BU DÜNYADA HAMAL OLMAK!

15 / 08 / 2017

Hal pazarında dolaşıyordum. Kavurucu sıcak bir hava vardı. Sırtında dört kasa domatesle bir hamal ilişti gözüme.  Hayret ve acıma dolu hislerle baktım ona. Ben bu sıcakta hamalın sırtındaki ağır yükün muhasebesini yaparken vicdanımda. Dükkânın birinden‘’biraz çabuk yürüsene’’ diye, yüksek bir sesle biri hamala bağırdı. Hamal sağa sola bakınmaya çalışırken, birden sırtındaki yüküyle beraber kalabalığın içinde yolun kenarındaki kaldırım taşlarına yığılı verdi. Domatesler sağa sola dağıldı. Kaldırım taşları, hamalın kafatasını yarmış olmalı ki başından kanlar akıyordu. Gelen geçen, orada çalışan herkes doluştu oraya. Sıcak havada kan kokusu bazı burunları rahatsız etmişti. Kalabalıktan iki adam hamalı boylu boyunca kaldırıma uzattı. Hamalın sırtındaki kasaları indirmeye çalıştılar. Kasalar beline sağlam bir iple sıkı sıkıya bağlanmıştı. Açılması zor oldu. Hamal can çekişiyordu. Başı yarılmış, kan oluk oluk akıyordu. Bizse seyretmeye koyulduk. O kadar araba orda dururken, hiç kimse adamı arabasına alıp hastaneye götürmeye yanaşmadı. Her kafadan bir ses çıkıyordu. Biri ‘’zavallı adam tansiyonu düştü herhalde’’,başka biri‘’bu kavurucu havada bu ağır yüke insan dayanır mı,  Allah yardım etsin’’ derken, bir diğeri ’’hastaysan başka işte çalış, zavallı karısı, zavallı çocukları’’ diyordu. Hiç kimse, niçin bu sıcakta bu kadar yükü taşıyorsun demedi. Hamalın yüzü kireç gibi bembeyaz olmuştu. Tüm kanı çekilmeye başlamıştı. Akan son damlaları yüzünde pıhtılaşmıştı. Sonunda ambulans gelmişti.  Ama talihsiz adam çoktan veda etmişti bu çile dolu acımasız hayata.

Hani dostluğun kolları birbirimizi dünyanın bir ucundan diğer ucuna kadar kucaklayabilecek kadar uzundu! Hani komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildi! Hani vücudun herhangi bir uzvu hastalandığında bütün vücut bu acıyı hissederdi!,

Peki, neden bu hayatta birileri açlıktan, birileri soğuktan donarak ölür. Peki, neden bu dünyada birileri yokluktan kahrolup yıkılır?