SÖMÜRÜCÜLER!

09 / 04 / 2017

   SÖMÜRÜCÜLER!

Ailecek, çok uzaklardan gelen misafirlerinizle beraber oturuyorsunuz. Yöresel yemeklerinizi yapmışsınız, çok zamandır görmediğiniz arkadaşlarınızla, akrabalarınızla hoş bir sohbet içindesiniz. Tam da bu mutlu tablonun ortasında aniden elektrikler kesiliyor. Bir anda ‘’ışıldak’’ bulma telaşınız mum bulma telaşınız, misafirlere mahcup oluşunuz…Tarifi, bu durumu anlatmaktan çok daha zor bir utanç…

Bu, bir şeyler anlatmak için araştırma yapıp cımbızla yakalanan bir konu değil maalesef. Her gün hatta her saat mahcubiyet kavramının utandığı bu durum yüzlerce kez tekrarlanıyor hem de yıllardır. En utanılacak şey de artık her esnafın önünde, bu utanç kadar kara olmayan petrolle çalışan jeneratörlerin olması. Bir iş yeri açılışında alınacaklar listesine çoktan girmiş ve yöneticilerimizin bu gayretli çalışmalarına(!) bakılırsa çıkmaya hiç de niyeti yok gibi. Ani kesintilerden dolayı bozulan beyaz eşyalardan, eriyen dondurmalardan, bozulan etlerden bahsetmek için de ayrıca uzun bir zaman ayırmak lazım. Veya çok zamandır ev sahibi olma hayali içerisindesiniz. ‘’TOKİ’’ diye bir şey var dediler ve yine çok etik olmayan bazı aşamalardan geçmek zorunda kalıp iyi kötü ev sahibi oldunuz. Akrabalarınız, eşiniz dostunuz yeni evinizi ziyarete gelecekler ama yol yok. Dolmuş yok. Elektrik var(!) şebeke yok. Su var(!) fırın yok. Market yok. Asansör var(!)… dışarıda, sokaklardan toplanan çöplerden oluşmuş bir dağın muazzam kokusu var. Her ay vadeliden taksit oranının yükselmesi var… Ev sahibi olduğunuza ne kadar sevinebilirsiniz?

Veya anneniz, eşiniz hasta ve acilen hastaneye götürülmesi gerekiyor. Herhangi bir araçla yola çıktınız. Hastanızın sarsılmaması gerekiyor çünkü her sarsıntıda acıları artıyor. Ama bizim yollarımız da projelerimiz gibi, elektriğimiz gibi unutulmuş ve mahrumiyet kelimesinin cisim giymiş hali.  Hatta yol o kadar kötü ki bir an içinizden ‘’keşke evde kalsaydı, hastaneye götürmeseydim’’ diyorsunuz. O yolun bitmesini, bir an önce hastaneye yetişmek istemeyi sadece o yolda o acıyı çeken bilir herhalde.

Veya veya veya… O kadar çok veya var ki hangi birisi anlatılsa ‘’bu da’’ var denilecek.

Peki neden, niçin, sebep ne…? Bu ‘’SORUNLAR’’ her yerde var mıdır? Bunların cevabını bulabilmek için yöneticilerimizin hangi semtlerde ikamet ettiklerine bakmamız gerekecek galiba. Eyyübiye ilçesine gidin bu bahsettiğimiz sorunların binlerce örneğine şahit olacaksınız.

Peki ‘’Eyyübiye ilçesini, yaşamaya müsait bir yer, çocukların sağlıklı ve geleceğe hazır bir şekilde büyütüleceği bir yer yapacağız’’ demek olan yöneticilik vazifesini yapan yöneticilerden kaç tanesi Eyyübiye’de ikamet ediyor? Hepsi ya Karaköprü’de ya Yenişehir’de ya da başka iyileştirilmiş bölgelerde. Peki, bir yönetici iyileştireceği yerden niçin taşınıp iyileşmiş bir yere gider ki? Bu çirkin, riyakar ve utanılası durumu cümleye dökelim. Yöneticilerimizin lisan-ı halleri şöyle olsa gerek ‘’bizim çocuklarımız var, onların oynayabileceği parklar olmalı, iyi okullar olmalı, temiz yerlerde olmalılar aksi halde geleceğe hazır olamazlar, sağlıklı büyüyemezler. Benim eşim ailem var, misafirlerim gelir, yaşadığım yerde iki de bir elektriğin suyun kesilmemesi lazım yoksa mahcup olurum utanırım. Sonra aniden hastaneye gitmek icap edebilir. Gittiğim yere yakın çok sayıda hastane olması gerekir, yolların iyi olması gerekir…’’ bir insan olarak bu ihtiyaçların giderilmesini istemek evrensel bir duygudur. Elbette istenilecek, elbette arzulanacak. Ve siz bu isteklerden dolayı bir yerden taşınıyorsanız bu bahsettiğiniz kriterlerin hiç birisi orada yok demektir. Ama siz bir yönetici iseniz ve bu isteklerden dolayı oradan ayrılıyorsanız ‘’biz size hizmet için buradayız’’ gibi söylemlerinizin hepsi mevcut konumunuzu korumak için söylediğiniz koca çirkin ve riyakar yalanlardan başka bir şey değildir.

Sayın yöneticilerimiz idare ve düzeninden sorumlu olduğunuz semtleri eğer çocuklarınızın büyüyeceği sağlıklı bir ortam olarak görmüyorsanız oradan kaçıp başka yöneticilerin kendi çocuklarının sağlıklı bir şekilde büyüyeceği yerler haline getirdiği, iyileştirilmiş yerlere kaçmayın. Sizin vazifeniz seçim zamanı uğrayıp daha önceden hazırlanmış klişe konuları alelacele anlatıp koşar adım arabalarla sorumlu olduğunuz yerlerden kaçmak değil, orada ikamet etmektir. Yönetiminden ve iyileştirilmesinden sorumlu olduğunuz yerlerde ikamet edin ki sorunları bizzat yaşayıp çözüm üretebilesiniz. O zaman sizin ve bütün herkesin çocukları büyümeleri gereken ortamlarda büyüyeceklerdir