AMA

15 / 05 / 2017

Çok çalıştır az para ver. Çok çalıştır çok para al ama az para ver. Her yerde işçi haklarının yendiğini söyle, işçi haklarının savunucusu kesil ama ay sonu geldiğinde görme duyma bilme.

Bir şirket var adını söylemeyelim çünkü bu şirketten bir sürü var. Bahsi geçen bu şirket her kesin tanıdığı bildiği bir şirket olsun. İhaleler, iş sözleşmeleri, anlaşmalar, yurt dışı seyahatleri trilyonluk işler… Şirket sahibinin son aldığı son model arabalar, bilmem kime aldığı birilerinin servet diyebileceği miktarda doğum günü hediyeleri…

Veya öyle çok büyük şirketler olmasın. Bizim yani sıradan insanların daha çok şahit olacağı patronlardan bahsedelim. Bir gazete, bir mağaza bir reklam şirketi veya bir market olsun. Bunların sahipleri daha çok tanıdık geliyor. Ve hangi birisiyle görüşürseniz görüşün taşeron sisteminden,  işçi sömürüsünden şikâyet ederler, bir anda adalet sisteminin savunucuları oluverirler.

Mesela bunlardan herhangi birisinin patronuyla konuşalım. Diyelim ki sen emek sömürüsü hakkında ne düşünüyorsun? Elbette vicdanı diyecektir ki patronu, asıl ayakta tutan şey onun anaparasının pazarlanmasını sağlayan, onun eli kolu olan işçileridir. Yani patronun, işçilerin çalıştığı saatlerde çıkıp arkadaşlarıyla gününü gün ederek yediği işin kaymağını üreten kişilerdir işçiler. Yani eğer o işçiler olmasaydı parası olan kişi patron olmayacaktı. Elinde bir sürü parasıyla baş başa kalan ne yapacağını bilmeyen biri olacaktı. Ama şimdi bakıyoruz ki patron ay sonunda veya hasılattan sonra fahiş paralar kazanıyor. Peki, onun o kadar para kazanmasını sağlayan işçisi ne kadar alıyor bu hasılattan? Devletin en az dediği rakamın, elinden geldiğince en azını veriyor işçisine o parayı da ‘’İŞKUR’’ denen ‘’ŞEY’’ den alıp işçiye veriyor. Yani o da onun cebinden çıkmıyor.

Şimdi biraz duralım ve bize adalet dersi veren bu patronu ay sonunda ziyaret edelim. İş yerinde on işçi çalıştırıyormuş. Hepsinin maaşı asgari ücret yani en kötü ihtimal. Hangi işçisiyle konuşuyorsak aynı şikâyetleri dinliyoruz. ‘’ patronumuz iyi adamdır ama iş paraya gelince başka biri oluyor’’

Az ver çok al. Çok çalıştır az ver veya hiç verme, emeğin karşılığını vermek yerine çok harca…

Bu bizim, geniş koltuklarında yayılıp, onu bunu adaletsizlik yapıyor diye eleştiren işverenlerimizin durumu. Haksızlığın yaşam tarzı yapıldığı bir dünyada hak arayan olmak en zor iş olsa gerek.

O zaman bize de çoğu kişiye kolay gelsin demek düşüyor.