‘İşçinin çocuğu işçi kalmasın’

SGK Başkanı Selim Bağlı, mevsimlik tarım işçilerinin özellikle eğitim noktasında büyük sıkıntılar yaşadıklarını belirterek, “Ben de dar gelirli bir ailenin çocuğuydum ama babam beni okuttu. Eğer tarlaya gitseydim, okuyamazdım. Okudum ve SGK Başkanı oldum, hepinizin çocukları vali, SGK başkanı olabilir. Ülkede bu imkan var. Çocuklarımızı bu haktan mahrum etmememiz gerekiyor. İşçinin çocuğu işçi olarak hayatını sürdürecek diye bir şey yok” dedi.

20 / 11 / 2017 16:56

Mustafa PAYIK/İPEKYOL

Kayıtlı İstihdamın desteklenmesi Projesi (KİDEP) kapsamında organize edilen ‘Mevsimlik Tarım İşçilerinin Sosyal Güvenliği’ Çalıştayı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İl Müdürlüğü’nde yapıldı. Düzenlenen çalıştaya SGK Başkanı Selim Bağlı, Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, SGK İl Müdürü İsmail Ünlü, SGK yetkilileri ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcisi ve vatandaşlar katıldı.

‘URFA’DA MEVSİMLİK TARIM İŞÇİLERİ İLE İLGİLİ ÖZEL DURUM VAR’
Programda söz alan SGK Başkanı Selim Bağlı, Şanlıurfa’nın mevsimlik tarım işçileri noktasında özel bir yerinin olduğunu belirterek, “Kayıtdışı istihdamın en çok olduğu sektörlerin başında tarım geliyor. Asıl sorunun mevsimlik tarım işçileri olduğunu görüyoruz. Urfa’nın da mevsimlik tarım işçileri ile ilgili özel bir durumu var, Şanlıurfa hem tarım işçisi alan hem de veren bir il. GAP’ın tamamlanmasıyla komşu illerden mevsimlik tarım işçisi alan bir il Urfa. Başbakan tarafından yayınlanan genelgede mevsimlik tarım işçilerinin hakları yazıyor. Bu genelge ile mevsimlik tarım işçilerinin sağ salim yerlerine ulaşabilmeleri, ulaşımlarının belirli çerçevelerde yapılması, gittikleri yerlerde iaşelerinin sağlanması, hijyenik ortamın temini, temiz suya erişimi ve en önemlisi beraberlerinde götürdükleri çocuklarının da eğitim hayatlarının sekteye uğramaması, eğitimlerini sürdürebilmeleri” diye konuştu.

‘MEVSİMLİK TARIM İŞÇİLERİ HAKLARINI BİLMİYOR’Mevsimlik tarım işçilerinin haklarını bilmediğine değinen Bağlı, “Aslında mevsimlik tarım işçileri de hakların bilmiyor. Bu haklarını kaymakam veya valiye bildirdiklerinde kullanma hakları olduğunu bilmiyor. Mevsimlik tarım işçisinin benim hakları var demesi lazım. Bunun yanında yaygın bir yanlış anlaşılma var. Vatandaşlar yeşil kartın kalktığını düşünüyor, yeşil kart yok zaten. 2008’de genel sağlık sigortası yürürlüğe girdikten sonra değişti. Maddi durumu iyi olmayan vatandaşların yerine primini devlet ödüyor. Herhangi bir güvencesi olmayan vatandaş da SGK’ya gidip 53 lira yatırdığı zaman cumhurbaşkanının, başbakanın, valinin sahip olduğu haklara sahip olur, yurt dışına gidebilir, ilaç alabilir. Eğer bunu da ödeme duruma yoksa gelir testine girdikten sonra bu primi de devlet ödüyor. Şöyle bir yanlış anlaşılma var, sigortalı çalışırsam yeşil kartım gider diye. Mevsimlik tarım işçilerimiz sigorta hakkından yararlanmak istemiyor, yeşil kart hakkım kaybolur diye. Yeşil kartın yok zaten, sen bizim sistemde ödeme gücü olmayan olarak görünüyorsun, 3-5 aylığına sigortanı yaptırırsın, sigortan süreli zaten. Döndüğün zaman devlet yine bize senin primini ödeyecek. Bir daha yeşil kart alamam diye bir durum söz konusu değil. Bu da bizim eksikliğimiz, herhalde yeterince anlatamadık” diyerek yaşanan durumu ifade etti.

‘MEVSİMLİK İŞÇİLERİ MUTLAKA KAYIT ALTINA ALMAMIZ LAZIM’Bağlı, mevsimlik işçilerin kayıt altına alınması gerektiği söyleyerek, “Mevsimlik tarım işçilerini mutlaka kayıt içine almamız lazım, bu onların geleceği için, sağlıklı bir şekilde yaşamaları için, ilerde emeklilik için mutlaka ama mutlaka lazım. Burada muhtarlarımıza, STK’larımıza, imamlarımıza ve meslek odalarımıza büyük görev düşüyor. Bu vatandaşlara bu haklarını anlatmamız gerek” ifadelerini kullandı.

‘İŞÇİNİN ÇOCUĞU İŞÇİ OLACAK DİYE BİRŞEY YOK’Mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarının eğitim noktasında yaşadıklarına değinen Bağlı, çocukların mutlaka eğitimlerine devam etmesi gerektiğini, işçinin oğlunun işçi kalmak zorunda olmadığını kaydetti. Bağlı, “Mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarının eğitimlerinin aksatılmaması gerekiyor. Ciddi bir maddi imkansızlığın olduğu kabul. Ama çocukların okula devam edebilmesi için devletin ciddi teşvikleri, ödemeleri var. Mevsimlik tarım işçisiyim diye çocukları eğitimden koparmanın, 3-4 ay okuldan uzak tutmanın hiçbir mantıklı tarafı yok. Gittiğiniz her yerde oranın mülki idare amiri o çocukların eğitimini sürdürmek zorunda. Ya orada bir okul açar veya taşıma sistemi o çocukların eğitimlerinin devam etmesini sağlar. Aksi takdirde ne olur, 8-9 aylık okulda ilk dönemin sonuna doğru gelecek, zar zor ortaokulu bitirecek, bitirir bitirmez de işçinin çocuğu işçi olarak hayatına devam edecek. Bende dar gelirli bir ailenin çocuğuydum ama babam beni okuttu. Eğer tarlaya gitseydim, okuyamazdım. Okudum ve SGK başkanı oldum, hepinizin çocukları vali, SGK başkanı olabilir. Ülkede bu imkan var. Çocuklarımızı bu haktan mahrum etmememiz gerekiyor. İnsanları umutsuzluğa sevk etmememiz lazım. Haklarımızı yerinde kullanalım. Mevsimlik işçinin çocuğu okula gitmeyecek diye bir şey yok, bu bizim kaderimiz değil. Çocukların geleceği, istikbalimiz, biz dar gelirliyiz, fakiriz, mevsimlik tarım işçisiyiz, bu nesilden nesle devam etmek zorunda değil. Başka ülkelerde belki böyledir ama bizim ülkemizde çocuklarımız bizimle aynı kaderi paylaşmak zorunda değil. Daha iyi şartlarda olabilirler, bunun da olmazsa olması eğitimdir. İyi eğitimli insan, iyi şartlara sahip olacaktır” diyerek sözlerine son verdi.