KADININ MÜCADELESİ

02 / 05 / 2017

  ‘’Allah eşi konusunda seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitti. Allah, muhaverinizi duymaktaydı. Çünkü o işitir ve görür.’’  (Mücadele Suresi: 1 ) Allah, hakkını arayan kadının çabasına karşılık verdi. Medine toplumunda ezilen ve ötelenen kadının,  kadınlık onurunu ve gururunu dikkate alan Allah’tır. Allah, kadının feryadını,  sessiz çığlıklarını duymuş, derdine derman bulmuştur.

   Peki, o kadın neyin mücadelesini veriyordu? Kimin karşısında veriyordu?  O kadın, resulün Medine’de bulunduğu dönemde o toplumda kadın olmanın, eş olmanın, anne olmanın zorluğunu haykırıyordu Hz. Muhammed’in karşısında. O kadın takdire şayan direnişiyle tüm nesillere özelikle de kadınlara örnek olacak nadide kişiliklerden biriydi. Binyıllarca yıldır süregelen erkek hegemonyası içerisinde kıskıvrak yakalanmış bir halde yüzüstü terk edilen ve kendi kadınlık sorunları ile yapayalnız bırakılan onurunu ve gururunu arayan kadının haykırışını ve sesini Allah işitti. Bu, zımnen kadını cinsel bir meta haline dönüştüren erkek zihniyetine verilmiş bir ültimatom ve vahyin insan cinsinin en narin, en nazik, en zayıf halkasını unutmadığını, koruduğunu, dikkate aldığını; kadının tek savunucusunun Allah olduğunu bildiren bir ayet aynı zamanda. Bu ayet Allah’ın, kadının aşağılanan, çiğnenen onurunun ve ötelenen haklarının savunuluculuğunu üstlendiğinin açıkça beyanıdır. Kim kadının toplumsal feryadını işitiyorsa, derdini dinliyorsa, derman olmaya çalışıyorsa, bilsin ki, Allahın vahiysel bilincine erişmiştir. Bu sure kadın hakları beyannamesinin en önemli ilke ve prensibini ihtiva eder!  Nedir o? Adı üstünde kadın ve mücadele. Bu şu demektir. Kadın Haklarının en önemli etabı mücadeledir.  Ey kadınlar topluluğu, erkeklere karşı mücadele etmeden özgün haklarınızı kazanamazsınız mesajıdır.

   Kur’an bazen küçük bir örnekle büyük fotoğrafa dikkat çeker. Kadın haklarının korunması Kur’an’ın bir numarada ele aldığı bir hak vecibedir. Ne yazık ki, bu gün dünyanın geldiği noktaya baktığımızda insanların hırslarına yenik düşüp, daha konforlu bir hayat için, kadına hiç acımadan, kadını bir meta, bir obje olarak gördüğünü, onu tüm işlerinde kullandığını acı bir şekilde müşahede etmekteyiz. İhtirasları uğruna, vahşice, gelecekleri, onurları, annelik olgusu çalınan kadınları hiç kimse duymuyor, görmüyor. Kadınlar her an savaşta ölen çocuklar doğuruyorlar.  Arz inim inim inliyor, vurulan masum çocukların korku dolu çığlıklarından; annelerin geceye saldıkları sesiz ahlarından…  Acaba bunca felaket, verilen emanete ihanet edildiği için olabilir mi?

  Hani kadın erkeğe verilmiş bir emanetti ya!  


Not: Katkılarından dolayı Ender kardeşime teşekkür ederim.