'Gram altında 170 lira sürpriz olmayacaktır'

İKO Başkanı İşler, “Bugün itibarıyla 1,283-1,284 bandında yatay bir seyir izleyen ons altının 1,280-1,295 bandında işlem göreceği varsayımıyla gram altının 165-167 TL, hatta 170 TL’yi görmesi çok sürpriz olmayacaktır.” dedi.

01 / 12 / 2017 10:30

İstanbul Kuyumcular Odası (İKO) Başkanı Norayr İşler, gram altında yaşanan yükselişin devam edeceğini belirterek, “Bugün itibarıyla 1,283-1,284 bandında yatay bir seyir izleyen ons altının 1,280-1,295 bandında işlem göreceği varsayımıyla gram altının 165-167 TL, hatta 170 TL’yi görmesi çok sürpriz olmayacaktır.” dedi. Altın fiyatlarına ilişkin açıklamalarda bulunan İşler, gram altının yıl başından bu yana yüzde 25’in üzerinde değer kazanarak, belirli periyotlar içerisinde TL bazında rekorlar kırdığını hatırlattı. Altının gram fiyatının 165-166 TL civarına çıktığını aktaran İşler, “Bugün piyasaya bakıldığında dolar/TL’nin 3,90- 4 TL aralığında bir seyir için yön bulmaya çalıştığını görüyoruz. Böyle bir durumda, bugün itibarıyla 1,283-1,284 bandında yatay bir seyir izleyen ons altının 1,280-1,295 bandında işlem göreceği varsayımıyla gram altının 165-167 TL, hatta altının gramının 170 TL’yi görmesi çok sürpriz olmayacaktır.” değerlendirmesini yaptı.

‘BEKLENTİLERİN ARTMASI, DOLARIN YUKARI DOĞRU HAREKETİNİ HIZLANDIRIYOR’

Altındaki yükselişin uluslararası piyasaların ve yatırımcıların gözünü Amerika’daki gelişmelere diktiğini anlatan İşler, şöyle konuştu: “Vergi reformuyla ilgili olumlu gelişmeler, ABD ve dünya borsalarına olumlu yansıdı ve artışa neden oldu. Trump’ın hazırladığı vergi reformunun bu hafta içerisinde kabul edileceğiyle ilgili beklentilerin artması, doların yukarı doğru hareketini hızlandırıyor. Bu trendi, Amerika büyüme verisinin beklentilerin üzerinde, yüzde 3,3 olarak çıkması ve kademeli faiz artışının yapılacağının piyasalar tarafından satın alınması da olumlu etkiliyor. Diğer yandan, küresel anlamda altının onsunun yönünün aşağıya doğru yönelmesinde ABD 10 yıllık tahvil faizlerini yüzde 2,38 seviyesine yükseltilmesi etkili oluyor.”

‘ALTIN VE DOLARDA GÖRÜLEN YÜKSELMENİN SUNİ OLDUĞUNA İNANIYORUM’

İşler, altının ülke içinde beklemede olduğuna işaret ederek, “TÜİK’in bugün açıkladığı dış ticaret verilerine bakıldığında Ocak-Ekim döneminde 15 milyar dolarlık altın ithalatı yapıldı. Altın ve mücevher ihracat rakamı bu verilerin altında olduğuna göre, bu rakamın önemli bir kısmının ülkemizde kaldığını söyleyebiliriz.” bilgilerini verdi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB), rezervlerinde son dönemde altın miktarına ağırlık verdiğini belirten İşler, geri kalan kısmın ise halk tarafından güvenli liman olarak görülen altına yapılan yatırımdan kaynaklandığını ifade etti. Amerika’da ekonomi ayağında her ne kadar olumlu işaretler gelse de dünyada jeopolitik ve siyasi risklerin azalmadığına dikkati çeken İşler, şunları kaydetti: “Kuzey Kore’nin dün yeniden füze denemesi yapması, yakın coğrafyamızdaki karışıklıklar altına olan ilgiyi her zaman canlı tutuyor, ülke paralarına olan güvensizlikler nedeniyle kurumsal ve bireysel yatırımcılar, tercihlerini yine altından yana kullanıyor. Ülkemizde altın ve dolarda son haftalarda görülen yükselmenin normal olmadığını, suni olduğunu ve kısa süre sonra normal seyrine döneceğine inanıyorum. Dalgalı hareket, psikolojik sebeplerden kaynaklanıyor ve ABD’de başlayan davanın bu anlamda fazlaca köpürtülerek, piyasaların ve oyuncuların manipüle edildiğini düşünüyorum. Bu anlamda, medyamız ve kamuoyu da bu davaya ederinden fazla değer yükleyerek, ister istemez bu olumsuz tabloya ve dalgalı seyre katkı sunuyor.”

‘ÜLKEMİZİN BU SÜRECİ ATLATACAĞINA GÜVENİMİZ TAMDIR’

İşler, hem döviz, hem de altın fiyatlarının makul bir seviyeye inmesi için ülke olarak bu psikolojiden hızla sıyrılmak gerektiğine vurgu yaparak, sözlerini şöyle tamamladı: “Ülkemizin tüm kurum ve kuruluşlarıyla ve güçlü bankacılık sistemiyle bu süreci de kısa bir süre içerisinde atlatacağına olan güvenimiz tamdır. Bazı ülkelere uygulanan ambargoların delinmesiyle ilgili ABD’de benzer davalar, daha önce de görüldü. Söz konusu ülkelerde konu, sadece ilgili bankalarla sınırlı kaldı. Tüm hayatımızı ve ekonomiyi etkileyecek bir boyutla yaklaşılması ve konuya bu değerin verilmesi yanlış. Bizim de konuya, ülkemizin 2013 yılından beri yaşadığı süreçleri de göz önünde tutarak, daha sağduyulu, fazla büyütmeden, bu şekilde yaklaşmamız gerekiyor.” (AA)