşeret denilen genel görgü ve ahlak kuralları dışına çıkmamalıdır. Hz. Muhammed (a.s.)’ın “Her dinin bir ahlakı vardır; İslam’ın ahlakı da hayâdır.” (İbn Mace, Zühd, 17)hadis-i şerifleri doğrultusunda düşünüldüğünde her an ve her yerde hâyâ ve edeb çerçevesinde olunması gerektiği sonucuna ulaşılır. Şu durumda Tatil yerleri gibi insanların dinlenmek ve değişik bir yaşam kalitesi içerisinde bulunmak istedikleri yerlerde daha titiz bir şekilde Adab-ı muaşerete riayet etmeleri gerekmektedir.

Adab-ı muaşeret, uyulması zorunlu kurallar anlamına geldiği gibi daha çok. Toplumun genel değer yargıları doğrultusunda davranma veya İyi ahlak, incelik, terbiye olarak da tanımlanabilir. İslam, hayatın her yönünü kapsayan görgü ve ahlak kuralları olarak algılandığına göre, Edep, davranış anlamında, incelik, görgü, ahlak, terbiye, nezaket, sevecenlik gibi öngörülen İslami kurallarını ifade eder de denilebilir.

  Yaşam kalitesinden söz edebilmek için Evde, pazarda, çarşıda kısacası hayatın her aşamasında kurallar olmalı ve kişi bunlara uymalıdır. Toplum içinde uyulması zorunlu olan ve adına "adab-ı muaşeret" de denilen bu kurallar yaşamın temelini oluşturmalıdır. Yunus Emre’nin şu sözleri bu anlamda oldukça manidardır.

  Girdim ilim meclisine, eyledim kıldım talep

Dediler ilim geride, illa edep illa edep.

Birlikte yaşamada başkalarının haklarını çiğnemeden, aksine başkalarının da haklarını gözeterek daha kaliteli ve daha huzurlu bir yaşam sürmek dileğiyle…

Afiyette kalın.

  samburek@gmail.com