Kısır Döngü

01 / 04 / 2017

En olmayacak şey olduğunda olabilecek şeylerin o ana kadar olmamış olması hayıflanan en acı durumlardan olsa gerek. Ve bu hayıflanma, alay konusu olan, ‘’ boşuna uğraşan’’ en taklit edilemezi başaran kişiye biraz mahcubiyet biraz da küstahça ‘’ hiç tahmin etmezdik’’ şeklinde olur. Kâğıt üstünde çok anlaşılır bu durum sosyal hayatımızda o kadar açık olmasa gerek ki örnekleri her kesin en az yaşı kadar çok.

İnsana özgü her şey gibi bu durum da evrensel bir kısır döngü galiba. Eğer bu durumun gerçekten evrensel bir kısır döngü olduğunu anlasaydık belki o zaman şu an bile bu durumun bir parçası olmaya devam ettiğimizi görürdük. Geriye gidelim bir şeylerin taşınması için sürüklendiği ya da omuzlandığı zamanlara gidelim. Tam da birileri bir şeyleri omuzlayıp götürüyorlarken, birileri ne bir şeyleri sürüklüyor ne de omuzluyor. Birkaç tahta parçasıyla uğraşıp oyalanıyorlar. Onların üstündeki alaycı, aşağılayıcı, ötekileştirici bakış ve söylemleri tahmin edebiliriz

Ya da binlerce hatta milyonlarca insanın akşam evine ya da pazara götürmek için yakalamaya çalıştığı balık sahillerine gidelim. Sabahın daha güneş değmemiş zamanlarında uyanıp denizin kendisine müsaade ettiği kadarına kadar gidip akşam eli boş dönmemeye çalışan adamlar… veya sahilin bir iki metrekarelik alanında oltasının uzanabildiği yere kadar kısmet arayan adamlar… yine tam da bu sıralarda denize açılan ama balık yakalamayan, sahile gelip olta taşımayan adamlar olduğunu düşünelim ve ‘’eli boş dönmeyen’’ adamların gözleriyle bakalım. ‘’ buralardan başka yerler de olabilir, başka dünyalar da olabilir’’ dediklerine bakmadan ‘’işe yaramaz adamlar’’ diye etiketlerdik herhalde.

Bu adam ve çağlardan, yıllar sonrasında arabaya binip, bir şeyler için uğraşan adamlara boş adam diyen birinin kısır döngünün ana cümlesi olduğundan elbette haberi yoktur. Belki asfaltı yararcasına ilerleyen tekerleğin de haberi yoktur. Veya çok uzaklara gidecek olan birinin, çok uzakları çok yakın eden uçağın içinde ‘’ben boş işler yapmam’’ derken Hazerfen Ahmet Çelebinin kim olduğunu da bilmiyordur. Yeni dünyada çocukluğunu yaşamış, yaşlılığını, gençlik anılarını anlatmayla geçiren yeni kıtalı birinin ‘’ balıkçılığı atalarımız bize miras bıraktı’’ derken ne macellan’dan ne kolomb’dan haberdar değildir.

Genelde yazılar, konuşmalar ‘’ o zaman bizim öyle yapmamız lazım böyle yapmamız lazım’’ şeklinde biter. Ama bu yazı ve bu düşünce maalesef öyle bitemeyecek. Çünkü şu an bile bir şeyler için uğraşan insanları, zahmet edip anlam veremediğimizden dolayı beğenmeyip elimizin tersiyle hayatımızdan ve en kıymetli düşüncelerimizden uzaklaştırdığımız bir gerçekken geçmişe veya olması gereken ama olmamış olanlara ahkâm kesmek ne hakkımız ne de haddimizdir.

Çok zor olmayan bir şeyler yapılırsa eğer belki bir şeyler düzelebilirdi. Mesela birileri anlam veremediğimiz bir şeyler yaptıklarında, uzakta durup kendimize has şeyler söylemek yerine anlamaya çalışsaydık belki şu an tekerleği çok az kişi hatırlar olacaktı veya uçağı. Veya yeni kıtalar çoktan bulunmuş olur yeni dünyaları konuşuyor olacaktık. Belki o zaman aramızdan birileri değil her kes kahraman olacaktı veya ‘’kahraman’’ kelimesi hiç lugatlarımıza girmeyecekti. Ama kahramanlarımız var ve maalesef çoğu olmaması gereken şeyden daha azlar. Yapılması, gidilmesi gereken çok şey ve çok yer varken biz hala konuşuyoruz. Ve daha çok ta konuşacağız galiba.