SAVAŞIN AYAK SESLERİ

06 / 03 / 2018

  Vakit geç olmuştu. Eşi hala gelmemişti. Hiç geç kalmazdı. Telefonunu aradı. Ulaşılamıyordu. Semiha’nın içinde bir tedirginlik oluşmuştu. Çocuklar uyuyordu.  Kendisi pencerenin dibindeki kanepede oturup eşini bekledi. Ne bitmek bilmeyen uzun bir geceydi. Oturduğu yerde uyuyakalmıştı. Birden patlama sesine benzeyen bir gürültüyle yerinden fırladı. Çocukların odasına koşturdu. En küçükleri ağlıyordu. Babaları gelmemişti henüz. Acaba, dedi Semiha. Aman Allah’ım! Pencereye yaklaştı. Perdeyi kaldırdı. Kapkaranlıktı. Sokakta hiç kimse görünmüyordu. Dışarıda sert, soğuk bir hava vardı. Metruk bir şehir görüntüsü vardı. Bahçe duvarından atlayan iki kedi birbirini kovalıyordu. Koca koca bulutlar giderek ayın ışığını engelliyordu. Karanlıkta göremediği bir şeyin tıkırdayarak pencerenin yanından geçmesi Semiha’yı iliklerine kadar ürküttü. Perdeyi kapatıp tekrar çocukların yanına döndü. Küçük çocuğunun ağlamasından diğer çocuklarda uyanmıştı. Evde korkunç bir hava oluşmuştu. Eşi neden hala dönmemişti. Bir zamandır uzak mahallelerden silah ve bomba sesleri duyuluyordu. Savaş kendi mahallelerine yaklaşmaktaydı. Bir kısım mahalleli şehri terk etmişti. Kendileri hala kalmak için direniyordu. Hem nereye gideceklerdi ki?

  Yakın yerlere bir bomba düşmüş olmalıydı. Semiha tekrar pencereye koştu, perdeyi kaldırıp dışarıya baktı. Bulutlar ayı içine hapsederek ortalığı zifiri karanlığa bırakmıştı. Karanlıkta hiçbir şey fark edilmiyordu. Baykuşa ne olmuştu. Oysa her gece bu vakitlerde öterdi. İçinde tuhaf şeyler hissetti. Perdeyi tekrar kapattı. Çocukları korkudan titreyen ellerini görmesinler diye hırkasının yenlerine sokmuştu. Eşini tekrar aradı telefonla aradığınız kişiye ulaşılmıyor cevabını aldı. Tabi, dedi kendi kendine, şarjı bitmiştir belki de. Çocuklarından en küçük olanı halen ağlıyordu. Onu hiç böyle huysuz görmemişti. Ne yapsa susmuyordu. Semiha diğer çocukların gözlerindeki korkuyu görmüştü. Etrafta onlarca cevapsız soru dolaşıyordu. Çok ürkütücü bir durumdu. Sanki ölümle burun burunaydılar. Evde müthiş bir panik hâkim olmuştu. O anda ortamın tek hâkimi korkuydu. Korktukları şey her an başlarına gelebilirdi. Ocakları başlarına yıkılabilirdi. Ve diğerleri gibi ansızın atılan bir bombanın kurbanı olabilirlerdi.  Birbirlerini ebediyen kaybedeceklerdi. Tüm hayallerini kaybedeceklerdi. Kırılacaktı tüm umutları.

  Çocuklardan büyük olanı ‘anne babam nerde’ diye sormuştu. Semiha kahırlı bir iç çektikten sonra sitem etti tüm olanlara. Kırılmış umutlarının hıncını kimden çıkaracaktı. İnsan bu acıyla nasıl yaşardı. Zamanla acısından çıldırırdı. Umutsuzluk ve çaresizlik içerisinde sağa sola bakınıp duruyordu. Kapı çaldı. Biraz korku biraz umutla kapıya koştu. Açmaya cesaret edemiyordu. Üst üste çalmaya başladı. Kapıyı açtı. Gelen eşiydi.