İsraf

24 / 01 / 2017

-Muhakkak israf edenler şeytanların kardeşleri oldular ve şeytan rabbine karşı çok nankör oldu -  -17/27/İsrâ-

  Tüketimin revaçta olduğu bu dönem hepimizi hegemonyası altına almış durumda. Bizler tükettikçe birilerini zenginleştiriyoruz. Bizler tükettikçe birilerinin gücüne güç katıyoruz. Bizler harcadıkça birbirimize karşı yabancılaşıyoruz, uzaklaşıyoruz. Anlayışı, ilk adımın atılmasını hep bir diğerinden bekliyoruz.  Aynı evde, aynı çatı altında yaşıyoruz, birbirimize bir o kadar da uzağız, sevgiden, muhabbetten, aşktan uzak. Dünyayı yönetecek bir kabiliyete sahip ruhumuzu kendi elimizle öldürüyoruz. Ölü ruhlar etraflarına sıkıntı verirler, acı verirler.  Tıpkı duymayan, görmeyen, hissetmeyen gölgeler gibi akıp gidiyoruz. Birbirimize basarak, birbirimize destek değil köstek olarak, birbirimize yaşam adına hiçbir şey tanımayarak istediğimiz, arzuladığımız şeyin her ne pahasına olursa olsun alınmasıyla oluşan ben merkezli hastalık beynimizi kuşattığı sürece,  sağlıklı, samimi ve insani hiçbir şey yapamayız. Bu egoist düşüncelerden arınmalıyız. Yoksa merhametsiz oluruz ve acıma duygumuzu kaybederiz. Sonra şeytanın kardeşi oluruz. Kendi nefsimize zulmederek etrafımızdaki insanlara da zulmederiz.

   Kapitalist yaşam tarzı bizi öyle bir yere getirmiş ki, ihtiyaç olmayan eşyaların arzulanması, evde daima bir arbedeye, kargaşaya, huzursuzluğa sebebiyet vermiştir. Tüketim kültürünün revaçta olduğu bu çağda kadın kocasının mesaiye kalmasına razı geliyor. Modayı takip etmekten, lüks yaşamaktan, israf etmekten korkmuyor. Modernizm,  bilinçaltımızı markalara göre belirlemiş durumda. Gözünden sakındırdığın çocuğunu yedirirsin, giydirirsin, okutursun. Hatta anne baba kendi nefsine tercih eder çocuğu. Sonra bakıyorsun ki tüketim hazzının hızına yetişemeyen çocuk her şeyi ters tepebiliyor. Tıpkı zehirli bir yılan gibi hiç beklenmedik bir yerde onları sokuyor.

  Kapitalist yaşam tarzı insanı yalnızlaştırıyor. İnsan yalnızlaştıkça bencilleşiyor, kabalaşıyor. Hızlı bir şekilde her şeyden, herkesten uzaklaşıyor. İnsan sınırlı bedeniyle, sınırsız olan istek ve arzularının peşinden sürükleniyor. Teskin edemediği arzularının ezici mutsuzluğu altında yaşamak zorunda kalıyor. Yaşadığımız bu çağda mutsuzluk, ekonomik durumu iyi olan ya da olmayan herkesin ortak sorunu.

  İnsanlar taksitle yaşıyor, borçlu olarak ölüyorlar. Aynı zamanda kapitalist yaşam tarzı, tüketim hastalığı, inancı, dostlukları, arkadaşlıkları da tüketebiliyor. Olmamamız gereken yerde bazen kendimizi görebiliyoruz. İnsan elindekiyle yetinmesini bilmeli.