OKUMAK

11 / 04 / 2017

 Bizi yaratan, yaşatan, rızık veren Allah dilediği için okumalıyız. Vahyin ilk sözüdür okumak. Biz okumazsak, anlayamayız yaratılış gayemizi. Okumazsak hayatımız yanlışlarla, yıkılışlarla, zanlarla geçer.  Oysaki her akşam hatim duasına oturduk. Gözümüzü yumup saatlerce tespih çektik. Onca salâvat getirdik. Bize yolu gösteren hocalarımıza, şeyhlerimize saygıda kusur etmedik. Bize oturun denilen yere oturduk. İlk dersimiz her gün Kur’an okumaktı. Biz her gün Kur’an okuduk, kimimiz yüzünden, kimimiz de ezbere. Ama içimizde bir sıkıntı vardı, başımızı gökyüzüne huşu ile kaldıramıyorduk.  Birçoğumuz okuduğumuzu anlamadığımızın farkındaydık. Ne zaman hocaya sorsak ‘’biz bu Kur’an’ı her gün okuyoruz da neden anlamıyoruz’’ diye. Hoca  ‘’sen kimsin ki Kur’an’ı anlayasın’’ derdi. Birçoğumuzun işine geliyordu belki de. Hâşâ Allah anlaşılamayacak bir kitabı neden göndersin ki. Oysa okuduğumuzu anlasaydık,  sokak ta yürüyemez olurduk. Ayak altındaki dilenci kadın kucağındaki bebeğiyle vicdanımıza dokunurdu, içimizi acıtırdı.  Kalabalık caddelerde simit satan, peçete satan çocuk batardı yüreğimize. Komşumuzun sıkıntısı, hüzne boğardı bizi. Okuduğumuzu anlasaydık ‘’sen kimsin ki’’ diyen Hoca’ya haddini bildirirdik. Okuduğumuzu anlasaydık, her gün ölüm senaryoları hazırlayan Firavunlara karşı susmazdık, zalimin zulmüne ortak olmazdık. 

  Anlamak için okumalıyız. Kapitalist yaşam tarzının bizi kendisine köle yaptığının farkına varmak için okumalıyız. Gecemizi gündüzümüze katarak çalışıyoruz, ama yinede dünyalık ihtiyaçlarımızı tamamlayamıyoruz. Yorgun argın geldiğimiz evimizde huzur yok, sevgi yok. Oysaki bunca çabamızın, koşuşturmanın, nedeni ailede saadeti yakalamak değil miydi? Evet, ama sorun bizim nankör olmamız, heva ve heveslerimizin peşinde koşturmamız, ruhumuzu her gün kendi elimizle yavaş yavaş öldürmemiz. Hak dururken batıla yönelmemiz.

  Yeryüzü insanoğlu için yaratılmış, evrende bulunan her şey onun için. Ancak ilahi buyruklarla nefsini terbiye etmeyen insan kontrolden çıkıyor, en zararlı hayvandan daha yırtıcı, daha zararlı oluyor. İçindeki insanı öldüren, bulunduğu toplumda, her an patlamaya hazır canlı bir bombadır aynı zamanda. İşte daha dünyadayken insan bencil olmasının cezasını çekiyor, çok acı bir şekilde bedel ödüyor, kendi kendini ve neslini harap ediyor. Yürekler, yüzler tabiatın soğuğu ile değil insanın yüreğindeki soğukla daha çok üşüyor.  Bunun için okumaya kendimizden başlamalıyız, evet kendimizi okumalıyız, tanımalıyız. Kendimizi tanırsak, neyi nerde ne zaman yapacağımıza biz karar veririz, yönümüz beli olur. Kendi kendimizi yönetirsek, dünyanın doğru bir yer olduğunu kavrarız. Hayatın bize sunduğu güzellikleri görürüz. Ne zaman ki dara düşsek veya hastalansak, hemen başucumuzda Eyyüb’ü görürüz. Ne vakit yolumuzu şaşırıp hevamızın peşinden gitsek Yusuf akla gelir, utanır tövbe ederiz. Allah’ın haram kıldığı içeceklerden içmek istesek komutan Talut durdurur bizi. Akıntıya kapılıp boğulacak olsak, Nuh’un gemisi yetişir imdadımıza. Bütün bunları bilmek için okumalıyız. Ölümle hayat arasındaki kısacık ömrümüzde yapmamız gereken ne varsa insanlık adına hemen yapmalıyız. Kader deyip geçmemeliyiz, yaşadıklarımızın kendi ellerimizle yaptıklarımızın sonucu olduğunu bilmeliyiz. Allah’ın verdiği nimetleri ve güzellikleri elimizin tersiyle itmemeliyiz. Mutluluk yanı başımızdaki insanda, ama biz bunu görmeyiz. Mutluluğu çok uzakta ve mutlu olamayacağımız şeylerde ararız. Var edilmiş güzellikleri görürsek, paylaşırsak bizde mutlu oluruz karşımızdaki de.

   Okumalıyız, Allah için, kendimiz için, haksızlığa uğrayanların hakkını almak için, yolda kalmışa yoldaş olmak için ve insanca yaşamak için okumalıyız.