VİCDANININ SESİNİ DİNLE

20 / 03 / 2018

  Çocuk:

  -Her gün olduğu gibi bugün de kararsızsın, bugün de yapma anne, bırak bir gün daha yaşayayım. Sen her ağladığında ben zaten kahroluyorum,  eğer o ilacı içersen ben ölürüm ve biliyorum ki sen çok üzülürsün. Bırak geleyim şu dünya denilen yere, bende bakayım tadına. Hani siz çok sevmiyorsunuz ya, olsun, ben de göreyim. Oraları tanımak; dağları, ovaları görmek istiyorum. Ha buralarda deniz yokmuş varsın olmasın. Kuşları, çiçekleri görürüm.

Bırak geleyim, kıyma bana. Hem seni merak ediyorum, babamı, ağabeylerimi ve ablamı merak ediyorum. Bırak hiç olmazsa sizi tanıyayım. Belki arkadaşlarım olur mahallede, onları da görmüş olurum.

  Anne:

  Anne gözlerini kapattı.

  - Allah’ım ne olur yardım et, bu gelen beşinci olacak, zaten zar zor geçiniyoruz. Malum, kocam ayyaşın teki. Hangi işe girse bin bir bahana bulur, çalışmaz. Mehmet’im on iki yaşında okuldan geldiği gibi tartısını alır, insanların en kalabalık olduğu bir sokakta, bir yere çömelir,  tartısının başında bekler. Gitmediği gün babasının onu döveceğini bilir. Ramazan’ım on yaşında, bir marangozun yanında hafta sonları çırak olarak çalışıyor. Fatma sekiz yaşında okula göndermiyoruz.  Gözü hep okula giden arkadaşlarının çantasında, ayakkabısında ve tokasında. Bana her söylediğinde içim acıyor. Zehra altısına girecek, yaşıtları ana sınıfına gidiyor. Maddi koşulların yetersizliğinden onu da gönderemiyoruz. Tüm bunlara şahitsin Ya Rabbi.

 

  Çocuk:

  - Ama anneciğim rızkımızı Allah veriyor, hem ben küçüğüm ne kadar yemek yiyebilirim ki. Olur mu anne, dokunma bana,  hem nasıl olsa oralarda savaş, hastalık, kaza, cinayet oluyormuş. Hep konuşuyorsunuz ve haberlerde dinliyorsunuz ya. Belki bunlardan biriyle ölürüm. Şimdilik kıyma bana, ne olur anne!

  Anne:

  Anne ağlamaklı kalktı dışarı çıktı, ‘hava da bugün çok kasvetli, çok sıkıntılı’ deyip geri döndü. Dördüncü ayına giren bebeğin başını okşarcasına karnını okşadı. Bunu ilk defa yapıyordu. Kızlarını kucaklayıp defalarca öpüp kokladı. Okulda olan Mehmet’le Ramazan’ı dört gözle beklemeye başladı.

  -Tamam, günahına ben girmeyeceğim. Zaten dışarıda yeterince günahkâr var, bir günahkâr da ben olmayacağım. Zaten savaşlarda çocuklar ölüyor, bir çocukta ben öldürmeyeceğim. Biliyorum çocuklar bunu hak etmiyor. Anneler öldürülmeleri için doğurmuyor çocuklarını. Ben de vazgeçtim, düşürmeyeceğim doğmak isteyen çocuğumu. Bana tavsiye edildiği gibi yüksek yerden atlayıp veya koca karı ilaçlarını kullanıp düşürmeye çalışmayacağım çocuğumu. Dünyanın tüm kötülüğüne rağmen onu dünyaya getireceğim. Biz yapamadık, biz güzel bir dünya bırakamadık çocuklarımıza. Belki çocuklarımız veya onların çocukları daha güzel bir dünya yaratırlar geleceğin çocuklarına!

  Nimetlerin en kıymetlisi, en güzeli vicdanımızın sesini dinlemektir.