EN BÜYÜK DERT KAPİTALİZİMDİR

28 / 11 / 2017

   Mutluluğu, huzuru, saadeti ve güvenle tesis edilmiş sevgiyi, ilk önce kendi yuvamızda yetiştirmeliyiz. Kendi hanemizde yetiştiremediğiz çiçekleri, başkalarının bahçesinde yetiştirmek hiçbir anlam ifade etmez. Aile huzursuzsa toplumda huzursuzdur. Ailede belli bir tertip, düzen disiplin yoksa toplumda da yoktur. Zira aile toplumun mihenk taşıdır.

  Kapitalist sistemin aile mefhumunu sömürü çarkları arasında ezdiği ortadadır. Bir taraftan haddi hesabı olmayan tüketim çılgınlığına varan israf, diğer yandan toplumun bencil ve zalim olması. Ben en iyi şekilde yaşayayım da kim ölürse ölsün mantığıyla yaşıyor olması.  Örneğin asgari ücretle çalışan bir adam evin kirasını mı versin, faturalarını mı ödesin, kapitalizmin kölesi olmuş aile fertlerinin lüzumsuz harcamalarına mı yetiştirsin.  Açıkçası bencilik ve duyarsızlık had safhaya ulaşmış. Kadın kocasının aldığı paraya göre adım atmıyor, çocuklar alacakları ayakkabı elbise vb ihtiyaçlarını babalarının aldığı maaşa göre belirlemiyor. Moda dediğimiz illetin tesirinde kalarak, revaçta olan albenili ürünleri tercih ederek, arkadaşlarına atacağı havanın derdinde.  Onlar için çevreden gelen övgü ve beğenilme önemlidir. Kurulu saat diliminde hareket eden babalarının ne iş yaptığı, kaç saat çalıştığı, ne kadar uyuduğu, borçla yatıp borçla kalkmasının ruhunda ne tür bir tahribat yarattığı, ne kadar büyük ıstıraplar yaşadığı umurlarında bile değil. Hal bu olunca kırılmalar, meydana geliyor. Aşkın, sevginin, muhabbetin yeri olan aile ocağında yavaş yavaş merhametsizlik,  birbirinin hakkına hukukuna rivayet etmemek,  yalan, ihanet baş gösteriyor.

  Kapitalist yaşam tarzının beraberinde getirdiği yoksulluk; samimiyeti, sevgiyi, güveni zamanla yok ediyor. Oysa hayat belli kanunlar çerçevesinde işlevini görür. Dünya kurulduğundan beri kainat kendi işlerinden hiç şaşmadan dengeli bir şekilde hareket etmektedir. Allah refahı, huzuru ve mutluluğu bozacak tek yasa koymamıştır. Dünyayı donuklaştıran, kan gölüne dönüştüren; dostluğu ve kardeşliği yok eden toplumun yanlış ve katı kurallarıdır.

  Kapitalist sistem kendine bağımlı kıldığı insanı ağında hapsederek özgürlüğünü elinden almıştır. Bir lokma ekmeğe muhtaç olan insanlar hangi şartlar altında yaşarlarsa yaşasınlar, mevcut işleri ellerinden alınmasın diye tüm yanlışlara karşı gözünü kapatır ve susarlar.  

  Velhasıl kapitalizm tüm hastalıkların anasıdır.